Ana içeriğe geç
Sözlük

şüyu ile cümle

şüyu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Doğal maden suyu kalsiyum, magnezyum, sodyum, potasyum ve ayrıca nitrat içerir.Natural mineral water contains calcium, magnesium, sodium, potassium as well as nitrate.
Denizaltı suyun içine daldı.The submarine submerged in the water.
Mary büyük bir bardak portakal suyunu yutuverdi.Mary gulped down a tall glass of orange juice.
Mary büyük bir bardak portakal suyunu tek nefeste içti.Mary gulped down a tall glass of orange juice.
Bu suyu içmenin doğru olup olmadığından emin misin?Are you sure it's OK to drink this water?
Yeterli suyumuz olduğundan emin misiniz?Are you sure we have enough water?
Amonyak ve çamaşır suyunu birlikte karıştırma.Don't mix ammonia and bleach together.
Sanırım suyu açık bıraktım.I think I left the water running.
Bu, çamaşır suyu gibi kokuyor.It smells like bleach.
Suyu kaynatmak sadece üç dakika sürer.It takes only three minutes for the water to boil.
Çocuk suyun soğuk olup olmadığını görmek için ayak parmaklarını okyanusa daldırdı.The child dipped his toes into the ocean to see if the water was cold.
Suyu severim.I like water.
Bütün para suyunu çekti.All the money ran out.
Bu içme suyu değil.This isn't drinking water.
Şarap, üzüm suyundan yapılır.Wine is made from grape juice.
Dünya deniz suyu ile çevrilidir ama yağmur başarısız olursa insanlar açlıktan ölecek.Earth is surrounded by sea water but if rain fails people will starve.
Bu elma suyu saf.This apple juice is pure.
Akşamleyin şeker kamışı suyu içtik.In the evening, we drank sugarcane juice.
Yağmur suyu sıcak bir günde buharlaşır.The rainwater evaporates on a hot day.
Bizim sadece üç günlük yeterli yiyecek ve suyumuz var.We only have enough food and water for three days.
Onlar meyve suyu aldı mı?Did they buy juice?
Musluk suyu içmeye alışkın değilim.I'm not used to drinking tap water.
Tesisatçı boruyu boşaltmak için suyu dışarı pompaladı.The plumber pumped out the water in order to drain the pipe.
Gittikçe daha fazla insan portakal suyu içiyor.More and more people drink orange juice.
Ancak bir hafta yeterli içme suyumuz vardı.I had barely enough potable water for a week.
Oksijen, suyu oluşturmak için hidrojenle tepkir.Oxygen reacts with hydrogen to make water.
Hiç içme suyumuz kalmadı.We don't have any drinking water left.
Ne kadar suyumuz kaldı?How much water do we have left?
Çok suyum yoktu.I didn't have much water.
Bizim hiç suyumuz yok.We don't have any water.
Neredeyse hiç suyumuz kalmadı.We have almost no water left.
Bu köydeki insanların şebeke suyu yok.People in this village have no running water.
Onların bol miktarda suyu var.They have plenty of water.
Suyun sıfır kalorisi vardır.Water has zero calories.
Suyun kalorisi yoktur.Water has no calories.
Tom bize musluk suyu içmememizi söylemeyi unuttu.Tom forgot to tell us not to drink the tap water.
Tom'un portakal suyu içmesine izin verme.Don't let Tom drink any orange juice.
Musluk suyunu içme.Don't drink the tap water.
Kahvenin bulaşık suyu gibi tadı var.The coffee tastes like wash water.
Hipopotamlar suyu severler.Hippopotamuses love water.
Tom bir bardak portakal suyu ve bir fincan kahve sipariş etti.Tom ordered a glass of orange juice and a cup of coffee.
Geçen ay beş litre yağmur suyu topladık.Last month, we collected five liters of rainwater.
Bu civardaki birçok insanın elektriği ve suyu yok.Most people around here don't have electricity or running water.
Bu suyu içmemelisin.You shouldn't drink this water.
Puran Poli'ler hurma suyu kullanılarak yapılır.Puran Polis are made using jaggery.
Karadeniz'in suyu gerçekten kara mı?Is the water in the Black Sea actually black?
Suyun altında ağlamak mümkün mü?Is it possible to cry underwater?
Suyumda yüzen bir şey var.There's something floating in my water.
Tatlı suyun pahalı olduğu yerde suyu tuzdan arındırmak uğraşmaya değer.Desalination of water is worthwhile where fresh water is expensive.
Biz suyumuzun tuzunu almak için güneş enerjili damıtma kullanırız.We use solar-powered distillation to desalinate our water.
O suyu içmedin, değil mi?You didn't drink that water, did you?
Kazara deniz suyu yuttuğun oldu mu?Have you ever accidentally taken a big gulp of seawater?
Yanlışlıkla ağzına deniz suyu kaçtığı oldu mu?Have you ever accidentally taken a big gulp of seawater?
Bizim içme suyumuz yok.We have no drinking water.
Hiç içme suyumuz yok.We don't have any drinking water.
O şarap sadece üzüm suyu.That isn't wine. It's grape juice.
Bu içme suyu mu?Is this drinking water?
Bana suyu uzatabilir misin, lütfen?Could you pass me the water, please?
Filistinlilerin işgal altındaki topraklarda içtiği suyun kalitesi nedir?What is the quality of the water that the Palestinians drink in the occupied territories?
O, kan değil; O, domates suyu.That's not blood; it's tomato juice.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod