şasırtıcı ile cümle

şasırtıcı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Kadınlar, müzmin bir şekilde, kendilerini erkeklere kıyasla daha güçsüz hissediyorlar. Bu şaşırtıcı değil.Οι γυναίκες διαχρονικά αισθάνονται λιγότερο ισχυρές από τους άνδρες, δεν μας κάνει εντύπωση αυτό.
Kadınlar, müzmin bir şekilde, kendilerini erkeklere kıyasla daha güçsüz hissediyorlar. Bu şaşırtıcı değil.Жените постоянно се чувстват по-слаби от мъжете, така че това не е изненадващо.
Kadınlar, müzmin bir şekilde, kendilerini erkeklere kıyasla daha güçsüz hissediyorlar. Bu şaşırtıcı değil.Жінки постійно відчувають себе слабшими за чоловіків, тож нічого дивного.
Kadınlar, müzmin bir şekilde, kendilerini erkeklere kıyasla daha güçsüz hissediyorlar. Bu şaşırtıcı değil.Они постоянно ощущают себя слабее мужчин, это неудивительно.
KA: Şaşırtıcı!C'est choquant!
KA: Şaşırtıcı!KA: 놀랍군요!
KA: Şaşırtıcı!Szokujące.
KA: Şaşırtıcı!ק.א: מזעזע.
KA: Şaşırtıcı!كورت أندرسون:صدمة!
KA: Tamamen şaşırtıcı ve komik olarak, Casey Niestat komik fikrini ve amacını yedi milyon kez izletti.Tým, že je Casey Niestat totálne nečakaný a komický bol jeho vtipný nápad a pointa zobrazená 5 miliónkrát.
KA: Tamamen şaşırtıcı ve komik olarak,Fiind complet surprinzător şi amuzant,
KA: Tamamen şaşırtıcı ve komik olarak,Hoàn toàn gây ngạc nhiên và hài hước,
KA: Tamamen şaşırtıcı ve komik olarak,놀랍고 유머러스하게 만들었는데요,
KA: Tamamen şaşırtıcı ve komik olarak,ק.א: בהיותו מופתע לחלוטין והומוריסטי
KA: Tamamen şaşırtıcı ve komik olarak,ك. أ: بكونه مفاجئ ومضحكا بالكامل،
KA: Tamamen şaşırtıcı ve komik olarak,ケイシー・ナイスタットは 面白いことを思いついて
Kendinizi, şaşırtıcı bir sosyo-kültürel ortamda buluyorsunuz.Entonces; te encuentras a ti mismo también en un entorno cultural sorprendente.
Kendinizi, şaşırtıcı bir sosyo-kültürel ortamda buluyorsunuz.Je komt ook terecht in een verbazingwekkend cultureel milieu.
Kendinizi, şaşırtıcı bir sosyo-kültürel ortamda buluyorsunuz.여러분들은 놀랄만한 신비한 문화환경을 찾아나설 겁니다.
Kendinizi, şaşırtıcı bir sosyo-kültürel ortamda buluyorsunuz.Samalla löydät itsesi keskeltä mitä ihmeellisintä kulttuurista ympäristöä.
Kendinizi, şaşırtıcı bir sosyo-kültürel ortamda buluyorsunuz.Så, man man befinder sig også i et forbløffende kulturelt miljø.
Kendinizi, şaşırtıcı bir sosyo-kültürel ortamda buluyorsunuz.Sie finden sich in einer ebenso erstaunlichen Kultur wieder.
Kendinizi, şaşırtıcı bir sosyo-kültürel ortamda buluyorsunuz.Te afli de asemenea într-un cadru cultural uimitor.
Kendinizi, şaşırtıcı bir sosyo-kültürel ortamda buluyorsunuz.To niesamowite środowisko kulturowe.
Kendinizi, şaşırtıcı bir sosyo-kültürel ortamda buluyorsunuz.Vi troverete inoltre in un contesto culturale stupefacente.
Kendinizi, şaşırtıcı bir sosyo-kültürel ortamda buluyorsunuz.Vous vous trouvez aussi dans un milieu culturel extraordinaire.
Kendinizi, şaşırtıcı bir sosyo-kültürel ortamda buluyorsunuz.Освен това, също така се оказваш в изумителна културна среда.
Kendinizi, şaşırtıcı bir sosyo-kültürel ortamda buluyorsunuz.Так же вы оказываетесь в удивительной культурной среде.
Kendinizi, şaşırtıcı bir sosyo-kültürel ortamda buluyorsunuz.אז אתם מוצאים את עצמכם בסביבה תרבותית מדהימה.
Kendinizi, şaşırtıcı bir sosyo-kültürel ortamda buluyorsunuz.وستجد نفسك أيضا في بيئة ثقافية ثرية
Kendinizi, şaşırtıcı bir sosyo-kültürel ortamda buluyorsunuz.世界で最後の偉大な
Kesinlikle şaşırtıcı.Absolument incroyable.
Kesinlikle şaşırtıcı.Absolut fantastisch.
Kesinlikle şaşırtıcı.Absolutnie niesamowite.
Kesinlikle şaşırtıcı.Assolutamente incredibile.
Kesinlikle şaşırtıcı.Helt fantastiskt.
Kesinlikle şaşırtıcı.Ongelooflijk.
Kesinlikle şaşırtıcı.Поразительно.
Komik ama şaşırtıcı.C'est amusant mais incroyablement choquant
Kuveyt, şaşırtıcı bir şekilde IŞİD'e açık ve aktif bir şekilde fon sağlamaktaydı.Kuwait sorprendentemente está involucrado en financiar abierta y activamente a ISIS.
Kuveyt, şaşırtıcı bir şekilde IŞİD'e açık ve aktif bir şekilde fon sağlamaktaydı.Überraschenderweise wird Kuwait sogar beschuldigt, die Terrorgruppe IS aktiv zu fördern.
laboratuvarında yaptıkları ve baktığınızda sezgisel bir şey ama şaşırtıcı türde.Au făcut ceva uşor de intuit ce e, după ce-l vezi, dar totuşi surprinzător.
laboratuvarında yaptıkları ve baktığınızda sezgisel bir şey ama şaşırtıcı türde.파비안 먼로즈(Fabian Momrose)의 실험실에서 실험한 내용입니다. 연구진들은, 기발하고도 조금 놀랍기도 한 일을 했습니다.
laboratuvarında yaptıkları ve baktığınızda sezgisel bir şey ama şaşırtıcı türde.Ich výskum môže pôsobiť jednoducho a intuitívne, ale budete prekvapení.
laboratuvarında yaptıkları ve baktığınızda sezgisel bir şey ama şaşırtıcı türde.Zní to docela snadno, jakmile to jednou vidíte, ale stejně je to docela překvapivé.
laboratuvarında yaptıkları ve baktığınızda sezgisel bir şey ama şaşırtıcı türde.באוניברסיטת צפון-קרולינה, ומה שהם עשו הוא מובן מאליו כשרואים אותו, אבל די מפתיע.
laboratuvarında yaptıkları ve baktığınızda sezgisel bir şey ama şaşırtıcı türde.في جامعة كارولينا الشمالية، وما فعلوه كان شيء بديهي بمجرد رؤيته، لكن فيه نوع من المفاجأة.
laboratuvarında yaptıkları ve baktığınızda sezgisel bir şey ama şaşırtıcı türde.彼らの研究は一旦わかると直感的なものですが でも意外なものです 彼らはバスに乗っている人々を録画し
Makina için pek şaşırtıcı bir durum değil.Тобто, це не дуже цікавий приклад механізму.
Makina için pek şaşırtıcı bir durum değil.זאת, אם כן, מכונה לא כל כך מעניינת.
Marvel şaşırtıcı bir "içeriye gireyim," dedi. ve ağlayan, ama yine de kitap tutarak."Coba masuk ke dalam," kata Marvel, mengejutkan dan menangis, tapi masih menggenggam buku.
Marvel şaşırtıcı bir "içeriye gireyim," dedi. ve ağlayan, ama yine de kitap tutarak."Deixe-me ir para dentro", disse Marvel, cambaleando e chorando, mas ainda segurando os livros.
Marvel şaşırtıcı bir "içeriye gireyim," dedi. ve ağlayan, ama yine de kitap tutarak."Déjame entrar", dijo Marvel, tambaleándose y llorando, pero sin soltar los libros.
Marvel şaşırtıcı bir "içeriye gireyim," dedi. ve ağlayan, ama yine de kitap tutarak."Fammi entrare", ha detto Marvel, barcollando e pianti, ma ancora stringendo i libri.
Marvel şaşırtıcı bir "içeriye gireyim," dedi. ve ağlayan, ama yine de kitap tutarak."Hadd bemenni," mondta Marvel, megdöbbentő és a síró, de még mindig szorongatta a könyveket.
Marvel şaşırtıcı bir "içeriye gireyim," dedi. ve ağlayan, ama yine de kitap tutarak."Laisse-moi aller à l'intérieur", a déclaré Marvel, chancelant et de pleurs, mais toujours serrant les livres.
Marvel şaşırtıcı bir "içeriye gireyim," dedi. ve ağlayan, ama yine de kitap tutarak."Lemme đi vào bên trong", Marvel, đáng kinh ngạc và khóc, nhưng vẫn còn ôm chặt lấy những cuốn sách.
Marvel şaşırtıcı bir "içeriye gireyim," dedi. ve ağlayan, ama yine de kitap tutarak."Lemme gaan naar binnen", zegt Marvel, onthutsend en huilen, maar nog steeds geklemd de boeken.
Marvel şaşırtıcı bir "içeriye gireyim," dedi. ve ağlayan, ama yine de kitap tutarak."Lemme gå in", säger Marvel, häpnadsväckande och grät, men ändå kramade böcker.
Marvel şaşırtıcı bir "içeriye gireyim," dedi. ve ağlayan, ama yine de kitap tutarak."Lemme hineingehen", sagte Marvel, schwankend und weinte, aber immer noch umklammerte die Bücher.

İlgili Sayfalar