şehre ile cümle
şehre kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Bütün şehre canlı bir organizma olarak bakabileceğimin farkına varmaya başladım.Comecei a perceber que podia olhar para a cidade toda como um organismo vivo.
Bütün şehre canlı bir organizma olarak bakabileceğimin farkına varmaya başladım.Comencé a darme cuenta de que podía ver a la ciudad como a un organismo viviente.
Bütün şehre canlı bir organizma olarak bakabileceğimin farkına varmaya başladım.Cominciai a pensare che potevo vedere l'intera città come un organismo vivente.
Bütün şehre canlı bir organizma olarak bakabileceğimin farkına varmaya başladım.Ich begann zu begreifen, dass ich die ganze Stadt wie einen lebenden Organismus betrachten konnte.
Bütün şehre canlı bir organizma olarak bakabileceğimin farkına varmaya başladım.Ik realiseerde me dat ik de hele stad kon zien als een levend organisme.
Bütün şehre canlı bir organizma olarak bakabileceğimin farkına varmaya başladım.J'ai commencé à réaliser que je pouvais voir toute la ville comme un organisme vivant.
Bütün şehre canlı bir organizma olarak bakabileceğimin farkına varmaya başladım.거기서 저는 도시 전체를 하나의 유기체로 볼 수 있다는 것을 깨닫기 시작했죠.
Bütün şehre canlı bir organizma olarak bakabileceğimin farkına varmaya başladım.Saya mulai menyadari bahwa saya dapat melihat seluruh kota ini sebagai makhluk hidup.
Bütün şehre canlı bir organizma olarak bakabileceğimin farkına varmaya başladım.Tôi bắt đầu nhận ra mình có thể nhìn cả thành phố như một thể sống.
Bütün şehre canlı bir organizma olarak bakabileceğimin farkına varmaya başladım.Άρχισα να συνειδητοποιώ ότι μπορούσα να κοιτάζω ολόκληρη την πόλη σαν ζωντανό οργανισμό.
Bütün şehre canlı bir organizma olarak bakabileceğimin farkına varmaya başladım.Започнах да осъзнавам, че гледам на града, като на жив организъм.
Bütün şehre canlı bir organizma olarak bakabileceğimin farkına varmaya başladım.Я вдруг поняла, что весь город можно рассматривать как единый живой организм.
Bütün şehre canlı bir organizma olarak bakabileceğimin farkına varmaya başladım.התחלתי להבין שאני יכולה להסתכל על העיר בשלמותה כעל אורגניזם חי.
Bütün şehre canlı bir organizma olarak bakabileceğimin farkına varmaya başladım.بدأت أدرك أنه بإمكاني إلتأمل في الشكل الكلي للمدينة بإعتبارها كائناً حياً.
Bütün şehre canlı bir organizma olarak bakabileceğimin farkına varmaya başladım.見れる事に気づき始めたのです 街を切り裂いて
Bütün şehre haberim yayılıyor.Det verkar som ordet sprider sig.
Bütün şehre haberim yayılıyor.Det virker som om, rygtet spreder sig.
Bütün şehre haberim yayılıyor.Parece que se fala de mim em toda a cidade.
Bütün şehre haberim yayılıyor.Parece que toda la ciudad habla de mí.
Bütün şehre haberim yayılıyor.Sana leviää koko kaupunkiin.
Bütün şehre haberim yayılıyor.Sembra che la mia fama si stia diffondendo in città.
Bütün şehre haberim yayılıyor.Wieść o mnie musi się szerzyć w mieście.
Bütün şehre haberim yayılıyor.Η φήμη μου διαδίδεται σε όλη την πόλη.
Bütün şehre haberim yayılıyor.Кажется, слава обо мне уже разнеслась по городу.
Büyük yük arabalarının dokuzuncu saate kadar şehre girmesi yasak, ama yine de sokaklar çok kalabalık.Ai carri troppo grandi non è permesso entrare in città fino a dopo l'ora nona ma le strade sono affollate.
Büyük yük arabalarının dokuzuncu saate kadar şehre girmesi yasak, ama yine de sokaklar çok kalabalık.Carroças grandes não são permitidas na cidade até depois da nona hora mas mesmo assim as ruas estão cheias.
Büyük yük arabalarının dokuzuncu saate kadar şehre girmesi yasak, ama yine de sokaklar çok kalabalık.Duże wozy nie mogą wjeżdżać do miasta przed godziną dziewiątą, ale i tak ulice są zatłoczone.
Büyük yük arabalarının dokuzuncu saate kadar şehre girmesi yasak, ama yine de sokaklar çok kalabalık.Gerobak besar tak diizinkan di dalam kota sebelum jam ke-9 namun jalanan tetap saja padat.
Büyük yük arabalarının dokuzuncu saate kadar şehre girmesi yasak, ama yine de sokaklar çok kalabalık.Grote wagens zijn pas na het negende uur toegestaan in de stad, maar de straten zijn nog steeds propvol.
Büyük yük arabalarının dokuzuncu saate kadar şehre girmesi yasak, ama yine de sokaklar çok kalabalık.Những chiếc xe ngựa lớn thì không được phép vào thành phố cho đến sau 9 giờ tối nhưng phố xá vẫn đông đúc.
Büyük yük arabalarının dokuzuncu saate kadar şehre girmesi yasak, ama yine de sokaklar çok kalabalık.Trăsurile mari n-au voie în oraş până la ora 9 dar străzile sunt oricum aglomerate.
Büyük yük arabalarının dokuzuncu saate kadar şehre girmesi yasak, ama yine de sokaklar çok kalabalık.Μεγάλα βαγόνια δεν επιτρέπονται στην πόλη πριν την ένατη ώρα αλλά οι δρόμοι είναι ήδη συνωστισμένοι.
Büyük yük arabalarının dokuzuncu saate kadar şehre girmesi yasak, ama yine de sokaklar çok kalabalık.Большие телеги не пускают в город до девяти часов.
Büyük yük arabalarının dokuzuncu saate kadar şehre girmesi yasak, ama yine de sokaklar çok kalabalık.עגלות גדולות לא מורשות להכנס לעיר לפני השעה התשיעית
Büyük yük arabalarının dokuzuncu saate kadar şehre girmesi yasak, ama yine de sokaklar çok kalabalık.لا يسمح للعربات الكبيرة الدخول إلى المدينة إلا بعد الساعة التاسعة ولكن الشوارع تكون مازالت ممتلئة.
Bu yüzden amaç sadece doğayı şehirlere yerleştirmek değildi. Aynı zamanda da şehre bir boyut kazandırmaktı.Czyli, nie chodziło tylko o przeniesienie natury do miast, ale o nadanie im wielowymiarowości.
Bu yüzden amaç sadece doğayı şehirlere yerleştirmek değildi. Aynı zamanda da şehre bir boyut kazandırmaktı.Không chỉ là đặt thiên nhiên vào các thành phố, mà còn cho thành phố một cảm nhận về chiều không gian.
Bu yüzden de et geliyor ve kuzeybatıdaki şehre varıyordu.도시의 북서쪽으로 들어오게 되는데,
Bu yüzden de et geliyor ve kuzeybatıdaki şehre varıyordu.Les animaux arrivaient en ville par le nord-ouest, et c'est pourquoi Smithfield,
Bu yüzden de et geliyor ve kuzeybatıdaki şehre varıyordu.Så det kom altså til byen i nordvest, hvilket er grunden til, at Smithfield,
Bu yüzden de et geliyor ve kuzeybatıdaki şehre varıyordu.Szóval megérkezett a város északnyugati részén, ezért volt Smithfield,
Bu yüzden de et geliyor ve kuzeybatıdaki şehre varıyordu.Vì thế, thịt cũng được đưa tới London ở phía tây bắc.
Bu yüzden de et geliyor ve kuzeybatıdaki şehre varıyordu.זה לא יאמן, אם חושבים על זה. כולם הסתובבו מפה לשם
Bu yüzden de et geliyor ve kuzeybatıdaki şehre varıyordu.لذا فقد كانت تدخل و تصل إلى شمال غرب المدينة,
Bu yüzden de et geliyor ve kuzeybatıdaki şehre varıyordu.スミスフィールドが
Cenaze de Long Island diye bir yerdeydi, şehre yaklaşık 2 saat uzaklıktaydı.그리고 헨리는 롱아일랜드라는 곳에 묻혔는데, 도시 외곽 2시간 거리에 있는 곳입니다.
Cenaze de Long Island diye bir yerdeydi, şehre yaklaşık 2 saat uzaklıktaydı.A pogrzeb odbył się w miejscu zwanym Long Island, około dwie godziny drogi od miasta.
Cenaze de Long Island diye bir yerdeydi, şehre yaklaşık 2 saat uzaklıktaydı.A pohreb bol na Long Islande, bolo to asi dve hodiny mimo mesta.
Cenaze de Long Island diye bir yerdeydi, şehre yaklaşık 2 saat uzaklıktaydı.Dan penguburannya dilakukan di sebuah tempat bernama Long Island, yang berjarak sekitar dua jam di luar kota.
Cenaze de Long Island diye bir yerdeydi, şehre yaklaşık 2 saat uzaklıktaydı.De begrafenis was op Long Island, ongeveer twee uur buiten de stad.
Cenaze de Long Island diye bir yerdeydi, şehre yaklaşık 2 saat uzaklıktaydı.E il funerale si svolse in un posto chiamato Long Island, a circa due ore di distanza dalla città.
Cenaze de Long Island diye bir yerdeydi, şehre yaklaşık 2 saat uzaklıktaydı.El entierro fue en un lugar llamado Long Island, a unas 2 horas de distancia.
Cenaze de Long Island diye bir yerdeydi, şehre yaklaşık 2 saat uzaklıktaydı.És a temetés egy Long Island nevű helyen zajlott, kétórányira a várostól.
Cenaze de Long Island diye bir yerdeydi, şehre yaklaşık 2 saat uzaklıktaydı.Et l'enterrement s'est déroulé dans un endroit appelé Long Island, c'était à environ deux heures de la ville.
Cenaze de Long Island diye bir yerdeydi, şehre yaklaşık 2 saat uzaklıktaydı.Och begravningen hölls ett ställe som heter Long Island, ungefär två timmars resa ut från staden.
Cenaze de Long Island diye bir yerdeydi, şehre yaklaşık 2 saat uzaklıktaydı.Şi înmormântarea a fost într-un loc numit Long Island, era la vreo două ore afară din oraş.
Cenaze de Long Island diye bir yerdeydi, şehre yaklaşık 2 saat uzaklıktaydı.Und die Beerdigung war auf Long Island, etwa zwei Stunden außerhalb der Stadt.
Cenaze de Long Island diye bir yerdeydi, şehre yaklaşık 2 saat uzaklıktaydı.Và việc an táng đã diễn ra tại Long Island, khoảng hai tiếng đi từ thành phố ra.
Cenaze de Long Island diye bir yerdeydi, şehre yaklaşık 2 saat uzaklıktaydı.Και η κηδεία ήταν σε ένα μέρος που λέγονταν Λονγκ Άιλαντ, ήταν περίπου δυο ώρες έξω από την πόλη.
Cenaze de Long Island diye bir yerdeydi, şehre yaklaşık 2 saat uzaklıktaydı.А ховали його в Лонг Айленді, на відстані близько двох годин від міста.
İlgili Sayfalar