şansı ile cümle
şansı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Arada bir kontrol odasına girme şansınız olur, orada düğmeleri istediğiniz gibi karıştırabilirsiniz.Ma di tanto in tanto si può accedere alla sala controllo, e allora si possono spostare le manopole.
Arada bir kontrol odasına girme şansınız olur, orada düğmeleri istediğiniz gibi karıştırabilirsiniz.Mais de temps en temps on a accès à la régie, et on peut jouer un peu avec les cadrans.
Arada bir kontrol odasına girme şansınız olur, orada düğmeleri istediğiniz gibi karıştırabilirsiniz.Mas, de vez em quando temos acesso à sala de controlo, e nessa altura podemos armar confusão nos mostradores.
Arada bir kontrol odasına girme şansınız olur, orada düğmeleri istediğiniz gibi karıştırabilirsiniz.Nhưng một khi bạn đã đi vào phòng điều khiển, và rồi bạn sẽ tự tiếp nhận được thông tin.
Arada bir kontrol odasına girme şansınız olur, orada düğmeleri istediğiniz gibi karıştırabilirsiniz.Občas dostanete příležitost něco ovlivnit a je dobré toho využít.
Arada bir kontrol odasına girme şansınız olur, orada düğmeleri istediğiniz gibi karıştırabilirsiniz.Pero de vez en cuando logramos acceder a los mandos y entonces puedes manipular los botones de control.
Arada bir kontrol odasına girme şansınız olur, orada düğmeleri istediğiniz gibi karıştırabilirsiniz.Един път докопаш ли се до контролния център, можеш да се намесиш в обажданията.
Arada bir kontrol odasına girme şansınız olur, orada düğmeleri istediğiniz gibi karıştırabilirsiniz.Иногда вы всё-таки получаете доступ к штурвалу и можете порулить в своё удовольствие.
Arada bir kontrol odasına girme şansınız olur, orada düğmeleri istediğiniz gibi karıştırabilirsiniz.Іноді ви все-таки отримуєте доступ до штурвала і можете покермувати в своє задоволення.
Arada bir kontrol odasına girme şansınız olur, orada düğmeleri istediğiniz gibi karıştırabilirsiniz.אבל פעם בכמה זמן אתה מקבל גישה לחדר המכשירים, ואז אתה יכול לשחק עם לוח השעונים.
Arada bir kontrol odasına girme şansınız olur, orada düğmeleri istediğiniz gibi karıştırabilirsiniz.لكنك أحيانا عندما تستطيع الوصول لغرفة التحكم، حيث هناك الكثير من الفوضى والتليفونات.
Arada bir kontrol odasına girme şansınız olur, orada düğmeleri istediğiniz gibi karıştırabilirsiniz.文字盤が多くて混乱します それと同じことが起きたのです
Arada bulunan South Bronx'un hiç şansı yoktu bile.1ヶ月にも満たない事前通告を受け 家を壊滅されることも 珍しくありませんでした
Arada bulunan South Bronx'un hiç şansı yoktu bile.600.000 mensen werden ontheemd.
Arada bulunan South Bronx'un hiç şansı yoktu bile.Dél-Bronxnak, ami a kettő között fekszik, esélye sem volt.
Arada bulunan South Bronx'un hiç şansı yoktu bile.Die Südbronx, die dazwischen liegt, hatte dabei keine Chance.
Arada bulunan South Bronx'un hiç şansı yoktu bile.El sur del Bronx, que queda en el medio, no tuvo opción.
Arada bulunan South Bronx'un hiç şansı yoktu bile.Il South Bronx, che sta nel mezzo, non si poteva salvare.
Arada bulunan South Bronx'un hiç şansı yoktu bile.Jižní Bronx, který leží mezi nimi, neměl šanci.
Arada bulunan South Bronx'un hiç şansı yoktu bile.Južný Bronx, ležiaci medzi nimi, nemal šancu.
Arada bulunan South Bronx'un hiç şansı yoktu bile.Khu South Bronx, nằm giữa hai nơi, không còn cơ hội nào khác.
Arada bulunan South Bronx'un hiç şansı yoktu bile.사우스 브롱스는 그 사이에 끼어 있는데, 가망이 없었지요.
Arada bulunan South Bronx'un hiç şansı yoktu bile.Le South Bronx, qui se trouve entre les deux, n'avait aucune chance.
Arada bulunan South Bronx'un hiç şansı yoktu bile.Näiden välissä sijaitsevalla Etelä-Bronxilla ei ollut mitään mahdollisuutta selvitä.
Arada bulunan South Bronx'un hiç şansı yoktu bile.Południowy Bronx, który leży pomiędzy nimi, nie miał szans.
Arada bulunan South Bronx'un hiç şansı yoktu bile.South Bronx, que fica no meio, não teve hipótese.
Arada bulunan South Bronx'un hiç şansı yoktu bile.У Южного Бронкса, который находится между ними, не было ни единого шанса.
Arada bulunan South Bronx'un hiç şansı yoktu bile.Южен Бронкс, който лежи по средата, нямаше шанс.
Arada bulunan South Bronx'un hiç şansı yoktu bile.לדרום ברונקס, שנמצא בין השניים, לא היה סיכוי.
Arada bulunan South Bronx'un hiç şansı yoktu bile.لكن جنوب برونكس، والتي تقع في الطريق بينهما، لم تكن لديها فرصة
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Ako napríklad Arktída, kde práve teraz máme šancu urobiť správnu vec.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Áreas tales como el Ártico -- tenemos la oportunidad, ahora mismo, de hacerlo bien.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Bijvoorbeeld het Arctische gebied -- we hebben nu een kans om het goed te doen.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Como o Ártico, temos agora mesmo uma hipótese de acertar.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Cum ar fi Arcticul -- avem o singură şansă, chiar acum, să facem dreptate.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.북극처럼, 그것을 바로 잡을 수 있는 단 한번의 기회가 우리에겐 있습니다.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Kuten Arktiksella -- meillä on ainoa mahdollisuus, juuri nyt, korjata tilanne.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.L'Arctique en fait partie -- nous avons une chance et une seule, maintenant, d'agir dans le bon sens.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Mint az Északi-sark esetében egy esélyünk van, pont most, hogy helyrehozzuk.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Per esempio, l'Artico -- abbiamo un'unica possibilità, in questo momento, di fare la cosa giusta.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Så som Arktis, vi har en chans, och det är nu, att ställa saker till rätta.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Sebagai contoh, di Arktik -- kita punya satu kesempatan, saat ini, untuk meperbaikinya.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Ví dụ như Bắc Cực -- chúng ta có một cơ hội duy nhất, ngay bây giờ, để làm những điều đúng.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Vzemimo Arktiko -- prav zdaj imamo možnost, da jo obvarujemo.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Weźmy Arktykę. Mamy tylko jedną szansę, by naprawić tam sytuację -- teraz.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Zum Beispiel die Arktis - wir haben genau eine Chance, um das Richtige zu machen. Und zwar genau jetzt.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Όπως στην Αρκτική - έχουμε μια ευκαιρία, τώρα, να τα καταφέρουμε.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Като например Арктика - сега имаме единствен шанс да оправим нещата.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Такие как Арктика -- у нас есть один шанс - исправить всё прямо сейчас.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.כמו הקוטב הצפוני -- יש לנו סיכוי אחד, עכשיו, לתקן את הדברים.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.مثل القطب الشمالي-- لدينا فرصة واحدة، الآن، لنستثمرها.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.今を逃すと もうチャンスはありません 南極もそうです 大陸は保護されていますが
Artık başka şansınız kalmadı. Programda yeterince boşluk yok.Maintenant, vous n'avez plus d'autre chance : il n'y a pas assez de temps dans votre planning pour ça.
Artık başka şansınız kalmadı. Programda yeterince boşluk yok.Most már nincs több lehetőség, teljesen be van táblázva.
Artık başka şansınız kalmadı. Programda yeterince boşluk yok.Πως μπορέσατε να μην περάσετε το τεστ τόσες πολλές φορές;
Artık başka şansınız kalmadı. Programda yeterince boşluk yok.كيف يمكنك ان ترسبي عدت مرات؟
Artık bu hasarın bir kısmını tamir etme şansına ve belki de ahlaki yükümlülüğüne sahibiz.Acum avem capacitatea, și poate chiar și datoria morală, de a repara o parte din daune.
Artık bu hasarın bir kısmını tamir etme şansına ve belki de ahlaki yükümlülüğüne sahibiz.Adesso abbiamo la capacità, e forse anche l'obbligo morale, di riparare una parte di questo danno.
Artık bu hasarın bir kısmını tamir etme şansına ve belki de ahlaki yükümlülüğüne sahibiz.Bây giờ, chúng ta có khả năng, và có lẽ cả nghĩa vụ đạo đức, để sửa chữa một số thiệt hại.
Artık bu hasarın bir kısmını tamir etme şansına ve belki de ahlaki yükümlülüğüne sahibiz.De most már megvan a képességünk, és talán az erkölcsi kötelességünk, hogy helyrehozzuk a kár egy részét.