şey ile cümle
şey kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Söylenecek çok az şey var.Little remains to be said.
Söylemek ve yapmak iki farklı şeydir.Saying and doing are two different things.
Konuşmak bir şey, yapmak ayrı bir şey.Talking is one thing, doing is another.
Söyleyebileceğin şeyler var ve söyleyemiyeceğin şeyler var.There are some things you can say and some things you can't.
Benim için iyi bir şey söyle.Put in a good word for me.
Eski Yunanlar güneş sistemi hakkında bizim bildiğimiz kadar çok şey biliyorlardı.The ancient Greeks knew as much about the solar system as we do.
Yalnızlık ile izole edilmeyi birbirine karıştırmamak gerek. Bunlar iki farklı şey.We shouldn't confuse solitude with isolation. They are two separate things.
Sana yapılmasını istemediğin şeyi başkalarına yapma.Do unto others as you would have them do unto you.
Gururu böylesine ahlaksız bir şey yapmasına izin vermezdi.His pride wouldn't allow him to do such a mean thing.
Bu öğleden sonra yapılacak bir şeyin var mı?Have you anything to do this afternoon?
Bana ailen hakkında bir şey söyle.Tell me something about your family.
Senin ailenin Hokkaido'ya seyahat edeceği doğru mu? Seni kıskanıyorum.Is it true that your family will travel in Hokkaido? I envy you.
Acelen yoksa, bir bardak çay ya da bir şey içmeye ne dersin?How about a cup of tea or something, if you aren't in a hurry?
Lütfen geride hiçbir şey bırakmayın.Please leave nothing behind.
Bazı baskı hataları var fakat her şeyi hesaba katarsak iyi bir kitap.There are some misprints, but all in all, it's a good book.
Işık dünyanın etrafında bir saniyenin 7.5 katı hızında seyahat eder.Light travels around the earth seven and a half times a second.
Ben parkta beyaz bir şey gördüm.I saw something white in the park.
Orada bir şey görebiliyor musun?Can you see anything over there?
Susadım. Lütfen bana içecek soğuk bir şey verin.I am thirsty. Please give me something cold to drink.
Sevdiğimiz bir şey yaparken zaman çabuk geçer.Time passes quickly when we are doing something we like.
Fikrimi değiştirdim ve sonunda seyahate gitmemeye karar verdim.I changed my mind and decided not to go on a trip after all.
Her şeyi şansa bırakma.Don't leave everything to chance.
Seyyar satıcı sırtında büyük bir paket taşıyordu.The peddler carried a big bundle on his back.
Konuşmacı öyle söylediğinde seyirci kahkahalara boğuldu.On the speaker's saying so, the audience burst out into laughter.
O, liseden mezun olduğundan beri, hiçbir şey yapmıyor.Since he graduated from high school, he hasn't been doing anything.
Halı yapmak için ihtiyacın olan gerekli şeyler var mı?Do you have the stuff you need to make the rug?
Şimdi onun yapmasını istediğim şey çiti boyamaktır.What I want him to do now is to paint the fence.
Şu an yapacak bir şeyim yok.I have nothing to do now.
Artık onu bir mucizeden başka hiçbir şey kurtaramaz.Nothing but a miracle can save her now.
Bugün para olmadan hiçbir şey alamayız.Today we can't get anything without money.
Şu anda yapabileceğimiz çok az şey var.There's very little we can do now.
Şu anda her şey iyi gidiyor.Everything is going well at present.
Burada sahip olduğumuz tek şey budur.The only one we have is this one here.
Şu an için bir şey diyemem.I can not say anything for the moment.
Şu ana kadar her şey iyi.Everything is fine so far.
Şu anda seyahat etme planım yok.At the moment, I have no plans to travel.
Şimdi yapacak belirli bir şeyim yok.I have nothing particular to do now.
Şu an canım bir şey yemek istemiyor.I don't feel like eating anything now.
Şimdi canım bir şey yemek istemiyor.I don't feel like eating anything now.
Şimdilik her şey yolunda gidiyor.As yet, everything has been going well.
Şimdiye kadar her şey yolunda.It is all right so far.
Şimdiye kadar her şey iyi.It is all right so far.
Şimdiye kadar her şey başarılı.So far everything has been successful.
Onun şimdi uğruna yaşamak için hiçbir şeyi yok.Now he has nothing to live for.
Aşkından başka hiçbir şey onu kurtaramaz artık.Nothing but your love can save her now.
Şu andan itibaren düşündüğüm şeyi söyleyeceğim.From now on, I'm going to say what's on my mind.
Bana bu hafta sonu öğrendiğin önemli bir şey söyle.Tell me something important you learned this weekend.
Bu sabahtan beri hiçbir şey yemedim.I have not had anything to eat since this morning.
Sonunda her şeyin iyi sonuçlanacağını ümit ediyorum.I hope everything will turn out well in the end.
Sadako'nun şimdi yapabileceği bütün şey kağıttan vinçler yapmak ve bir mücize beklemekti.All Sadako could do now was to make paper cranes and hope for a miracle.
Gelecek Çarşamba bir şeyin var mı?Do you have anything next Wednesday?
Umarım bu sefer hiçbir şey ters gitmez.I just hope nothing goes wrong this time.
Bugün yapabileceğin şeyi yarına bırakma.Never put off till tomorrow what you can do today.
Bugünkü gazete önemli bir şey içermiyor.Today's paper contains nothing of importance.
Bugün gazetede ilginç bir şey yok.There is nothing interesting in the newspaper today.
Bugün yapacağım bir sürü şey var.Today I have a lot of things to do.
Bugün yapacak çok şeyim var.I have a lot of things to do today.
Şimdi yapacak çok şeylerim var.I have many things to do now.
Bugün başka bir şey yapmak istiyorum.I would like to do something else today.
Bugün canım farklı bir şey yapmak istiyor.I feel like doing something different today.