şey ile cümle
şey kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Doğru olduğuna inandığınız şeyi yapın.Do what you believe is right.
Şu ana kadar hiçbir şey doğru değil.Nothing is ever right.
İşte düşündüğüm şey.That's what I thought.
Dürüst bir insan böyle bir şey yapmazdı.An honest man would not do such a thing.
Hiçbir şey samimiyetten daha önemli değildir.Nothing is more important than sincerity.
Koltuklar hazır oluncaya kadar bir süre beklemekten başka bir şey yapamayız.We can do nothing but wait for a while until the seats are available.
Bir koltuğu sağlama almak için yapman gereken bütün şey sırada beklemektir.All you have to do to secure a seat is to wait in line.
Sabırlı ve ısrarcı ol. Bu şeyler zaman alır.Be patient and persistent. These things take time.
Bir bilet olmadan trende seyahat etmemelisin.You must not travel on the train without a ticket.
Geçen hafta korkunç bir şey oldu.A terrible thing happened last week.
Geçen hafta söylediğin şeyi düşündüm.I've been meditating on what you said last week.
Öğretmen böyle bir şey söyleyemez.The teacher cannot have said such a thing.
Öğretmenim benim için iyi şeyler söyledi.My teacher put in a good word for me.
Bu konuda öğretmene her şeyi anlatacağım.I will tell the teacher all about it.
Geçen gün yoğun meydanda korkunç bir şey oldu.The other day, something horrible happened in the busy square.
Hiçbir şey savaştan daha kötü değildir.Nothing is worse than war.
Gemi ile seyahat etmek bize büyük zevk veriyor.Traveling by ship gives us great pleasure.
Tekneyle seyahat etmek çok eğlencelidir.Traveling by boat is a lot of fun.
Gemi seyrini değiştirdi.The ship changed its course.
Gemi, batıya doğru seyrediyor.The ship is sailing to the west.
Her şey için şimdiden teşekkürler.Thanking you in anticipation.
Her şey yolunda gitti.Everything went smoothly.
Her şeyi göz önünde bulundurarak, fikirden vazgeçmeye kararımı verdim.Taking all things into consideration, I have made up my mind to give up the idea.
Zaten böyle bir şey asla yapmadım.I never did like it anyway.
Her şeyi hesaba katarsak, seyahat eğlenceliydi.All in all, the excursion was pleasant.
Her şeyi hesaba katarsak, partide iyi bir zaman geçirdik.All in all, we had a good time at the party.
Her şeyi hesaba katarsak, uluslararası konferans bir başarı idi.All in all, the international conference was a success.
Her şeyimiz var gibi görünüyor.It looks like we have everything.
Tüm seyirci ayağa kalktı ve alkışlamaya başladı.The whole audience got up and started to applaud.
Her şeyi sepetime koy.Put everything in my basket.
Her şeyi yiyin.Eat everything.
Her şeyi anlamak her şeyi affetmektir.To understand all is to forgive all.
Sahip olduğun her şeyi ona ver.Give it all you've got.
Büyükbabam bize eski şeylerden bahseder.My grandfather tells us about old things.
Büyükannem tren ile seyahat etmeyi sever.My grandmother likes traveling by train.
Onların arkasından başkaları hakkında kötü şeyler söyleme!Don't say bad things about others behind their backs.
Oğlum ne zaman kötü bir şey yapmıyorsa, uyuyordur.When my son is doing nothing bad, he is sleeping.
Kaybı telafi etmek için her şeyi yapmaya hazırım.I am ready to do anything to make up for the loss.
Başka bir şey istedin mi?Did you want anything else?
Şimdi sizin için yapabileceğim bir şey var mı?Is there anything I can do for you now?
Başka bir şeye ihtiyacın var mı?Need anything else?
Başka bir şey var mı efendim?Anything else, sir?
Yapmam gereken bir şey var mı?Is there anything I must do?
Ben başka bir şey yapmadan önce bu mektupla uğraşmak istiyorum.I want to deal with this letter before I do anything else.
Diğerleri hakkında kötü şeyler söyleme.Don't say bad things about others.
Bir sürü şey Çin'den Japonya'ya getirildi.Many things were brought to Japan from China.
Birçok insan için, o bir mucizeden başka bir şey değildi.To many people, it was nothing short of a miracle.
Bizim büyük bir seyircimiz vardı.We had a large audience.
Tombul beyaz bir kedi, duvarın üstüne oturdu ve onları uykulu gözlerle seyretti.A fat white cat sat on a wall and watched them with sleepy eyes.
Onun için beklemekten başka yapacak bir şey yoktu.There was nothing for it but to wait.
Boş duran eller şeytanın aletidir.Idle hands are the devil's tool.
Sıkıcı işimde rutine bağladım ve yeni bir şey yapmam gerekiyor.I'm stuck in a rut in my boring job and need to do something new.
Mutfakta yanan bir şeyin kokusunu almıyor musun?Don't you smell something burning in the kitchen?
Mutfakta yanan bir şeyin kokusunu alıyorum.I smell something burning in the kitchen.
Mutfakta neredeyse hiçbir şeyimiz yoktu.We had next to nothing in the kitchen.
Taksiler sağanak sırasında seyrekti.Taxis are few and far between during a rainstorm.
Osaka'ya nasıl seyahat edeceksin?How will you travel to Osaka?
Hemen polisi aramak önemli bir şeydir.The important thing is to call the police at once.
O üzülecek bir şey değildir.It's nothing to get upset about.
Önemli şey dikkatli dinlemektir.The important thing is to listen carefully.