şey ile cümle

şey kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Ona söyleyecek hiçbir şeyim yok.I've got nothing to say to him.
O bir şey söylemeye cesaret edemedi.He didn't dare say anything.
Eğer ona bir şey olursa bana bildir.If anything happens to him, let me know.
Hiçbir şey onun fikrini değiştirmek için onu ikna edemez.Nothing could induce him to change his mind.
Onun hakkında bir şey bilmiyorum.I do not know anything about him.
Onun için üzülmekten başka bir şey yapamıyorum.I cannot but feel sorry for him.
Onun yaptığı şey yanlış değil.What he did is not wrong.
Paris'e seyahatinin sebebi başkanla tanışmaktı.His object in traveling to Paris was to meet with the President.
Hiçbir şey onun aşkının yerini doldurmadı.Nothing replaced his love.
Onun konuşması seyircilerin dikkatini zaptetti.His speech held the attention of the audience.
Onun performansı arzulanan hiçbir şeyi bırakmadı.His performance left nothing to be desired.
Onun hakkında her şey griydi.Everything about him was grey.
Onun iyileşmesi mucizeden başka bir şey değildi.His recovery was nothing short of a miracle.
Onun ani hastalığı bizi seyahatten alıkoydu.His sudden illness deterred us from traveling.
Onun erkek kardeşinin aklında bilgisayarlardan başka hiçbir şey yok.His brother has nothing but computers on his mind.
Onun planlarından bir şey çıkmaz.Nothing will come of his plans.
Söylediği her şey gıcığıma gidiyor.Everything he says rubs me the wrong way.
Onun söylediği şey gerçek.What he says is gospel.
Onun söylediği şeye inanmaktan kendimi alamıyorum.I cannot help believing what he says.
Onun söylediği bir tehditten daha az bir şey değildi.What he said was nothing less than a threat.
Söylediği her şey doğruydu.All he said was true.
Onun söylediği şey doğru değildi.What he said was beside the point.
Onun eski külüstürü bir şeye değmez.His old clunker isn't worth anything.
Ona bir şey olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if anything happened to him.
Onun karakteri hakkında daha çok şey bilseydim, ona güvenmezdim.Had I known more about his character, I would not have trusted him.
Onun oğlu tembel ve hiçbir şey için iyidir.His son is lazy and good for nothing.
O, çok çalışmasına rağmen bir şey değişmedi.Though he tried hard, nothing changed.
Ebeveynleri ona hoş bir şey aldılar.His parents bought him something nice.
Ebeveynleri ondan çok şey bekliyorlar.His parents expect too much of him.
Onun konuşması onun çok şey bildiğine beni inandırdı.His talk led me to believe that he knows a great deal.
Onun hikayesi düzmece görünebilir fakat her şeye rağmen gerçektir.His story may sound false, but it is true for all that.
O, para açısından her şeyi düşünüyor.He thinks of everything in terms of money.
O, dosyayı güvenli bir yer olduğunu düşündüğü şeyin içine sakladı.He concealed the file in what he thought was a safe place.
O TV seyrediyor.He is watching TV.
O, çok aptalca bir şey yaptı.He did a very foolish thing.
O, yalnız seyahat etmek için yeterince yaşlıdır.He is old enough to travel alone.
Tokyo'ya seyahate gitti.He set out for Tokyo.
İstediği her şeyi ona verir.He gives her everything she asks for.
O, etrafta seyahat eder.He travels around.
O sana ihtiyacın olan şeyi bulacak.He will provide you with what you need.
O size bir şey söyledi mi?Did he tell you anything?
Yeni bir şey denemeyecek kadar sakıngan.He is too cautious to try anything new.
O, Amerika'ya seyahate gitti.He went on a voyage to America.
O kâr açısından her şeyi düşünür.He thinks of everything in terms of profit.
Eski püskü bazı şeylerle karıştırdı.He is mixed up with something shabby.
O, her şeyi şansa bıraktı.He left everything to chance.
O sürekli bir şey ya da başka bir şey hakkında şikayet ediyor.He complains about one thing or another all the time.
O her zaman küçük şeyler hakkında kendini rahatsız eder.He always troubles himself about minor things.
O her zaman bize bir şey söylemeye çalışıyor.He's always trying to say something to us.
O her zaman yapmadan önce bir şeyi dikkatlice planlar.He always plans a thing out carefully before he does it.
O her zaman aynı şeyi söylüyor.He always says the same thing.
O her zaman şeyleri unutur.He is always forgetting things.
Seyahatinden ne zaman dönecek?When does he get back from his trip?
O, kitap kurdu denilen şeydir.He is what is called a bookworm.
O yalancıdan başka bir şey değil.He is nothing but a liar.
Elektronik hakkında bir şey bilmez.He knows nothing about electronics.
O, asla şeytana boyun eğmedi.He never gave in to temptation.
O, bu yaz Tohoku bölgesinde seyahat etti.He traveled through the Tohoku district this summer.
Seyircisini nasıl çekeceğini bilir.He knows how to captivate his audience.
Erkek kardeşi ile önemsiz şeyler hakkında sık sık tartışır.He often quarrels with his brother about trifles.

İlgili Sayfalar