şansı ile cümle
şansı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Ben, ikinci defa şansı olacağını sanmıyorum.Δεν νομίζω ότι θα μπορούσα να το αντέξω για δεύτερη φορά.
Ben, ikinci defa şansı olacağını sanmıyorum.Не думаю, что переживу такое второй раз.
Benim de hava atma şansım olsun, lanet olası!Daj mi szansę dobrze wypaść.
Benim de hava atma şansım olsun, lanet olası!Datemi una possibilità di fare bella figura, maledizione!
Benim de hava atma şansım olsun, lanet olası!Jeg har vel også lov til at brillere lidt?
Benim de hava atma şansım olsun, lanet olası!Kan inte jag få briljera lite också?
Benim de hava atma şansım olsun, lanet olası!Minäkin haluan näyttää hyvältä.
Benim de hava atma şansım olsun, lanet olası!Também quero ter hipótese de ficar bem visto, raios!
Benim de hava atma şansım olsun, lanet olası!¡Yo también quiero quedar bien! ¿Qué te crees?
Benim de hava atma şansım olsun, lanet olası!Θέλω κι εγώ μια ευκαιρία να φανώ καλός!
Benim de hava atma şansım olsun, lanet olası!Дай и мне тоже показать себя!
Benim şansıma çok cesur bir genç hanım, bana sorarsanız, bu işi halletti.A, v mém případě, velmi odvážná dáma, myslím, to provedla.
Benim şansıma çok cesur bir genç hanım, bana sorarsanız, bu işi halletti.Aztán egy nagyon-nagyon, hm, bátor fiatal hölgy, az én esetemben azt hiszem, végezte el a munkát.
Benim şansıma çok cesur bir genç hanım, bana sorarsanız, bu işi halletti.Da hat sich eine sehr mutige junge Frau um die Sache gekümmert.
Benim şansıma çok cesur bir genç hanım, bana sorarsanız, bu işi halletti.En een dappere jongedame, vind ik, in mijn geval, nam die taak op zich.
Benim şansıma çok cesur bir genç hanım, bana sorarsanız, bu işi halletti.Et une jeune femme très... très courageuse est venue et s'est occupée de moi.
Benim şansıma çok cesur bir genç hanım, bana sorarsanız, bu işi halletti.E una signorina molto... molto... uhm, coraggiosa nel mio caso, a mio parere, ha fatto il lavoro.
Benim şansıma çok cesur bir genç hanım, bana sorarsanız, bu işi halletti.Ja tämä rohkea nuori neito kävi työhön.
Benim şansıma çok cesur bir genç hanım, bana sorarsanız, bu işi halletti.그랬더니 한 용감한 여자분께서 큰 일을 해 주신 거죠.
Benim şansıma çok cesur bir genç hanım, bana sorarsanız, bu işi halletti.Och en väldigt väldigt modig ung kvinna i det här fallet tror jag, utförde sitt jobb.
Benim şansıma çok cesur bir genç hanım, bana sorarsanız, bu işi halletti.Og en meget - meget, øh, modig ung dame, tror jeg det var, ordnede det.
Benim şansıma çok cesur bir genç hanım, bana sorarsanız, bu işi halletti.W moim przypadku była to bardzo odważna młoda dama, tak sądzę.
Benim şansıma çok cesur bir genç hanım, bana sorarsanız, bu işi halletti.Και μια πολύ--πολύ, ε, θαρραλέα νοσοκόμα, νομίζω, με καθάρισε.
Benim şansıma çok cesur bir genç hanım, bana sorarsanız, bu işi halletti.И эта очень-очень смелая молодая леди просто все сделала сама.
Benim şansıma çok cesur bir genç hanım, bana sorarsanız, bu işi halletti.ثم جاءت شابة، اممم، شجاعة جدًا--جدًا بالنسبة لحالتي، أعتقد، أنها قامت بتلك المهمة.
Benim şansıma çok cesur bir genç hanım, bana sorarsanız, bu işi halletti.職務を遂行してくれたんだ いつもしていること なんだろうけど
Benim şansım nedeniyle öyle!Bolo to vďaka mojej Bul Nak ovsenej kaši.
Benim şansım nedeniyle öyle!C'est grâce à ma chance !
Benim şansım nedeniyle öyle!Det är på grund av min tur!
Benim şansım nedeniyle öyle!Đó là vì con may mắn!
Benim şansım nedeniyle öyle!E' per la mia fortuna!
Benim şansım nedeniyle öyle!Es lag an meinem Glückslunch!
Benim şansım nedeniyle öyle!Het is door mijn geluk!
Benim şansım nedeniyle öyle!Tapi karena keberuntunganku!
Benim şansım nedeniyle öyle!To dzięki mojemu szczęściu!
Benim şansım nedeniyle öyle!Είναι εξαιτίας της τύχης μου!
Benim şansım nedeniyle öyle!Это из-за моей удачи!
Ben, o konuşma yaparken onu yukarıdaki balkonlardan izleme şansına sahip oldum.저는 그의 강의에 참석하는 행운도 누렸습니다. 2층 발코니석에서 말이죠.
Ben, o konuşma yaparken onu yukarıdaki balkonlardan izleme şansına sahip oldum.Am avut de asemenea norocul să fiu în prelegerile acelea sus la balcon.
Ben, o konuşma yaparken onu yukarıdaki balkonlardan izleme şansına sahip oldum.Ho anche avuto l'enorme fortuna di assistere a quelle letture, in balconata.
Ben, o konuşma yaparken onu yukarıdaki balkonlardan izleme şansına sahip oldum.Ich hatte auch das große Glück, bei diesen Vorlesungen oben im Balkon dabei zu sein.
Ben, o konuşma yaparken onu yukarıdaki balkonlardan izleme şansına sahip oldum.Ik kon hem bij zijn lezingen volgen van op het balkon.
Ben, o konuşma yaparken onu yukarıdaki balkonlardan izleme şansına sahip oldum.Jag hade också förmånen att vara med på sådana föreläsningar, uppe på läktaren.
Ben, o konuşma yaparken onu yukarıdaki balkonlardan izleme şansına sahip oldum.J'ai aussi eu la chance de participer à ces conférences, là-haut au balcon.
Ben, o konuşma yaparken onu yukarıdaki balkonlardan izleme şansına sahip oldum.Miałem też przyjemność słuchać jego wykładów na balkonie.
Ben, o konuşma yaparken onu yukarıdaki balkonlardan izleme şansına sahip oldum.Saya juga beruntung dapat berada dalam kuliahnya di atas balkon.
Ben, o konuşma yaparken onu yukarıdaki balkonlardan izleme şansına sahip oldum.Tive também a felicidade de estar naquelas palestras, lá em cima no balcão.
Ben, o konuşma yaparken onu yukarıdaki balkonlardan izleme şansına sahip oldum.Ustedes lo vieron actuar. También tuve la fortuna de estar en esas charlas, allá arriba en el palco.
Ben, o konuşma yaparken onu yukarıdaki balkonlardan izleme şansına sahip oldum.Volt szerencsém látni előadásokat, fentről, az erkélyről.
Ben, o konuşma yaparken onu yukarıdaki balkonlardan izleme şansına sahip oldum.Είχα επίσης την τύχη να είμαι παρών σε εκείνες τις ομιλίες, πάνω, στον εξώστη.
Ben, o konuşma yaparken onu yukarıdaki balkonlardan izleme şansına sahip oldum.Аз също имах удоволствието да присъствам на тези лекции, на един от горните балкони.
Ben, o konuşma yaparken onu yukarıdaki balkonlardan izleme şansına sahip oldum.Мені також пощастило бути присутнім на тих лекціях, на верхніх балконах
Ben, o konuşma yaparken onu yukarıdaki balkonlardan izleme şansına sahip oldum.Мне также посчастливилось присутствовать на его лекциях, сидя на балконе.
Ben, o konuşma yaparken onu yukarıdaki balkonlardan izleme şansına sahip oldum.גם לי היה המזל הרב להיות בהרצאות אלו, למעלה במרפסת.
Ben, o konuşma yaparken onu yukarıdaki balkonlardan izleme şansına sahip oldum.كان لدي الشرف ان اشاهده يقوم بذلك على الشرفة
Ben, o konuşma yaparken onu yukarıdaki balkonlardan izleme şansına sahip oldum.出席することができました すばらしい授業でした
Ben onu yakından tanıma şansına sahip olan ve varlığından keyif almış az sayıda insandan biriyim.Am fost unul dintre puţinii norocoşi care l-au cunoscut cu adevărat şi care s-a bucurat de prezenţa lui.
Ben onu yakından tanıma şansına sahip olan ve varlığından keyif almış az sayıda insandan biriyim.A néhány szerencsés ember egyike vagyok, akik igazán ismerhették őt, s élvezhették jelenlétét.
Ben onu yakından tanıma şansına sahip olan ve varlığından keyif almış az sayıda insandan biriyim.Fui um dos poucos afortunados que o puderam conhecer verdadeiramente e apreciar a sua presença.
Ben onu yakından tanıma şansına sahip olan ve varlığından keyif almış az sayıda insandan biriyim.Ich war einer der wenigen Glücklichen, die ihn wirklich kennen gelernt haben und seine Anwesenheit genossen.