Dün akşam yemeği yediğimiz restoran çok iyi değil.The restaurant where we had dinner yesterday isn't very good.
Bana önceki gece iyi uyuyup uyumadığımı sordu.He asked me if I had slept well the night before.
Dün gece o kadar sıcaktı ki iyi uyuyamadım.Last night it was so hot that I couldn't sleep well.
Dün gece iyi uyuyamadım.I couldn't sleep well last night.
Dün gece iyi uyumadınız, değil mi?You didn't sleep well last night, did you?
Kiraz çiçeklerinin en iyi zamanı.The cherry blossoms are at their best.
Kiraz çiçekleri en iyi durumdaydı.The cherry blossoms were at their best.
Şemsiyeler iyi satılır.Umbrellas sell well.
Saçını kestirsen iyi olur.You had better have your hair cut.
Yürümek iyi egzersizdir.Walking is good exercise.
Korkarım ki onlar çok iyi geçinmiyor.I am afraid that they don't get along very well.
Ne yazık ki, babam uzun süren hastalığından iyileşemedi.To my regret, my father could not recover from his long illness.
Kalanları atsan iyi olur.You had better throw away leftovers.
İşinizde çok iyi olduğunuzu görüyorum.I see you're doing very well in your business.
İşini aile hayatınla birleştirsen iyi olur.You had better combine your work with your family life.
İşin çok iyi yapılmayacağını ben de biliyordum.I also know the job won't be very well done.
İyi bir sonuç için iki tabaka boya uygula.Apply two coats of the paint for a good finish.
İyi bir başlangıç iyi bir bitiş yapar.A good beginning makes a good ending.
İyi başlayan iyi biter.A good beginning makes a good ending.
Ablam gitarı iyi çalar.My older sister plays the guitar well.
Kız kardeşimin çok iyi zekası var.My sister has a very good brain.
Kız kardeşim iyi bir daktilocu.My sister is a good typist.
Bir çocuğu iyi bir şey yaptığı için yeterince övemezsin.You cannot praise a child enough for doing something well.
Çocukların okuması için hiç iyi kitaplarınız var mı?Do you have any good books for children to read?
Çocukların hepsi iyiydi ve mutlu görünüyordu.The children were all well and looked happy.
O bir çocukken iyi şarkı söyleyebilirdi.She could sing well when she was a child.
Çocuklar genellikle yabancı dil öğrenme konusunda çok iyidirler.Children are often very good at learning foreign languages.
Çocuklarına iyi bir örnek vermelisin.You should give a good example to your children.
Çocuklarınıza iyi bir örnek vermelisiniz.You should give a good example to your children.
Sanırım o iyi bir adam.I think he is a good man.
Bir koro şefi olarak iyi referansları vardı.He has good credentials as a conductor.
Uluslararası aramaları kişiden kişiye yapmak en iyisidir.It's best to make international calls person to person.
En iyisini yapın.Do your very best.
Doğru söyleyip söylemediğimi anlamak için beni iyice süzdü.His eyes searched my face to see if I was talking straight.
Bildiğim kadarıyla, o iyi bir öğrenciydi.So far as I know, he used to be a good student.
Bildiğim kadarıyla, o çok iyi bir insan.As far as I know, she is a very good person.
Bildiğim kadarıyla, o iyi bir adam.He is, so far as I know, a good guy.
Bildiğim kadarıyla, o, şehirdeki en iyi doktorlardan biridir.As far as I know, he is one of the best doctors in town.
Ondan bir iyilik istediğimde onun ne dediğini düşünüyorsun?What do you think he said when I asked him for a favor?
En iyi arkadaşlarımızdan ayrıldık.We parted the best of friends.
Yarın yapmak istediğim ilk şey, iyi bir yarım zamanlı iş bulmaktır.The first thing I want to do tomorrow is to find a good part-time job.
İyi geçinebileceğimizi sanıyorum.I think we can get along well.
Baktığımız evler arasında en iyisi bu.Of all the houses we've looked at, this one is by far the best.
Dünyamızı daha iyi yapmak için çalışalım.Let's try to make our world better.
Elektrikli ısıtıcımız iyi çalışmadı.Our electric heater did not work well.
Biz Dr. Brown'ı Amerika Birleşik Devletleri'nde en iyi kalp uzmanı olarak görüyoruz.We regard Dr. Brown as the best heart specialist in the United States.
On yıldır iyi arkadaşız.We have been good friends for ten years.
İyiliğiniz için size minnettarız.We are grateful to you for your kindness.
Fırsatı en iyi şekilde değerlendirdik.We made the most of the opportunity.
Bu konuyla derhal meşgul olsak iyi olur.We'd better take up this issue immediately.
Satranç oynayarak iyi zaman geçirdik.We had a good time playing chess.
Kılavuz mümkün olduğu kadar erken işe koyulsak iyi olur dedi.The guide said that we had better set out as soon as possible.
Kart oynayarak iyi vakit geçirdik.We had a good time playing cards.
Mary'ye iyi bir doğum günü hediyesi seçtik.We chose Mary a good birthday present.
Sadece en iyi marka şarap kullanırız.We use only the best brand of wine.
Eskisinden daha iyi durumdayız.We are better off than we used to be.
Doktoru çağırsak iyi olur.We'd better call the doctor.
Aslında sürmeye yoğunlaşarak iyi sürücüler olmayız.We do not become good drivers by concentrating on driving as such.
İyi zaman geçirdik, İngilizce öğrendik.We had good time, learning English.
İngilizce öğrenerek iyi zaman geçirdik.We had good time, learning English.