şansı ile cümle

şansı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Bir keresinde beş yıldızlı lüks bir otelde kalma şansım olmuştu.Donc une fois, j'ai eu l'opportunité de rester dans un chic hôtel cinq étoiles.
Bir keresinde beş yıldızlı lüks bir otelde kalma şansım olmuştu.Eens verbleef ik in een zeer chique, vijfsterrenhotel.
Bir keresinde beş yıldızlı lüks bir otelde kalma şansım olmuştu.Egyszer egy előkelő, ötcsillagos hotelben szálltam meg.
Bir keresinde beş yıldızlı lüks bir otelde kalma şansım olmuştu.Ich hatte einmal die Gelegenheit, in einem sehr eleganten, fünf Sterne Hotel zu übernachten.
Bir keresinde beş yıldızlı lüks bir otelde kalma şansım olmuştu.Jednou to bylo v luxusním, pětihvězdičkovém hotelu.
Bir keresinde beş yıldızlı lüks bir otelde kalma şansım olmuştu.한 번은 별 다섯 개짜리 호화로운 호텔에 머무를 기회가 있었어요.
Bir keresinde beş yıldızlı lüks bir otelde kalma şansım olmuştu.Uma vez tive a oportunidade de ficar num hotel Ritzy de cinco estrelas.
Bir keresinde beş yıldızlı lüks bir otelde kalma şansım olmuştu.Una volta ho avuto l'occasione di soggiornare in un hotel "ritzy" a 5-stelle .
Bir keresinde beş yıldızlı lüks bir otelde kalma şansım olmuştu.Và có một lần tôi có dịp được ở tại một khách sạn năm sao đắt tiền.
Bir keresinde beş yıldızlı lüks bir otelde kalma şansım olmuştu.Y una vez tuve la oportunidad de quedarme en un hotel de lujo de 5 estrellas.
Bir keresinde beş yıldızlı lüks bir otelde kalma şansım olmuştu.Zatem raz miałem okazję mieszkać w szykownym, pięciogwiazdkowym hotelu.
Bir keresinde beş yıldızlı lüks bir otelde kalma şansım olmuştu.Μια φορά μου δόθηκε η ευκαιρία να μείνω σε ένα στιλάτο ξενοδοχείο πέντε αστέρων.
Bir keresinde beş yıldızlı lüks bir otelde kalma şansım olmuştu.Веднъж имах възможността да отседна в лъскав, петзвезден хотел.
Bir keresinde beş yıldızlı lüks bir otelde kalma şansım olmuştu.Так однажды у меня была возможность остановиться в шикарном, пятизвездочном отеле.
Bir keresinde beş yıldızlı lüks bir otelde kalma şansım olmuştu.פעם הזדמן לי להתאכסן במלון 5 כוכבים מפונפן.
Bir keresinde beş yıldızlı lüks bir otelde kalma şansım olmuştu.وذات مرة حظيت بفرصة لأن أبيت في فندق فخم وخمس نجوم
Bir keresinde beş yıldızlı lüks bir otelde kalma şansım olmuştu.そしたらドアにこんな札がありますよねー
Bir kez daha söylüyorum, her zaman renklendirme şansımız yok.Deze is duidelijk het oranje lijnstuk; Deze is duidelijk het gele lijnstuk;
Bir kez daha söylüyorum, her zaman renklendirme şansımız yok.Igen skal vi have nogle navne til de her linjestykker.
Bir kez daha söylüyorum, her zaman renklendirme şansımız yok.I znów: nie zawsze możemy posługiwać się kolorami.
Bir kez daha söylüyorum, her zaman renklendirme şansımız yok.Kdybychom měli spojit D a C, to by byla další úsečka.
Bir kez daha söylüyorum, her zaman renklendirme şansımız yok.그리고 이번에도 마찬가지로, 우리가 항상 다채로운 색을 누릴 수 없기 때문에
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Ak máte to štastie, uvidíte dievča v rohu tmavej miestnosti, ktoré má štastie, že sa môže pozrieť na Korán.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Dívka, pokud máte štěstí, v rohu tmavé místnosti -- je ráda za to, že se může dívat na Korán.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Dziewczynki mogły tylko w kącie ciemnego pokoju czytać Koran.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Een meisje, als je goed kijkt, in de hoek van een donkere kamer -- bevoorrecht dat ze de Koran kon inkijken.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Egy kislány, ha szerencsés volt, a szoba sötét sarkában olvashatta a Koránt.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Một cô bé, nếu may mắn, trong góc phòng tối -- may mắn có thể đọc được kinh Koran.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.O fată, dacă ești norocos, în colțul unei camere întunecoase - fericită să poate citi Coranul.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Seorang gadis, jika beruntung, di sudut ruangan gelap -- cukup beruntung untuk dapat melihat Al-Quran.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Uma rapariga, se tiver sorte, no canto de um quarto escuro tendo a possibilidade de ter o Corão.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Una niña, si tienes suerte, en la esquina de un cuarto oscuro... afortunada de poder ver el Corán.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Девушка, если ей повезло, сидела в углу темной комнаты - счастлива, что у нее есть возможность читать Коран.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Момиче, и то ако имате късмет, което стои в ъгъла на тъмна стая, и щастливо, че може да гледа Корана.
Bir şansımız var, gidip oranın geleceğinin dünyaya açık olduğunu düşünmek için.Abbiamo l'opportunità di andare e pensare al futuro come una cosa aperta al mondo.
Bir şansımız var, gidip oranın geleceğinin dünyaya açık olduğunu düşünmek için.Avem o şansă să ne gândim la viitor ca la ceva care este deschis lumii întregi.
Bir şansımız var, gidip oranın geleceğinin dünyaya açık olduğunu düşünmek için.Chúng tôi có một cơ hội để bắt đầu và để nghĩ về tương lai như một điều gì đó cởi mở với thế giới.
Bir şansımız var, gidip oranın geleceğinin dünyaya açık olduğunu düşünmek için.Kami memiliki kesempatan untuk pergi dan berpikir bahwa masa depan merupakan sesuatu yang terbuka untuk dunia.
Bir şansımız var, gidip oranın geleceğinin dünyaya açık olduğunu düşünmek için.우리는 가서, 미래를 세상을 향해 열려있는 것으로 생각할 기회를 가지고 있습니다.
Bir şansımız var, gidip oranın geleceğinin dünyaya açık olduğunu düşünmek için.Lehetőségünk van elkezdeni a jövőről úgy gondolkozni, mint ami a világ számára nyitott.
Bir şansımız var, gidip oranın geleceğinin dünyaya açık olduğunu düşünmek için.Máme šanci jít a přemýšlet o budoucnosti jako něčem, co bude přístupné okolnímu světu.
Bir şansımız var, gidip oranın geleceğinin dünyaya açık olduğunu düşünmek için.Máme šancu kráčať a premýšľať o budúcnosti ako niečom, čo bude prístupné vonkajšiemu svetu.
Bir şansımız var, gidip oranın geleceğinin dünyaya açık olduğunu düşünmek için.Mamy szansę zacząć myśleć o tej przyszłości jako o czymś otwartym na świat.
Bir şansımız var, gidip oranın geleceğinin dünyaya açık olduğunu düşünmek için.Temos a oportunidade de avançar e pensar no futuro como algo aberto ao mundo.
Bir şansımız var, gidip oranın geleceğinin dünyaya açık olduğunu düşünmek için.Tenemos la oportunidad de ir y pensar el futuro como algo abierto al mundo.
Bir şansımız var, gidip oranın geleceğinin dünyaya açık olduğunu düşünmek için.We hebben een kans om te denken aan de toekomst als iets dat open staat voor de wereld.
Bir şansımız var, gidip oranın geleceğinin dünyaya açık olduğunu düşünmek için.Wir haben eine Chance hinzugehen und an die Zukunft zu denken als etwas, was offen für die Welt ist.
Bir şansımız var, gidip oranın geleceğinin dünyaya açık olduğunu düşünmek için.Έχουμε την ευκαιρία να σκεφτούμε το μέλλον ως κάτι που είναι ανοικτό στον κόσμο.
Bir şansımız var, gidip oranın geleceğinin dünyaya açık olduğunu düşünmek için.Имаме шанс да започнем да мислим за бъдещето, като нещо отворено към света.
Bir şansımız var, gidip oranın geleceğinin dünyaya açık olduğunu düşünmek için.Ми маємо шанс піти і подумати над майбутнім арабського світу як такого, що відкритий для світової спільноти.
Bir şansımız var, gidip oranın geleceğinin dünyaya açık olduğunu düşünmek için.У нас был шанс думать о будущем, как о чем-то открытом миру.
Bir şansımız var, gidip oranın geleceğinin dünyaya açık olduğunu düşünmek için.יש לנו הזדמנות לחזור ולחשוב על העתיד כמשהו פתוח אל העולם.
Bir şansımız var, gidip oranın geleceğinin dünyaya açık olduğunu düşünmek için.لدينا فرصة للتفكير بالمستقبل كشيء منفتح على العالم.
Bir şansımız var, gidip oranın geleceğinin dünyaya açık olduğunu düşünmek için.開かれた未来について考える 機会でもあるのです イラン革命の二の舞に-
Bir şansın olmadığı halde böyle çılgına mı dönüyorsunDtarasz się tak bardzo wiedząc, że nie masz nawet szans?
Bir şansın olmadığı halde böyle çılgına mı dönüyorsunDu blev så galen när du egentligen inte har en chans?
Bir şansın olmadığı halde böyle çılgına mı dönüyorsunDu machst dich deswegen verrückt, obwohl du kaum eine Chance hast?
Bir şansın olmadığı halde böyle çılgına mı dönüyorsunInebunise-si in halul ala cand de fapt tu n-ai nici o sansa?
Bir şansın olmadığı halde böyle çılgına mı dönüyorsunJe bent zo gek geworden toen je zelfs niet eens een kans kreeg?
Bir şansın olmadığı halde böyle çılgına mı dönüyorsunKenapa kamu masih semangat saat tahu sudah tidak ada kesempatan?

İlgili Sayfalar