ışıkta ile cümle

ışıkta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Üzerinde ışıkta görülen yazı ile Chad yazıyordu.كتب عليها 'Chad' 'تشاد' بقلم التوضيح السحري.
Üzerinde ışıkta görülen yazı ile Chad yazıyordu.ずっと後に彼は亡くなりましたが
Ve anne ikinci kez kırmızı ışıkta geçer.A mãe passa outro sinal vermelho.
Ve anne ikinci kez kırmızı ışıkta geçer.De moeder gaat door een tweede rood licht.
Ve anne ikinci kez kırmızı ışıkta geçer.Et la mère brûle un deuxième feu rouge.
Ve anne ikinci kez kırmızı ışıkta geçer.그리고 엄마는 두번째 빨간불을 지나쳤죠.
Ve anne ikinci kez kırmızı ışıkta geçer.Matka przejeżdża na czerwonym po raz drugi.
Ve anne ikinci kez kırmızı ışıkta geçer.Men så kör modern återigen förbi rött ljus.
Ve anne ikinci kez kırmızı ışıkta geçer.Og moren kører over for endnu et rødt lys.
Ve anne ikinci kez kırmızı ışıkta geçer.Und die Mutter fährt über eine zweite rote Ampel.
Ve anne ikinci kez kırmızı ışıkta geçer.Và bà mẹ lại đi khi gặp đèn đỏ thứ hai.
Ve anne ikinci kez kırmızı ışıkta geçer. Ve kızı mümkün olduğunca nazik bir şekilde:E la madre passa anche al secondo semaforo con il rosso e la figlia dice, con più tatto possibile
Ve anne ikinci kez kırmızı ışıkta geçer. Ve kızı mümkün olduğunca nazik bir şekilde:Mama trece a doua oară pe roşu, iar fiica, cu toată diplomaţia:
Ve anne ikinci kez kırmızı ışıkta geçer.Y la madre cruza otra luz roja.
Ve anne ikinci kez kırmızı ışıkta geçer.Και η μητέρα περνάει και από δεύτερο κόκκινο φανάρι.
Ve anne ikinci kez kırmızı ışıkta geçer.Майката минава през втори червен светофар.
Ve anne ikinci kez kırmızı ışıkta geçer.Мама опять проезжает на красный свет.
Ve anne ikinci kez kırmızı ışıkta geçer.והאם חולפת על פני עוד רמזור אדום.
Ve anne ikinci kez kırmızı ışıkta geçer.والأم عبرت مرت عبر الأشارة الحمراء الثانية
Ve ben aslanların hareket eden ışıktan korktuğunu farkettim.A zistil som, že levy sa boja pohybujúceho sa svetla.
Ve ben aslanların hareket eden ışıktan korktuğunu farkettim.Dan aku jadi tau bahwa singa-singa itu takut pada cahaya yang bergerak
Ve ben aslanların hareket eden ışıktan korktuğunu farkettim.Descobri que os leões têm medo é de luz em movimento.
Ve ben aslanların hareket eden ışıktan korktuğunu farkettim.Descubrí que los leones le tienen miedo a la luz que se mueve.
Ve ben aslanların hareket eden ışıktan korktuğunu farkettim.E ho scoperto che i leoni hanno paura della luce in movimento.
Ve ben aslanların hareket eden ışıktan korktuğunu farkettim.Ekkor jöttem rá, hogy az oroszlánok félnek a mozgó fénytől.
Ve ben aslanların hareket eden ışıktan korktuğunu farkettim.Et j'ai découvert que les lions avaient peur d'une lumière en mouvement.
Ve ben aslanların hareket eden ışıktan korktuğunu farkettim.Huomasin leijonien pelkäävän liikkuvaa valoa.
Ve ben aslanların hareket eden ışıktan korktuğunu farkettim.Ik ontdekte dat leeuwen bang zijn voor bewegend licht.
Ve ben aslanların hareket eden ışıktan korktuğunu farkettim.그리고 저는 사자들이 움직이는 불빛을 무서워하는 것을 발견했습니다.
Ve ben aslanların hareket eden ışıktan korktuğunu farkettim.Löwen fürchten sich vor Licht, das sich bewegt.
Ve ben aslanların hareket eden ışıktan korktuğunu farkettim.Şi am descoperit că leii se tem de o lumină aflată în mişcare.
Ve ben aslanların hareket eden ışıktan korktuğunu farkettim.Tôi khám phá ra rằng sư tử sợ ánh sáng chuyển động.
Ve ben aslanların hareket eden ışıktan korktuğunu farkettim.Wtedy odkryłem, że boją się poruszającego się światła.
Ve ben aslanların hareket eden ışıktan korktuğunu farkettim.Zjistil jsem, že lvi se bojí světla, které se pohybuje.
Ve ben aslanların hareket eden ışıktan korktuğunu farkettim.Κι ανακάλυψα ότι τα λιοντάρια φοβούνται το κινούμενο φως.
Ve ben aslanların hareket eden ışıktan korktuğunu farkettim.Разбрах, че се страхуват от движеща се светлина.
Ve ben aslanların hareket eden ışıktan korktuğunu farkettim.Так я зрозумів, що леви бояться рухомого світла.
Ve ben aslanların hareket eden ışıktan korktuğunu farkettim.Я выяснил, что львы боятся движущегося огня.
Ve ben aslanların hareket eden ışıktan korktuğunu farkettim.גיליתי שהאריות מפחדים מאור מתנועע.
Ve ben aslanların hareket eden ışıktan korktuğunu farkettim.واكتشفت أن الأسود تخاف النور المتحرك.
Ve ben aslanların hareket eden ışıktan korktuğunu farkettim.それで 思いついたんです
Ve bitkiler ve hayvanlar kendi iç saatlerini geliştirdiler böylece ışıktaki bu değişime hazır olabileceklerdi.A növények és állatok kialakították saját belső órájukat, mely felkészíti őket a napszakok változására.
Ve bitkiler ve hayvanlar kendi iç saatlerini geliştirdiler böylece ışıktaki bu değişime hazır olabileceklerdi.A tak si rastliny a zvieratá vyvinuli vlastné vnútorné hodiny, aby boli pripravené na tieto zmeny svetla.
Ve bitkiler ve hayvanlar kendi iç saatlerini geliştirdiler böylece ışıktaki bu değişime hazır olabileceklerdi.그래서 동식물들은 그들만의 생체시계를 발달시켜서 이런 빛의 변화에 대응하게 되었습니다.
Ve bitkiler ve hayvanlar kendi iç saatlerini geliştirdiler böylece ışıktaki bu değişime hazır olabileceklerdi.Rośliny i zwierzęta rozwinęły własne wewnętrzne zegary, w gotowości do zmian światła.
Ve bitkiler ve hayvanlar kendi iç saatlerini geliştirdiler böylece ışıktaki bu değişime hazır olabileceklerdi.Så planter og dyr udviklede deres egen interne ur så de kunne være klar for ændringer i lyset.
Ve bitkiler ve hayvanlar kendi iç saatlerini geliştirdiler böylece ışıktaki bu değişime hazır olabileceklerdi.Tako so rastline in živali razvile svoje notranje ure, da so se pripravile na spreminanje svetlosti.
Ve bitkiler ve hayvanlar kendi iç saatlerini geliştirdiler böylece ışıktaki bu değişime hazır olabileceklerdi.Växter och djur utvecklade sina egna inre klockor så att de skulle vara redo för dessa förändringar i ljuset.
Ve bitkiler ve hayvanlar kendi iç saatlerini geliştirdiler böylece ışıktaki bu değişime hazır olabileceklerdi.Внутрішні годинники рослин і тварин влаштовані так, що вони легко можуть підлаштуватись до змін світла.
Ve bitkiler ve hayvanlar kendi iç saatlerini geliştirdiler böylece ışıktaki bu değişime hazır olabileceklerdi.וכך צמחים ובעלי-חיים פיתחו שעונים פנימיים משלהם כך שהם יהיו מוכנים לאותם שינויים בתאורה.
Ve bitkiler ve hayvanlar kendi iç saatlerini geliştirdiler böylece ışıktaki bu değişime hazır olabileceklerdi.ولذلك تقوم النّباتات والحيوانات بتطوير ساعاتها الدّاخلية بحيث تكون جاهزة لهذه التغييرات الضّوئيّة.
Ve bitkiler ve hayvanlar kendi iç saatlerini geliştirdiler böylece ışıktaki bu değişime hazır olabileceklerdi.自身の内部的な時計を 光の変化に合うように発達させました これらは化学的な時計で
Ve bu iki resimde de bu iki koşul var -- aynı yükseklikten ve aynı ışıkta çekilmişler.A tieto dva obrázky obidve tieto podmienky spĺňajú - vyfotené v rovnakej výške a rovnakom svetle.
Ve bu iki resimde de bu iki koşul var -- aynı yükseklikten ve aynı ışıkta çekilmişler.A tyto dva obrázky splňují oba požadavky -- byly vyfoceny ze stejné výšky a za stejného světla.
Ve bu iki resimde de bu iki koşul var -- aynı yükseklikten ve aynı ışıkta çekilmişler.Dan kedua gambar ini memenuhi kedua persyaratan -- dipotret pada ketinggian dan pencahayaan yang sama.
Ve bu iki resimde de bu iki koşul var -- aynı yükseklikten ve aynı ışıkta çekilmişler.Deze twee beelden vervullen beide voorwaarden -- genomen op dezelfde hoogte en bij hetzelfde licht.
Ve bu iki resimde de bu iki koşul var -- aynı yükseklikten ve aynı ışıkta çekilmişler.E queste due foto possiedono questi due requisiti, scattate dalla stessa altezza e con la stessa luce.
Ve bu iki resimde de bu iki koşul var -- aynı yükseklikten ve aynı ışıkta çekilmişler.그리고 이 두 그림들은 두 요구 사항을 둘 다 만족시키지요-- 같은 높이와 같은 종류의 빛에서 찍혔으니까요.
Ve bu iki resimde de bu iki koşul var -- aynı yükseklikten ve aynı ışıkta çekilmişler.Oba obrazy spełniają oba warunki -- sfotografowane na tej samej wysokości i przy takim samym świetle.
Ve bu iki resimde de bu iki koşul var -- aynı yükseklikten ve aynı ışıkta çekilmişler.Oba prikazana posnetka izpolnjujeta ta dva pogoja -- posneta sta bila na enaki višini in ob enaki svetlobi.

İlgili Sayfalar