O sahilde çok sayıda kızın bikini giydiğini duyuyorum.I hear a lot of girls wear bikinis at that beach.
Sayfa sayısı 500'den fazla olan kitaplardan hoşlanmıyorum.I don't like books with more than five hundred pages.
ABD'de nüfus sayımı her on yılda bir yapılır.In the United States, a census takes place every ten years.
Nikahsız evliliklerin sayısının arttığını düşünüyorum.I think the number of common-law marriages is on the rise.
Konuşabileceğim çok sayıda arkadaşım var.I have many friends I can talk to.
Kutsal Kitap boyunca kırk sayısının bu kullanımını bulursunuz.Throughout the Scriptures, we find this usage of the number forty.
Bu konuda Tom pek de haksız sayılmaz.Tom has a point here.
Tom'un çok sayıda arkadaşı var.Tom has many friends.
Tom'un çok sayıda pişmanlıkları var.Tom has many regrets.
Tom bütün gün masasına oturup sayılar hesapladı.Tom sat at his desk all day crunching numbers.
Baharda çok sayıda turist Kyoto'yu ziyaret eder.A very large number of tourists visit Kyoto in the spring.
Bazı insanlar bu ülkede çok fazla sayıda avukat bulunduğunu düşünüyor.Some people think that there are too many lawyers in this country.
O sayısız yer bilir.He knows countless places.
Aslında, internetin sayısız, çeşitli kullanım alanları vardır.In fact, there are countless, varied uses for the Internet.
Onun olduğunu inkar etmiyorum ama bir örnek delil sayılmaz.I'm not denying it happened, but one example can't be called proof.
2539 bir asal sayıdır.2539 is a prime number.
O, sahip olduğu sayısız evleriyle, zengin olmuş gibi görünüyor.He appears to be wealthy, with the numerous houses he has.
New Osaka otelinde durup Sayın Takakura'yı alacağız.We'll stop at the New Osaka Hotel and pick Mr. Takakura up.
Tatillerini yurt dışına seyahat etmek için kullanan öğrencilerin sayısı artıyor.The number of students who use their holidays to travel abroad is increasing.
Çok az sayıda insan 100 yaşına kadar yaşar.Very few people live to be 100.
O ve ben yaklaşık aynı sayıda pula sahibiz.She and I have about the same number of stamps.
O benim sahip olduğum kadar çok sayıda pula sahiptir.She has about as many stamps as I do.
4219 son derece şanssız bir sayıdır.4219 is an extremely unlucky number.
Dün sabah çok sayıda kuş gördüm.I saw many birds yesterday morning.
Öğrencilerin sayısı düşüyor.The number of students is dropping.
Bu bitmiş sayılır.It's as good as done.
Picasso gibi çok az sayıda ressam vardır.There are few painters like Picasso.
İşsiz sayısı tüm zamanların en yükseğindedir.The number of jobless is at an all time high.
Az sayıda kişinin daktilosu var.Few people have typewriters.
Çok az sayıda İngilizce kitabım var.I have very few books in English.
O bana çok sayıda güzel fotoğraflar gösterdi.He showed me a lot of beautiful photos.
Şimdi mahjong oynamak için yeterli sayıda insanımız var.Now we have enough people to play mahjong.
Tom ve Mary partide sayıları değiştirdiler.Tom and Mary exchanged numbers at the party.
Bütün saygımla, Sayın Başkan, sen bir götsün!With all due respect, Mr. President, you are an asshole!
Boggle sayılar yerine harflerle zar kullanan bir oyundur.Boggle is a game that uses dice with letters instead of numbers.
Meksika'da çok sayıda gecekondu mahalleleri var.There are many shantytowns in Mexico.
19. yüzyılda göçmenlerin sayısı hızla yükseldi.In the 19th century, the number of immigrants increased rapidly.
Göçmen sayısı 19.yy'da hızla arttı.In the 19th century, the number of immigrants grew rapidly.
Kyoto'da çok sayıda üniversite var.There are numerous universities in Kyoto.
Onun sahip olduğu kadar çok sayıda kitaba sahibim.I have as many books as he does.
Bazıları yedinin şanslı bir sayı olduğuna inanıyor.Some people believe that seven is a lucky number.
Reel sayılar kümesi sayılamazdır.The set of real numbers is uncountable.
Tom haksız sayılmaz.Tom is not far off the mark.
O, müzeye sayısız parça bağışında bulundu.He donated countless pieces to the museum.
O, müzeye sayısız parça bağışladı.She donated countless pieces to the museum.
Londra'da çok sayıda park var.There are many parks in London.
Aşıklar sayısız mektup alışverişinde bulundular.The lovers exchanged numerous letters.
Biz sayıca azdık.We were outnumbered.
Sayıca fazlaydık.We were outnumbered.
Televizyonda çok fazla sayıda reklam var.There are too many commercials on TV.
Birçoğu yediyi şanslı sayı olarak düşünüyor.Many consider seven to be a lucky number.
Çok az sayıda insan bütün parmaklarını kullanarak yazı yazabilir.Few people can type using all fingers.
Odada çok sayıda öğrenci vardı.There were many students in the room.
Hem Tom'un hem de Mary'nin çok az sayıda arkadaşları var.Tom and Mary both have very few friends.
Almanca sayı sayıyorum.I am counting in German.
Büyük sayıları yazmaktan nefret ediyorum.I hate to write big numbers.
Aptalların sayısı sonsuzdur.The number of fools is infinite.
Protestocular çok sayıda arabayı ateşe verdi.The protesters set many cars on fire.
Bu gölde çok sayıda alabalık var.There are lots of trout in this lake.
En son sayı nedir?What's the final count?