Onun konuşması benim üzerimde iyi bir izlenim bıraktı.His speech made a good impression on me.
Onun performansının iyi olduğunu düşünmüyorum.I don't think that his performance was any good.
Onun ailesi tamamen çok iyidir.His family are all very well.
Onun şirketi, Japonya'daki en iyi yönetilen şirketlerden biridir.His company is one of the best managed companies in Japan.
Onun iyileşmesi mucizeden başka bir şey değildi.His recovery was nothing short of a miracle.
Onun görünüşü o kadar çok değişti ki sen onu iyi tanımayabilirsin.His appearance has changed so much that you may well not recognize him.
Onun iyi bir okul kaydı var.He has a good school record.
O, nadiren iyi bir ruh hali içindedir.He is rarely in a good mood.
İyi ücret alıyor.He is well paid.
Sağlığı daha iyiye gidiyor.His health is changing for the better.
Onun görüşü çok iyimser görünüyor.His view seems to be too optimistic.
Onun iş ilişkileri iyi durumda.His business affairs are in good shape.
O iyi yapıyor.He is doing well.
Onun başarısızlığı bana iyi bir ders öğretti.His failure taught me a good lesson.
Onun arabası yeni kadar iyi görünüyor.His car looks as good as new.
Onun işi iyi gidiyor.His business is doing well.
Onun romanı iyi sattı.His novel sold well.
En azından onun iyiliğini taktir edebilirdin.You might at least have appreciated his kindness.
Onun matematikteki yeteneği çok iyi.His ability in mathematics is outstanding.
Onun varlığında sigara içmesen iyi olur.You should better not smoke in his presence.
Onun oğlu tembel ve hiçbir şey için iyidir.His son is lazy and good for nothing.
Onun çabaları iyi sonuçlar doğurdu.His efforts led to good results.
Yaşını dikkate alsan iyi olur.You had better take account of his age.
Onun sekreteri üç dili iyi biçimde konuşabiliyor.His secretary can speak three languages well.
Onun kız kardeşi ile ben iyi arkadaşlar olacağız.His sister and I will be good friends.
Onun kız kardeşi iyi bir aşçı gibi görünüyor.It seems that his sister is a good cook.
Onun kızı ve benim oğlum iyi arkadaşlar.His daughter and my son are good friends.
Onun damadı hastalığından tamamen iyileşti.His son-in-law completely recovered from his illness.
Onun adı bize göre iyi tanıdıktır.His name is well known to us.
Anne ve babası dışında, hiç kimse onu iyi tanımıyor.Apart from his parents, no one knows him well.
Anne ve babasının her ikisi de iyi.Both of his parents are well.
Anne ve babasının her ikisi de iyiler.Both of his parents are well.
Ebeveynlerinden başka hiç kimse onu çok iyi tanımıyor.Apart from his parents, no one knows him very well.
Onun sözlerini şüphe ile karşılaşan iyi olur.You'd better take his words with a grain of salt.
O, "Ben hasta hissettim ama iyiyim." dedi.He said, "I felt ill, but I am all right."
O, sanattan iyi anlar.He has an eye for art.
O, zamanını iyi kullanır.He makes good use of his time.
Başarısını iyi şansa bağladı.He attributed his success to good luck.
O Japoncayı iyi konuşur.He speaks Japanese well.
Matematikte ondan daha iyi.He is superior to her in math.
O bir hafta içinde yeniden iyi olacak.He will be up and about in a week.
O üç yıl önce olduğundan çok daha iyi durumda.He is far better off than he was three years ago.
O şimdi beş yıl önce olduğundan çok daha iyi durumda.He is far better off now than he was five years ago.
O şimdi beş yıl önce olduğundan daha iyi durumda.He is better off now than he was five years ago.
Matematikte çok iyi değildir.He is not very good at mathematics.
O, çok çalışmıyor ama okulda çok iyi yapıyor.He does not study hard, but does very well at school.
O, Amerikan sahnesinde en iyi aktör oldu.He became the finest actor on the American stage.
O iyi bir takım kaptanı olacak.He will make a good team captain.
O iyi bir çocuk - kavramada çok hızlı ve yapılması gerekeni yapar.He's a good kid - very quick on the uptake and he does whatever needs to be done.
O, iyi bir otele giriş yaptı.He checked in at a good hotel.
O, iyi bir adamdır.He is a good fellow.
Onun iyi bir adam olduğuna inanıyorum.I believe he is a nice guy.
O iyi bir aylık kazanıyor.He earns a good salary.
O, iyi bir insan gibi görünüyor.He seems like a good person.
O, iyi bir öğretmen olacak.He will be a good teacher.
O iyi bir oyuncu olmayacaktır.He won't be a good player.
O, en iyi kitabı aldı.He picked out the best book.
O, her zaman iyi oynar.He always plays well.
O her zaman başkalarının iyi tarafını görmeye çalışır.He always tries to see the good in others.
O, her zaman onun hakkında iyi konuşur.He always speaks well of her.