Şeker kamışından çıkartılan etanol, Brezilya'da arabalara yakıt olarak kullanılmaktadır.Methanol wordt enkel in Brazilië toegepast als motorbrandstof.
Çocuklara, şekerler verirdi.De bewoners geven de kinderen dan snoepjes.
Fudge bir şeker şekerlemesi türüdür.Karamellisatie is een vorm van oxidatie van suiker.
Ve ben şekeri çok severim!" dedi.Ik hou van de sluier."
Önce Şekerspor'u, sonra Pursaklarspor ve Kayserispor'u çalıştırdı.Het begon met de Akvareller, vervolgens het Scherzino.
Tatlandırıcı olarak şeker idi.Ze dacht dat het snoep was.
Tüm Smint şekerleri üçgen şeklindedir ve çoğu "S" ile oyulmuştur.De meeste spleettrommels hebben drie spleten in de vorm van een "H" gesneden.
Elde edilen bu şeker daha sonra bitkinin büyümesi için kullanılır.Deze suikers gebruikt de plant weer om te groeien.
Lindt & Sprüngli, daha çok Lindt olarak bilinen İsviçre kökenli çikolata ve şekerleme markasıdır.Lindt & Sprüngli AG, beter bekend als Lindt, is een Zwitserse chocoladefabrikant.
Şeker pembesi saçları vardır.De kelkbladen hebben spitse haren.
Muzaffer Şeker.Zucker – suiker.
Çocuklara bayraklar, şekerler ve armağanlar verilir.Ze overladen de Simpsons met voedsel en geschenken.
Cyclamate şekerden 30-50 kat(konsantrasyona bağlı olarak) daha tatlıdır.De zoetstof heeft een 30 tot 50 keer zo hoge zoetkracht als suiker.
2010 yılından itibaren Konya Şekerspor forması giymeye başladı.Hier bleef de organisatie echter ook na 2011 de groene trui gebruiken.
Bizde şeker yok.We hebben geen suiker.
Bizde şeker bitti.De suiker is op bij ons.
Şeker suda çözünür.Suiker lost op in water.
Çayı şekersiz içerim.Ik drink thee zonder suiker.
Japon şekerlemesi, Batı şekerlemesinden daha az kaloriye sahip.Japans snoep heeft minder calorieën dan westers snoep.
Yabancılardan şeker almama annem tarafından müsaadeli değilim.Ik mag van mijn moeder geen snoep aannemen van vreemden.
Kız arkadaşını şeker hastalığından kaybetti.Hij heeft zijn vriendin verloren aan diabetes.
Tatlı olarak biz şekerli frenküzümü yeriz.We eten aalbessen met suiker als dessert.
Bu şekeri çocuğa ver.Geef deze snoep aan het kind.
Nadiren kahvelerine şeker atarlar.Ze doen zelden suiker in hun koffie.
Şeker mi süt mü istiyorsunuz?Wilt u suiker of melk?
Şeker ya da süt ister misiniz?Wilt u suiker of melk?
Şeker mi istiyorsunuz yoksa süt mü?Wilt u suiker of melk?
Tom kahvesini çok şekerli içer.Tom drinkt zijn koffie met veel suiker.
Şeker eklemiyor musun?Doe je er geen suiker bij?
Orada kahve, şeker kamışı ve kakao yetiştiriliyor.Er wordt koffie, suikerriet en cacao verbouwd.
"Antiviral İlaçlar..." “Antiviral Ajan ve Aynı Şekilde Kullanan Boğaz Şekeri, Gargara ve Gargara...”"Antiviraal Middel en Keelsnoepjes, Gorgelen, en Mondwater Gebruiken Hetzelfde..."
Çeşitli meyveleri şekerdendir.Owoce niektórych odmian hurmy są jadalne.
L-İzolösin ilk olarak 1904'te Felix Ehlrich tarafından şekeri alınmış Melas'dan saflaştırılmıştır. ^L-Izoleucyna po raz pierwszy została wyodrębniona w 1904 przez Feliksa Ehrlicha z odcukrzonej melasy.
1956 - Türkiye ilk şeker ihracatını gerçekleştirdi.W 1956 nastąpiły pierwsze zamówienia eksportowe – do Sudanu.
Şeker yemeyi çok sever.Uwielbia jeść słodycze.
Üzerine yeteri kadar şeker serpilir.Jej przysmakiem jest wata cukrowa.
Orbit Wrigley Company'den şekersiz bir sakız markasıdır.Orbit - marka bezcukrowych gum do żucia firmy Wrigley Company.
Şekerle tatlandırılan içeceklerin aşırı tüketimi, risk artışıyla bağdaştırılmaktadır.Wysokie spożycie napojów słodzonych cukrem jest związane z podwyższonym ryzykiem zachorowania.
Yozgat Şeker Fabrikası Özelleştirildi.Zamknięto m.in. rafinerię cukru.
Bilinci yerindeyse şekerli su verilir.Stanie, kiedy wykrystalizuje się cukier.
Sahibi Sami Şekeroğlu.Jego herb to słodkości.
Şekerspor bir aile şirketidir.Spółka jest firmą rodzinną.
(Şeker Adasına kim ihtiyaç duyar?Kto zamieszka na wyspie?.
Andy'nin şeker dükkanı vardır.Andy mają budowę zrębową.
Bu dükkanlar geleneksel ve modern şekerler sunarlar.Wykonawcy prezentują kolędy tradycyjne i pastorałki.
Barbuda adasında ise hiçbir zaman şeker üretimi yapılmadı.W Południowej Afryce, przeciwnie, biali pracownicy nigdy nie byli wysyłani do bantustanów.
Kalkanın her iki yanında da şekerkamışı yer almaktadır.Po obu stronach ołtarza wiszą wota dziękczynne.
Şeker hastalığı nedeniyle iki bacağı kesildi.Przeszedł amputację obu nóg i chorował na cukrzycę.
Elde edilen balın miktarı getirilen nektarın şeker konsantresine bağlıdır.Od zawartości cukrów zależna jest gęstość nektaru.
Çocuklar şeker toplamaya giderler.Koledzy przystępują do konsumpcji słodyczy.
Çoğunlukla süt ürünlerinde bulunan tagatozun sertlik derecesi sükroza (çay şekeri) çok yakındır.U samców nasada ogona w większości jest grubsza.
Şeker hastalığı için gerekli ilaç işlem sabahı alınmaz.Chorym szczepionym wcześniej nie podaje się surowicy.
Günümüzde her gün 80 milyon şeker üretilmektedir.Każdego dnia wytwarzano 80 ton materiałów wybuchowych.
Nişastanın şekere dönüşmesini sağlar.Zacieranie - przemiana skrobi w cukier.
Tatlısever biri olduğu için çoğu zaman elinde bisküvi veya şeker poşetleri bulunur.Jednak dziś coraz częściej są to słodycze lub pieniądze.
Küçüklere şeker, çikolata ve para verilerek sevindirilir.Dzieci nagradzane są pieniędzmi, owocami, słodyczami, czekoladą i innymi prezentami.
Ayrıca devlet tarafından izin verildiği miktarda şeker pancarı yetiştirilmektedir.Stworzono również duże przedsiębiorstwa państwowe dotowane przez rząd.
Kalp sorunlarının yanı sıra, şeker hastası idi.Miał problemy z sercem, cierpiał na cukrzycę.
Dört şarkının yer aldığı albümde, albüme adını veren "Orta Şekerli Kahve" şarkısına klip çekilmiştir.W Polsce zbiór ośmiu opowiadań ukazał się pod tytułem Pijąc kawę gdzie indziej.
Pamuk şekeri bir çubuk veya plastik torbada satılır.Kolby miarowe zaopatrzone są u wylotu w szklany lub plastikowy korek.