Anlaşma, birliklerin geri çekilmesi şartına bağlıydı.The agreement was conditioned on the withdrawal of troops.
Şura Konseyi, 2008'de Arap İnsan Hakları Şartını onayladı.In 2008, the Shura Council ratified the Arab Charter on Human Rights.
Yılın her döneminde ve her türlü hava şartında görülüyor.These are open all year and in all weather.
Tamamlanmışlık açışından 3. Olarak ufak bir şartın eklenmesi gerekir.For the sake of completeness, a 3rd minor possibility has to be added.
Bil, diyelim. - "Tüm günlerde" şartını da ekleyelim.So on any given day-- let's say this is in a given day.
Hatırlarsanız, s'nin 0'dan büyük olması şartını koymuştuk, öyle değil mi? -And actually, remember, we even made the condition when s is greater than 0, right?
Şartınızı kabul ediyorum.I will accept your condition.
Bir mümin hakkında onlar ne bir yemine saygı gösterirler ne de bir antlaşma şartına.With regard to a believer, they respect not the ties, either of kinship or of covenant!
Brüksel, üyelik yolunda ilerleme kaydedilmesini reform şartına bağlamıştı.Brussels has made further progress towards membership contingent on the reform.
Görüşmede Jeremiç Sırbistan'a yönelik AB vize şartını kolaylaştırma gereğini vurguladı.Jeremic emphasised the need for easing EU visa requirements for Serbia.
Bu şartın da birkaç hafta içinde yerine getirilmesi bekleniyor.It is expected to fulfil that requirement within weeks.
Ancak Bulgaristan, her türlü tazminat şartını reddetti.Bulgaria, however, has ruled out any compensation requirements.
Muhalefet milletvekilleri asgari katılım şartının düşürülmesine de karşı çıktı.Opposition MPs also opposed lowering the minimum turnout requirement.
Bunun için de Brüksel tarafından belirlenmiş 16 şartın yerine getirilmesi gerekiyor.That, in turn, requires meeting 16 conditions set by Brussels.
Hırvat yetkililer bu şartın yerine getirilmesinin aciliyetinin farkında.Croatian authorities have acknowledged the urgency of meeting this condition.
Ashdown, AB'nin BH polis teşkilatında reform şartının değişmeyeceğini de vurguladı.He stressed that the EU requirements for reform of the BiH police sector would not change.
Bu yıl, Sırp hükümeti katılım barajı şartını kaldırdı.This year, the Serbian government abolished the turnout requirement.
Cermak, kamuoyunun gözü önünden uzak durma şartını yerine getiremedi.Cermak failed to comply with requirements that he stay out of the public eye.
Yılın her döneminde ve her türlü hava şartında görülüyor.Ihre Aufgabe erfüllen sie in jeder Jahreszeit und bei jedem Wetter.
Dakotalar dünyadaki her iklim şartında ve her kıtada uçmuşlardır.On les retrouve sur toutes les régions du globe et sous tous les climats.
Karşılıklı dışlama şartını kaldırmak, hiçbir işlemin bir kaynağa tek başına erişemeyeceği anlamına gelir.Eliminando la exclusión mutua: ningún proceso puede tener acceso exclusivo a un recurso.
Elessar böylece Elrond'un şartını yerini getirmiş oldu.Aquí se ocultaba la Gran Casa de Elrond.
Zekât (Arapça: الزكاة al-zzaka) İslam'ın beş şartından biridir.По представлениям мусульман, необходимо знать о пяти качествах пророков: сидк (араб.
Daha sonra buna, "kamu özgürlüklerinin ve demokratik kurumların" yeniden oluşturulması şartını da ekledi.ووعدت بإستعادة الديمقراطية والقضاة المخلوعين ، و أيضاً استعادة " ميثاق الديمقراطية " .
Beer yasasının geçerli olması için en az beş şartın sağlanması gerekmektedir.Er zouden minimaal vijf herdershonden gebruikt zijn voor een aflevering.
Zekât (Arapça: الزكاة al-zzaka) İslam'ın beş şartından biridir.Hij wordt bijgestaan door een ereraad bestaande uit vijf ridders; één uit iedere graad.
Şehadet etmek İslam'ın beş şartından birincisidir.Modlitwa jest jednym z pięciu filarów islamu.
Şehadet etmek İslam'ın beş şartından birincisidir.Vallfärden är en av islams fem pelare.
Bu anlaşma şartına göre Marenka Micha'nın bir oğlundan başka kimse ile evlenemiyecektir.Men bara på ett villkor: att Mařenka måste gifta sig med en av Michas söner.
Şehadet etmek İslam'ın beş şartından birincisidir.Урочисте проголошення каліми є першим з П'яти стовпів ісламу.
Odisseas ise Penelope'u almak için şartını söyledi.Він хотів дізнатися, як можна зв'язатися з Пенелопою.
Şehadet etmek İslam'ın beş şartından birincisidir.Půst je jeden z pěti pilířů islámu.
Guyana Hükümeti belirli ülke veya bölge vatandaşlarına yönelik vize şartını muaf tutar.U genderových identit záleží na přístupu konkrétní provincie či teritoria.
Tamamlanmışlık açışından 3. Olarak ufak bir şartın eklenmesi gerekir.Exemplu: Să presupunem că ai licitat 3 levate.
Beer yasasının geçerli olması için en az beş şartın sağlanması gerekmektedir.A Beer-törvény érvényességéhez legalább öt feltételnek teljesülnie kell.
Gauss bu şartın ayrıca gerek şart olduğunu da öne sürdü ama buna bir kanıt göstermedi.Gauss azt állította, hogy ez a feltétel szükséges is, de bizonyítását nem publikálta.
Şura Konseyi, 2008'de Arap İnsan Hakları Şartını onayladı.Consol Energy osti joulukuussa 2008 areenan nimioikeudet.
Şehadet etmek İslam'ın beş şartından birincisidir.Recitering af trosbekendelsen er en af islams fem søjler.
Şehadet etmek İslam'ın beş şartından birincisidir.Salat lima waktu merupakan salah satu dari lima Rukun Islam.
Guyana Hükümeti belirli ülke veya bölge vatandaşlarına yönelik vize şartını muaf tutar.Chính phủ Guyana miễn thị thực với công dân của một số quốc gia hoặc vùng lãnh thổ.
Zekât (Arapça: الزكاة al-zzaka) İslam'ın beş şartından biridir.清涼殿は東に広庇(孫庇)を持つ梁間五間である。
Yılın her döneminde ve her türlü hava şartında görülüyor.全天候型であり年中利用することが可能。
Zekât (Arapça: الزكاة al-zzaka) İslam'ın beş şartından biridir.이슬람 교리는 이만(6가지 종교적 신앙)과 이슬람의 다섯 기둥(5가지 종교적 의무)를 기본으로 하며, 6신(信) 5행(行)이라 부르기도 한다.
Bir uçağın belirli bir hava şartında uçabilmesi için gerekli sistemlerle donatılmış olması gerekir.המטוס צריך להיות מסוגל לטוס בתנאי מזג אוויר קשים.
Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır.Imatelj mjenice mora po mogućnosti bez odlaganja obavijestiti dužnika o vršenju prava pridržaja.
Şehadet etmek İslam'ın beş şartından birincisidir.Modlitba patrí medzi jeden z piatich pilierov islamu.
Bu aşamaların her birinin şartını, "hafta" olarak adlandırmıştır.Poimenovala jo je preprosto – Izjave tedna.
Kişinin, vergi mükellefi olabilmesi için; iki şartın varlığından söz edilmesi gereklidir.AASi täisliikmeks saamisel on vajalik kahe olemasoleva täisliikme soovitus.
Bil, diyelim. - "Tüm günlerde" şartını da ekleyelim.Así que en un día cualquiera - vamos a decir que esto es en un día determinado.
Bil, diyelim. - "Tüm günlerde" şartını da ekleyelim.Assim por diante qualquer determinado dia - vamos dizer que isso é em um determinado dia.
Bil, diyelim. - "Tüm günlerde" şartını da ekleyelim.Så på varje given dag - låt oss säga att detta är en given dag.
Hatırlarsanız, s'nin 0'dan büyük olması şartını koymuştuk, öyle değil mi? -s は0より大きいです。いいですか? この例では、 s は 0 より大きいと仮定しました。
Hatırlarsanız, s'nin 0'dan büyük olması şartını koymuştuk, öyle değil mi? -Właściwie, pamiętacie, założyliśmy wtedy, że s jest większa od zera, prawda?
Hatırlarsanız, s'nin 0'dan büyük olması şartını koymuştuk, öyle değil mi? -Y en realidad, recuerda, incluso hicimos la condición cuando s es mayor que 0, ¿verdad?
Hatırlarsanız, s'nin 0'dan büyük olması şartını koymuştuk, öyle değil mi? -ולמעשה, זכרו, אפילו עשינו תנאים כאשר S גדול יותר מ 0, נכון?
Hatırlarsanız, s'nin 0'dan büyük olması şartını koymuştuk, öyle değil mi? -وفي الواقع، تذكر، حتى حققنا الشرط عند s هو أكبر من 0، أليس كذلك؟
İşveren de çalışanının ödenmemiş borç kaydının olmaması şartını koşabilir.Även arbetsgivaren kan förutsätta att arbetstagaren inte har betalningsanmärkningar.
İşveren de çalışanının ödenmemiş borç kaydının olmaması şartını koşabilir.L'employeur peut également exiger qu’un employé ne soit pas fiché pour incident de paiement.
İşveren de çalışanının ödenmemiş borç kaydının olmaması şartını koşabilir.Myös työnantaja voi edellyttää, että työntekijällä ei ole maksuhäiriömerkintöjä.
İşveren de çalışanının ödenmemiş borç kaydının olmaması şartını koşabilir.También los empleadores pueden exigir que los trabajadores no tengan inscripciones de impagos.