Ve bu beni düşünmeye sevketti.Dat zette me aan het denken.
Ve bu beni düşünmeye sevketti.Det fick mig att börja fundera.
Ve bu beni düşünmeye sevketti.Det fik mig til at tænke.
Ve bu beni düşünmeye sevketti.E questo mi fece pensare.
Ve bu beni düşünmeye sevketti.És ez elgondolkodtatott.
Ve bu beni düşünmeye sevketti.Et ça m'a fait réfléchir.
Ve bu beni düşünmeye sevketti.저는 그때 깨달았어요.
Ve bu beni düşünmeye sevketti.Tämä sai minut ajattelemaan.
Ve bu beni düşünmeye sevketti.To mi je dalo misliti.
Ve bu beni düşünmeye sevketti.Và điều đó khiến tôi phải suy nghĩ.
Ve bu beni düşünmeye sevketti.Y eso me puso a pensar.
Ve bu beni düşünmeye sevketti.Zastanowiło mnie to.
Ve bu beni düşünmeye sevketti.Και αυτό με έβαλε σε σκέψεις.
Ve bu beni düşünmeye sevketti.И това ме накара да се замисля.
Ve bu beni düşünmeye sevketti.Це змусило мене задуматися.
Ve bu beni düşünmeye sevketti.Это заставило меня задуматься.
Ve bu beni düşünmeye sevketti.וזה גרם לי לחשוב.
Ve bu beni düşünmeye sevketti.وهذا جعلني أفكر.
Ve bu beni düşünmeye sevketti.中学1年の数学で習うことは
Ve bu beni düşünmeye sevketti.呢樣令我反思七年級數學科的確係難嘅
Ve bu da Einstein'a dünya çapında ün kazandırdı. Aynı zamanda Kaluza'yı düşünmeye sevk etti.Zdobyła Einsteinowi międzynarodową sławę i zainspirowała Theodora Kaluzę.
Ve hepimiz büyük bir şevkle oyunun üretimine girişerek boş vaktimizin çoğunu bu oyuna harcamaya başladık.저희는 모두 똑같이 큰 관심과 열의를 가지고 거의 모든 여가를 바치며 게임을 만들기 시작했습니다
Ve yardım ettim, adını "şevkle ilerleme" anlamına gelenDat deed ik. We noemden ze Duterimbere, ofwel 'ga door met enthousiasme'.
Ve yardım ettim, adını "şevkle ilerleme" anlamına gelen전 수락하였고 결국 그 기관에 Duterimbere 라는 이름을 붙이게 되었는데
Ve yardım ettim, adını "şevkle ilerleme" anlamına gelen Duterimbere koyarak bitirdik.Assim fiz, e acabámos por dar-lhe o nome de Duterimbere, que significa "seguir em frente com entusiasmo".
Ve yardım ettim, adını "şevkle ilerleme" anlamına gelen Duterimbere koyarak bitirdik. Ve bunu yaparkenEleget tettem a kérésnek, és végül Duterimbere lett a neve, ami azt jelenti, hogy "lelkesedéssel továbbmenni".
Ve yardım ettim, adını "şevkle ilerleme" anlamına gelen Duterimbere koyarak bitirdik. Ve bunu yaparkenL'ho fatto, e finimmo per chiamarlo "Duterimbere", che significa "procedere con entusiasmo".
Ve yardım ettim, adını "şevkle ilerleme" anlamına gelen Duterimbere koyarak bitirdik. Ve bunu yaparkenŞi am făcut-o şi am numit-o până la urmă Duterimbere, care înseamnă "a merge înainte cu entuziasm".
Ve yardım ettim, adını "şevkle ilerleme" anlamına gelen Duterimbere koyarak bitirdik. Ve bunu yaparkenUnd das machte ich und wir nannten es letztlich Duterimbere, was "Mit Begeisterung vorangehen" bedeutet.
Ve yardım ettim, adını "şevkle ilerleme" anlamına gelen Duterimbere koyarak bitirdik. Ve bunu yaparkenЯ так и сделала, и мы назвали проект Дутеримбере, что в переводе означает продвигаться вперёд с энтузиазмом.
Ve yardım ettim, adını "şevkle ilerleme" anlamına gelenТака и направих. Нарекохме я Дутеримбере, което значи "напред с ентусиазъм".
Ve yardım ettim, adını "şevkle ilerleme" anlamına gelenאז עשיתי את זה, ולבסוף קראנו לעסק 'דוטרימברה',
Ve yardım ettim, adını "şevkle ilerleme" anlamına gelenوقد فعلت، وقد أنتهى بنا الحال بتسميته Duterimbere ،
Ve yardım ettim, adını "şevkle ilerleme" anlamına gelen「情熱の赴くままに」という意味です そのうち
Yarın sahile gideceğiz ve sizler oradan bir esir kampına sevkedileceksiniz. - Anlaşıldı mı?I morgon går vi mot kusten, sedan förs ni till ett fångläger.
Yarın sahile gideceğiz ve sizler oradan bir esir kampına sevkedileceksiniz. - Anlaşıldı mı?Mañana marcharemos hacia la costa, y terminarán en un campo de prisioneros. - ¿Está claro?
Yarın sahile gideceğiz ve sizler oradan bir esir kampına sevkedileceksiniz. - Anlaşıldı mı?Αύριο ξεκινάμε για την ακτή, και μετά μπαίνετε σε στρατόπεδο αιχμαλώτων.
Yarın sahile gideceğiz ve sizler oradan bir esir kampına sevkedileceksiniz.Besok kami meluncur ke pantai, dan memasukkanmu ke dalam penjara.
Yarın sahile gideceğiz ve sizler oradan bir esir kampına sevkedileceksiniz.Holnap lemegyünk a partra, aztán elviszünk egy fogolytáborba.
Yarın sahile gideceğiz ve sizler oradan bir esir kampına sevkedileceksiniz.I morgen marcherer vi mod kysten, og så ender I i en fangelejr.
Yarın sahile gideceğiz ve sizler oradan bir esir kampına sevkedileceksiniz.Morgen gaan we naar de zee en van daaruit gaan jullie naar een gevangenkamp.
Yarın sahile gideceğiz ve sizler oradan bir esir kampına sevkedileceksiniz.Утре се отправяме към морето, а оттам ще бъдете отведени във военнопленнически лагер.
Yarın sahile gideceğiz ve sizler oradan bir esir kampına sevkedileceksiniz.Утре ще се марширува към брега, а след това се озовават в затворнически лагер.
Yarın sahile gideceğiz ve sizler oradan bir esir kampına sevkedileceksiniz.מחר, נלך לעבר הים .ומשם תלקחו למחנה שבויים
Yarın sahile gideceğiz ve sizler oradan bir esir kampına sevkedileceksiniz.غدا سنتحرك نحو البحر و من هناك سيتم أخذكم لمعسكر الأسرى
Yeni Zelanda'daki depremden sonra insanlar, ürün yetiştirme etrafındaki bu kamusal şevkin bir kısmını뉴질랜드에서 지진 발생 후 크라이스트처치(지진 발생 도시) 중심부에서 일어나는 지역사회의 활발한
Yeni Zelanda'daki depremden sonra insanlar, ürün yetiştirme etrafındaki bu kamusal şevkin bir kısmınıPo potresu na Novi Zelandiji so nas obiskali ljudje z namenom, da vključijo nekaj tega skupnostnega duha
Yeni Zelanda'daki depremden sonra insanlar, ürün yetiştirme etrafındaki bu kamusal şevkin bir kısmınıאנשים ביקרו אצלנו אחרי רעידת האדמה בניו-זילנד על מנת לשלב משהו מהרוח הציבורית
Yeni Zelanda'daki depremden sonra insanlar, ürün yetiştirme etrafındaki bu kamusal şevkin bir kısmınıبعد الزلزال الذي حصل في نيوزيلندا قاموا بزيارتنا لكي يقومو بدمج وتوحيد روح الشعب
Yeni Zelanda'daki depremden sonra insanlar, ürün yetiştirme etrafındaki bu kamusal şevkin bir kısmını「地元で育てる」という精神を クライストチャーチに取り入れたい という人が来ました
Yirmi erkekten gücü olsaydı, onu sevk düz olur, ve onu içmek.A pít ji, a pokud jste měli sílu dvacet mužů, to by expedice rovnou.
Yirmi erkekten gücü olsaydı, onu sevk düz olur, ve onu içmek.A piť ju, a ak ste mali silu dvadsať mužov, to by expedície rovno.
Yirmi erkekten gücü olsaydı, onu sevk düz olur, ve onu içmek.Dan minum itu dari, dan, jika Anda memiliki kekuatan Dari dua puluh orang, akan memberangkatkan Anda lurus.
Yirmi erkekten gücü olsaydı, onu sevk düz olur, ve onu içmek.E bebê-lo fora, e, se você tivesse a força de vinte homens, teria envio-lo direto.
Yirmi erkekten gücü olsaydı, onu sevk düz olur, ve onu içmek.E bere fuori e, se si ha avuto la forza di venti uomini, sarebbe spedizione è dritto.
Yirmi erkekten gücü olsaydı, onu sevk düz olur, ve onu içmek.En drink het af, en, als je de kracht van twintig mannen, dan zou je meteen verzending.
Yirmi erkekten gücü olsaydı, onu sevk düz olur, ve onu içmek.És inni ki, és, ha volt ereje húsz ember, akkor feladási egyenesen.
Yirmi erkekten gücü olsaydı, onu sevk düz olur, ve onu içmek.Et le boire, et, si vous aviez la force de vingt hommes, il serait d'expédition que vous droites.
Yirmi erkekten gücü olsaydı, onu sevk düz olur, ve onu içmek.In to pijačo off, in, če bi imeli moč dvajsetih moških, bi to odpremo vam naravnost.
Yirmi erkekten gücü olsaydı, onu sevk düz olur, ve onu içmek.I wypić ją, a jeśli miał siłę dwudziestu ludzi, byłoby wysyłki prosto.