Bir gezgin ilaç satıcı ve haydut şefi?Une vendeuse de remède et un chef de voyous ?
Bir gezgin ilaç satıcı ve haydut şefi?Пътуващ търговец и главатар на банда?
Bir gezgin ilaç satıcı ve haydut şefi?Странствующий торговец лекарствами и разбойник?
Bir keresinde Harvard Tıp Fakültesi'nde bir konuşmadaydım ve laboratuar şefi dedi ki: "Bizde bir söz vardır:Một trưởng phòng y học ở Harvard đã từng nói "Trong phòng thí nghiệm của chúng tôi, chúng tôi có một câu nói.
Bir keresinde Harvard Tıp Fakültesi'nde bir konuşmadaydım ve laboratuar şefi dedi ki: "Bizde bir söz vardır:Αν δουλεύετε σε ένα νευρώνα, αυτό είναι νευροεπιστήμη.
Bir keresinde Harvard Tıp Fakültesi'nde bir konuşmadaydım ve laboratuar şefi dedi ki:Ik was eens op Harvard Medical School voor een gesprek -- zei de directeur van het lab:
Bir keresinde Harvard Tıp Fakültesi'nde bir konuşmadaydım ve laboratuar şefi dedi ki:Kerran Harvard Medical Schoolissa labran johtaja sanoi:
Bir keresinde Harvard Tıp Fakültesi'nde bir konuşmadaydım ve laboratuar şefi dedi ki:Kiedyś byłem na wykładzie w Harvard Medical School. Dyrektor laboratorium powiedział:
Bir keresinde Harvard Tıp Fakültesi'nde bir konuşmadaydım ve laboratuar şefi dedi ki:그가 이렇게 말했습니다. "우리 실험실에, 이런 말이 있습니다. 뉴런 하나를 연구하면, 그건 신경과학이다.
Bir keresinde Harvard Tıp Fakültesi'nde bir konuşmadaydım ve laboratuar şefi dedi ki:Nekoč sem bil na predavanju Harvardske šole medicine, kjer je direktor laboratorija dejal:
Bir keresinde Harvard Tıp Fakültesi'nde bir konuşmadaydım ve laboratuar şefi dedi ki:"No nosso laboratório, temos um dito.
Bir keresinde Harvard Tıp Fakültesi'nde bir konuşmadaydım ve laboratuar şefi dedi ki:Веднъж в Харвард Медикъл Скул - бях на беседа - директорът на лабораторията каза:
Bir keresinde Harvard Tıp Fakültesi'nde bir konuşmadaydım ve laboratuar şefi dedi ki:Однажды в Гарвардской медицинской школе -- я присутствовал на дискуссии -- директор лаборатории сказал:
Bir keresinde Harvard Tıp Fakültesi'nde bir konuşmadaydım ve laboratuar şefi dedi ki:פעם בביה"ס הרפואי בהרווארד, הייתי בהרצאה -- מנהל המעבדה אמר: "במעבדה שלנו, יש לנו אימרה.
Bir keresinde Harvard Tıp Fakültesi'nde bir konuşmadaydım ve laboratuar şefi dedi ki:رئيس المختبر قال " في مختبرنا , لدينا مقولة إذا عملنا في خلية عصبية واحدة , نسميه علم الأعصاب
Bir keresinde Harvard Tıp Fakültesi'nde bir konuşmadaydım ve laboratuar şefi dedi ki:研究室の責任者は言いました 「我々の研究室には、格言があります あなたが1つのニューロンに取り組むならば 神経科学です
Bir orkestra şefi hiçbir sesi çıkarmaz.A karmester egy hangot nem ad ki.
Bir orkestra şefi hiçbir sesi çıkarmaz.A minha foto aparece na capa do CD (Risos) — mas o maestro não produz nenhum som.
Bir orkestra şefi hiçbir sesi çıkarmaz.CDには私の写真が載っている
Bir orkestra şefi hiçbir sesi çıkarmaz.De dirigent van een orkest maakt geen geluid.
Bir orkestra şefi hiçbir sesi çıkarmaz.Der Dirigent eines Orchesters macht keinen Ton.
Bir orkestra şefi hiçbir sesi çıkarmaz.Dirigent je jediný člen orchestru, který nevydává žádný zvuk.
Bir orkestra şefi hiçbir sesi çıkarmaz.Dirigent nevydáva žiaden zvuk.
Bir orkestra şefi hiçbir sesi çıkarmaz.Dirijorul orchestrei nu scoate niciun sunet.
Bir orkestra şefi hiçbir sesi çıkarmaz.Dyrygent nie wydaje żadnego dźwięku.
Bir orkestra şefi hiçbir sesi çıkarmaz.El director de una orquesta no emite sonido.
Bir orkestra şefi hiçbir sesi çıkarmaz.En orkesterdirigent skapar inte ett enda ljud.
Bir orkestra şefi hiçbir sesi çıkarmaz.교향악단의 소리를 만드는 건 지휘자가 아니라는 거에요.
Bir orkestra şefi hiçbir sesi çıkarmaz.Người nhạc trưởng của dàn nhạc luôn luôn im lặng.
Bir orkestra şefi hiçbir sesi çıkarmaz.Orkestrets dirigent laver ikke en eneste lyd.
Bir orkestra şefi hiçbir sesi çıkarmaz.Ότι ο μαέστρος μίας ορχήστρας δεν παράγει τον παραμικρό ήχο.
Bir orkestra şefi hiçbir sesi çıkarmaz.Диригент не творить жодного звуку.
Bir orkestra şefi hiçbir sesi çıkarmaz.Диригентът на един оркестър не произвежда нито звук.
Bir orkestra şefi hiçbir sesi çıkarmaz.מנצח התזמורת אינו משמיע שום צליל.
Bir orkestra şefi hiçbir sesi çıkarmaz.أن مايسترو الاوركسترا لايصدر أي صوت ..
Biz polis bize şefi nedenle var Gameday davis bizim programı açmak için우리는 경찰 우리는 최고 따라서이 gameday 데이비스는 프로그램을 엽니 다
Biz polis bize şefi nedenle var Gameday davis bizim programı açmak içinПоэтому у нас есть нам начальник полиции Gameday Дэвис, чтобы открыть нашу программу
Biz polis bize şefi nedenle var Gameday davis bizim programı açmak içinТому у нас є нам начальник поліції Gameday Девіс, щоб відкрити нашу програму
Biz polis bize şefi nedenle var Gameday davis bizim programı açmak içinיש לנו אפוא מפקד המשטרה gameday דייויס כדי לפתוח את התכנית שלנו
Biz polis bize şefi nedenle var Gameday davis bizim programı açmak içinولذلك لدينا لنا قائد الشرطة gameday ديفيس لفتح برنامجنا
Biz polis bize şefi nedenle var Gameday davis bizim programı açmak içinハリウッドに来てすべての人々 映画に侵入はしないでしょうです
Böyle sefil bir aşk!Meddig kell folytatnom ezt az értelmetlen szerelmet Ezt a hasztalan szerelmet
Böyle sefil bir aşk!Questo amore č arrivato come il vento, questo amore č come un mendicante.
Böyle sefil bir aşk!! ياله من حب بائس ! ياله من حب بائس
Böylesine sefil ve zavallı oluşuma katlanamıyorum.Aku tak percaya kalau aku begitu bodoh dan menyedihkan.
Böylesine sefil ve zavallı oluşuma katlanamıyorum.Ik kan het niet uitstaan als ik zo ellendig voel en zielig.
Böylesine sefil ve zavallı oluşuma katlanamıyorum.Je ne supporte pas de me sentir si misérable et pitoyable.
Böylesine sefil ve zavallı oluşuma katlanamıyorum.Nemohu tolerovat, že jsem tak ubohá a žalostná.
Böylesine sefil ve zavallı oluşuma katlanamıyorum.Ne prenesem, da sem tako nemočna in patetična.
Böylesine sefil ve zavallı oluşuma katlanamıyorum.Nie mogę wytrzymać tego, że jestem taka marna i żałosna.
Böylesine sefil ve zavallı oluşuma katlanamıyorum.No puedo soportar ser tan patética y miserable.
Böylesine sefil ve zavallı oluşuma katlanamıyorum.Nu mai pot suporta faptul că sunt atât de josnică şi patetică.
Böylesine sefil ve zavallı oluşuma katlanamıyorum.Tôi không thể chịu đựng được rằng tôi quá khốn khổ và thảm hại.
Böylesine sefil ve zavallı oluşuma katlanamıyorum.Не мога да го понеса, толкова съм нещастна и патетична.
Böylesine sefil ve zavallı oluşuma katlanamıyorum.אני לא יכולה לסבול את זה .שאני כה אומללה ומעוררת חמלה
BR: Ve bizler şefiz.BR: 저희는 요리사 입니다. 저희들이 2004년에
BR: Ve bizler şefiz.「Moto」をオ−プンしましたが
BR: Ve bizler şefiz.Somos cozinheiros "chefs".
BR: Ve bizler şefiz.بين روشيه : نحن طُهاة , عندما إفتتحنا" موتو "
Bu benim işim. Bunun için bana para ödeniyor. Sefilce, ama bunun için para alıyorum.그게 제 직업이라고. 나는 그렇게 하도록 돈을 받는다고. 가엾을 정도로 적지만 제가 돈을받는 직업이라구요