ısı ile cümle

ısı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
İşin bittiğinde bana söyle.Tell me when you're done.
İşin bittiğinde bana haber ver.Tell me when you're done.
Fransa'da isim soyadından önce gelir.In France, the first name goes before the surname.
Trafik ışıkları trafiği yönlendirmek için kullanılır.Traffic lights are used to direct traffic.
Sen ve o işi yapmak zorunda.You and he have to do the job.
Onunla sen işi yapmak zorundasınız.You and he have to do the job.
Sen dışarıdayken Sato isimli biri seni ziyarete geldi.A person named Sato came to visit while you were out.
O, işi aldı.He got the job.
Trafik ışıkları tarafından tehdit edildiğini hissediyor musunuz?Do you feel threatened by the traffic lights?
Sizin işiniz kolay değil.Your job isn't easy.
Yapacak başka bir işin yok mu?Don't you just have anything else to do?
Vahşi bir hayvan tarafından ısırıldı.She was bitten by a wild animal.
Güneş ışığı için minnettarım.I am thankful for sunshine.
Yatmadan önce ışığı kapatmayı unutma.Don't forget to turn off the light before you go to sleep.
Lütfen işi yapmamıza izin verin.Please allow us to do the work.
Bütün işi yalnız yapmak zorunda bırakıldım.I was compelled to do all the work alone.
O, isimleri hatırlamada iyi değildir.He's not good at remembering names.
Onun isimleri hatırlama sorunu vardır.He has trouble remembering names.
Eğer mümkünde bu işi yarına kadar yapın.Do this work by tomorrow if at all possible.
İşi tamamlamak sadece on beş dakikamızı aldı.It only took us fifteen minutes to complete the job.
Isırma ihtimaline karşın bir buldoğa yaklaşma.Don't come near the bulldog in case it bites.
Buldokun yanına gitme. Onun seni ısırmasını istemezsin.Don't go near the bulldog. You wouldn't want him to bite you.
Bir sokak köpeği tarafından ısırıldın mı?Have you been bitten by a stray dog?
O işi yapmayı kabul etti.He's agreed to do the job.
Sana yıldız ışığı ve bir fincan çay verebilirim.I can give you the starlight and a cup of tea.
Bizim yurdun ısıtma sistemi düzgün çalışmıyor.Our dorm's heating system isn't working properly.
Senin o işi almanın harika olduğunu düşünüyorum.I think it's great that you got that job.
İşi derhal yapacağım.I'll begin doing the job right away.
O, işindeki tek kadındır.She is the only woman at her job.
İşimi başaramıyorum.I'm failing at my job.
Kendimizi işimize adamalıyız.We must devote ourselves to our work.
İşi zamanında bitirmek için hiçbir ihtimal yoktu.There was no chance to finish the job on time.
O hayır işi yapmada aktiftir.He's active doing charity work.
Sanırım o işin ehli biridir.I think he's a competent person.
Bu isimle kimseyi tanımıyorum.I don't know anyone by that name.
Muhtemelen bu işin üstesinden gelecekler.They will probably handle this well.
Üzgünüm fakat isimleriniz listede değil.I'm sorry, but your names aren't on the list.
İşimi kaybetmem senin hatandır.It's your fault that I just lost my job.
Çocuk için bir isim seçelim.Let's choose a name for the child.
İşi ne kadar sürede bitirebileceksin?How soon will you be able to finish that job?
O işi ne zaman bitirebileceksin?When will you be able to finish that job?
Bizim gazlı ısıtmamız var.We have gas heating.
Bu gece yapacak bir işin var mı?Do you have anything to do tonight?
Sonunda bu işi bitirdim.Finally, I'm done with this work.
O emekli olduğunda Cynthia'nın işini kim devralacak?Who'll take over Cynthia's job when she retires?
David'in hiç istikrarlı bir işi olmadı fakat her zaman geçimini sağlayabildi.David has never had a steady job, but he's always managed to make ends meet.
Tom isimli birini duyduğumu hiç sanmıyorum.I don't think I've ever heard of anyone named Tom.
Köpeğim bir kertenkeleyi kovaladı ve kuyruğunu ısırıp kopardı.My dog chased a lizard and snapped its tail off.
İşimi tamamladım.I have finished my work.
Ken Takakura yeni işine alışkın değildi.Ken Takakura wasn't used to his new job.
Eğer dondurucunun dışında kalırsa meyve suyu ısınır.If it stays outside the freezer, the juice is going to get warm.
Yeni işimi seviyorum.I like my new job.
Ailem bana göre işimden daha önemli.My family is more important to me than my job.
Bu benim tam-zamanlı işim.It's my full-time job.
Biz öğrencilerin isimlerini alfabetik olarak sıralamalıyız.We ought to sort the students' names alphabetically.
Öğrencilerin isimlerini alfabetik sıraya göre sınıflandırmalıyız.We should sort the students' names alphabetically.
Tom'un işi Çin'e yaptırıldı.Tom's job was outsourced to China.
Asla sürekli bir işim olmadı.I never had a steady job.
Işıkları söndürürsen, minnettar olurum.I'd appreciate it if you'd turn off the lights.
Gezegenler kendiliğinden ışık yaymazlar.Planets don't emit light by themselves.
İlgili Sayfalar