şatoda ile cümle
şatoda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.26
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bilinenlere göre 1902 yılında Jake artık şatoda yaşamamaktadır.However, it appears that by 1902, Jake was no longer living there.
1919'dan itibaren bu şatoda yüksek prestijli carabınieri okulu bulunmaktadır.It hosts since 1919 a prestigious carabinieri school.
Şatoda bir oda Bir önceki sahnedeki olaydan altı ay geçmiştir.Scene 2: A room in the castle Six months have passed.
Hazineyi şatoda bulurlar.They met in the Castle.
Aynı şekilde bir zamanlar Almanları da bu şatoda ağırlamıştır.Germans have also settled in this area.
Eski bir şatodan bozma gece kulübü Castello'nun terasına da bir sahne kurulacak.A stage will also be placed on the terrace of Castello, the old castle-turned-nightclub.
Cem yıllarca Avrupa'da şatodan şatoya gezdirildi.Il mourut centenaire dans son château.
Şatoda bir derebeyi oturuyormuş ve tüm bölgeyi de buradan yönetiyormuş.Construit sur un plateau, il dominait toute la région.
Henri çocukluğunu Coarraze'de bulunan kırsal şatoda geçirdi.Henri passe une partie de sa petite enfance dans la campagne de son pays au château de Coarraze.
1919'dan itibaren bu şatoda yüksek prestijli carabınieri okulu bulunmaktadır.Desde 1919 alberga una prestigiosa escuela de carabinieri.
3. Sahne: Şatoda bir yemek salonu Macbeth ziyaretçilerini şatosunun yemek salonda ağırlamaktadır.В зале своего замка Макбет приветствует гостей.
Hazineyi şatoda bulurlar.لجر المنياه للقلعة.
Bilinenlere göre 1902 yılında Jake artık şatoda yaşamamaktadır.Entretanto, parece que em 1902, Nicolau já não viva mais lá.
Bu şatodan dolayı kasabaya Fanizan adı verilmiştir.Naar deze persoon is het kasteel vernoemd.
Şatoda bir balo vardır, kurtadam yüzüne maske geçirir.Het kerkje wordt gedekt door een zadeldak met op de voorgevel een dakruiter.
Bu şatodan dolayı kasabaya Fanizan adı verilmiştir.Miejscowość była związana z zamkiem o tym imieniu.
Bu şatoda 13. ve 14. yüzyılda tadilat yapıldı.W XIII powstał tu zamek.
Şatoda bir derebeyi oturuyormuş ve tüm bölgeyi de buradan yönetiyormuş.Hon bor i Borgen och regerar därifrån hela staden.
Eserler genellikle varlıklı bir kadın protagonistin kasvetli bir şatoda başına gelenleri konu edindi.I dag används det oftast om en kvinna som leder verksamheten i ett storkök.
1919'dan itibaren bu şatoda yüksek prestijli carabınieri okulu bulunmaktadır.Od roku 1919 se na hradě nachází prestižní škola carabinierů.
Bu şatodan dolayı kasabaya Fanizan adı verilmiştir.Město je známé díky svému hradu.
Sulpice de şatodadır.Taistelussa haavoittunut Sulpice on myös linnassa.
Bilinenlere göre 1902 yılında Jake artık şatoda yaşamamaktadır.Όμως, φαίνεται ότι το 1902 ο Ιάκωβος δεν ζούσε πια εκεί.
Maximilian ise Trieste'de, Miramare yakınlarında bir şatoda emekli hayatı yaşamaya başladı.马克西米连于是在的里雅斯特的米拉马尔城堡里享受私人生活。
Şatoda bir derebeyi oturuyormuş ve tüm bölgeyi de buradan yönetiyormuş.他建造新的宮殿並在此統率全國。
Şatoda bir oda Bir önceki sahnedeki olaydan altı ay geçmiştir.А сцената в бара на хотела е снимана в продължение на 6 седмици.
İlgili Sayfalar