ırksal ile cümle
ırksal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Irksal sorunlar genellikle sosyal kargaşa nedenidir.Racial problems are often the cause of social unrest.
İnsanlar ırksal sorunlar hakkında kaygı duyuyorlar.People are concerned about racial problems.
İnsanlar ırksal sorunlar hakkında kaygılılar.People are concerned about racial problems.
O, ırksal ayrımcılığa karşı çıktı.He's opposed to racial discrimination.
Irksal ayrımcılığa karşı çıktı.He's opposed to racial discrimination.
O ırksal ayrımcılığa karşıdır.He's opposed to racial discrimination.
Dan, Linda'ya ırksal olarak hakaret etti.Dan insulted Linda racially.
Dan ve Linda, ırksal gerilimler hakkında bir tartışma yaptı.Dan and Linda had a discussion about racial tensions.
Sen sadece ırksal klişeleri tanıtıyorsun.You're just promoting racial stereotypes.
1960'lara kadar Birleşik Devletler'deki hapisanelerin büyük çoğunluğu ırksal olarak ayrılıyordu.Most prisons in the United States were racially segregated until the 1960s.
Yatılı okullara "ırksal açıdan kusursuz" olduğu düşünülen sadece erkek ve kızlar kabul edildi.Only boys and girls considered to be "racially flawless" were admitted to the boarding schools.
Tasvir edilen etnik ve ırksal ön yargıların bazı Amerikan toplumunda yaygındı.They may depict some of the ethnic and racial prejudices that were commonplace in American society.
Ama bundan sonra ırksal sorununu pek uygun olarak çözemediler.Up to that point, I had not thought much about racial issues.
İbn Hazm da Yahudilere yönelik saldırılarında ırksal niteliklerden bahseder.Ibn Hazm also implies racial qualities in his attacks on the Jews.
Dile dayalı bir tanımlamadır ve ırksal bir aidiyet belirtmez.The incidence is unknown, and there is no described racial predominance.
Bunu ırksal bir durum olarak göstermeyin.Don't make it a race issue.
King'in ırksal adalet için çağrısı bozuk telif hakkı yasaları yüzünden sansürlenmek için çok uygun.It came as a joyous day break to end the long night of their captivity.
Yasa ayrıca milliyetçi, dini veya ırksal hoşgörüsüzlüğün körüklenmesini de yasaklıyor.The law also prohibits the fuelling of national, religious and racial intolerance.
Januszewska, Nazilerin ırksal politikasının kurbanı oldu.Within a year, however, Austria was invaded and annexed by Nazi Germany.
Bu nedenle çalışma deneklerinde ırksal ve sosyoekonomik yanlılık mevcuttu.Thus, bias in the study subjects was present, with regard to race and socioeconomics.
Ancak olumsuz tavırlar nadiren etnik veya ırksal unsurlara sahipti. [1]The negative attitudes, however, rarely had any ethnic or racial components.[11]
Goodman, Amerika'da ırksal entegrasyona yardımcı oldu.Goodman helped racial integration in America.
Ulusal/ırksal/etnik azınlıklarNational/racial/ethnic minorities
Bu gruplarda her zaman ırksallaştırılmış ve öjenik alt temalar vardır.There are always racialized and eugenic sub-themes in these groups.
Irksallaştırılmış sosyal sistemRacialized social system
Bu eser, Güney Afrika'daki ırksal çatışmalara adanmıştır.Auch dieser Film greift die Rassenproblematik in Südafrika auf.
1960'lara kadar Birleşik Devletler'deki hapisanelerin büyük çoğunluğu ırksal olarak ayrılıyordu.Jusque dans les années 1960, la plupart des prisons aux États-Unis pratiquaient la ségrégation raciale.
Irksal isyan sırasında "özel arkadaşı" ölümcül yara alır.Pendant l'émeute raciale, son « ami spécial » fait partie de ceux qui sont mortellement blessés.
Irksal isyan sırasında "özel arkadaşı" ölümcül yara alır.Durante los disturbios relatados en el episodio “Allen”, su actual “amigo especial” resultó herido mortal.
1960'lara kadar Birleşik Devletler'deki hapisanelerin büyük çoğunluğu ırksal olarak ayrılıyordu.До 1960-х годов в большинстве тюрем США была расовая сегрегация.
Bu eser, Güney Afrika'daki ırksal çatışmalara adanmıştır.У истоков борьбы против расизма в Южной Африке.
1960'lara kadar Birleşik Devletler'deki hapisanelerin büyük çoğunluğu ırksal olarak ayrılıyordu.Até os anos 60, a maioria das prisões dos EUA eram racialmente segregadas.
Stalin ulusu "ne ırksal ne kabilesel, sadece ve sadece ortak tarihleri olan insan topluluğu" olarak tanımlar.Stalin definiu a nação como "nem racial nem tribal, mas uma comunidade de pessoas formada historicamente".
Irksal hijyen fikirler Nazi hareketine uzaktı.A ideia dos higienistas raciais estava longe de ser exclusiva do movimento nazista.
Avrupa kültüründeki “Âri” unsurun ırksal ve kültürel üstünlüğünü savunmuştur.Ela é baseada na crença da suposta superioridade racial e cultural dos europeus.
Bu eser, Güney Afrika'daki ırksal çatışmalara adanmıştır.Última corrida disputada na África do Sul.
1960'lara kadar Birleşik Devletler'deki hapisanelerin büyük çoğunluğu ırksal olarak ayrılıyordu.Do šedesátých let byla většina vězňů ve Spojených státech ve věznicích rasově oddělená.
Önceki filmlerindeki gibi bu filmiyle de ırksal çatışmalara ve aidiyet olgusuna odaklandı.Bitva se, tak jako předešlý film, zaměřovala na rasový konflikt a nadvládu.
Hapishanelerdeki bu ırksal ayrımın sona ermesiyle tutuklular ırklarına göre organize olmaya başladılar.Když se věznice přestaly rozdělovat podle rasy, vězni uvnitř se začali organizovat do rasových oddílů.
Türklerin hiçbir ırksal özelliği yoktur.Dumnezeu nu are nici o legătură cu rasa noastră.
Türklerin hiçbir ırksal özelliği yoktur.Η Τουρκία δεν έχει εθνόσημο.
Dile dayalı bir tanımlamadır ve ırksal bir aidiyet belirtmez.60) hanya menyatakan bentuk kontrapositif dan tidak menamainya.
1960'lara kadar Birleşik Devletler'deki hapisanelerin büyük çoğunluğu ırksal olarak ayrılıyordu.1960年代までは、米国内にある大部分の刑務所は人種毎に分けられていた。
Dile dayalı bir tanımlamadır ve ırksal bir aidiyet belirtmez.現象を指すものであり、特定の色を指す言葉ではない。
1960'lara kadar Birleşik Devletler'deki hapisanelerin büyük çoğunluğu ırksal olarak ayrılıyordu.1960년대에 주의 학교 구역들의 대부분은 인종적으로 합류되었다.
Irksal isyan sırasında "özel arkadaşı" ölümcül yara alır.במהלך המהומות נפצע ח"כ איימן עודה.
1960'lara kadar Birleşik Devletler'deki hapisanelerin büyük çoğunluğu ırksal olarak ayrılıyordu.До 1960 г. в САЩ по-голямата част от случаите на регистриран бяс е от градската му форма.
1960'lara kadar Birleşik Devletler'deki hapisanelerin büyük çoğunluğu ırksal olarak ayrılıyordu.Do šesťdesiatych rokov 20. storočia bola väčšina väzňov v Spojených štátoch vo väzniciach rasovo oddelená.
Hapishanelerdeki bu ırksal ayrımın sona ermesiyle tutuklular ırklarına göre organize olmaya başladılar.Keď sa väznice prestali rozdeľovať podľa rasy, väzni vo vnútri sa začali organizovať do rasových oddielov.
1960'lara kadar Birleşik Devletler'deki hapisanelerin büyük çoğunluğu ırksal olarak ayrılıyordu.1950–1960 m. JAV didelėje dalyje valstijų homoseksualūs santykiai buvo neteisėti.
Irksal hijyen fikirler Nazi hareketine uzaktı.Trooja skinheadid ei ole rassistlikud.
Buna Afrika demeyin. Bunu ırksal bir durum olarak göstermeyin.아프리카 전체의 문제가 아닙니다. 인종의 문제로 취급하지 마십시오.
Buna Afrika demeyin. Bunu ırksal bir durum olarak göstermeyin.אל תדברו על "אפריקה". אל תהפכו את זה לעניין של גזע.
Buna Afrika demeyin. Bunu ırksal bir durum olarak göstermeyin.لا تعبروا هذه المشكلة مشكلة افريقيا او مسألة عرقية
Buna Afrika demeyin. Bunu ırksal bir durum olarak göstermeyin.ローカルな問題なのです そして地域ごとに その土地で可能な方法で
Bunu ırksal bir durum olarak göstermeyin.Đừng gây ra vấn đề về chủng tộc.
Bunu ırksal bir durum olarak göstermeyin.Gör det inte till en rasfråga gör det till en lokal fråga.
Bunu ırksal bir durum olarak göstermeyin.Jangan menganggapnya masalah rasial.
Bunu ırksal bir durum olarak göstermeyin.Maak er geen rassenkwestie van.
Bunu ırksal bir durum olarak göstermeyin.Machen Sie kein Rassenproblem daraus.