ışıklar ile cümle

ışıklar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Yani gökyüzündeki ışıklara baktıklarında sadece yanan maddeler, kayalar ya da patlayan gazlar görmediler.하늘에 광명이 비출 때 그들이 보는 것은 연소하는 물질이나 바위, 화염 혹은
Yani gökyüzündeki ışıklara baktıklarında sadece yanan maddeler, kayalar ya da patlayan gazlar görmediler.Verlichte wezens kunnen al het leven op alle planeten zien.
Yani gökyüzündeki ışıklara baktıklarında sadece yanan maddeler, kayalar ya da patlayan gazlar görmediler.אז הם לא, כאשר הם מסתכלים החוצה ורואים את אותם האורות האלה שהראית בשמיים, הם לא רק רואים פיסות חומר נשרף
Yani gökyüzündeki ışıklara baktıklarında sadece yanan maddeler, kayalar ya da patlayan gazlar görmediler.ولذا فهم عند النظر خارجا ورؤية تلك الأضواء التي عرضوها في السماء, لا يرون فقط أجزاء من المادة المحترقة
Yani gökyüzündeki ışıklara baktıklarında sadece yanan maddeler, kayalar ya da patlayan gazlar görmediler.彼らは単に物質の破片が燃えているとか 岩石や炎やガスが爆発していると言うようには見ないのです。
Yani, o an güneş ve aydan gelen ışıklar tıpkı şu ekranda gördüğünüz kadardı.Así que toda la luz en esta zona desde el Sol y la Luna es lo que se ve en la pantalla de la derecha aquí.
Yani, o an güneş ve aydan gelen ışıklar tıpkı şu ekranda gördüğünüz kadardı.Czyli całość światła słonecznego i księżycowego, była jak na tym ekranie.
Yani, o an güneş ve aydan gelen ışıklar tıpkı şu ekranda gördüğünüz kadardı.Dat kan je op het scherm zien. Dat kan je op het scherm zien.
Yani, o an güneş ve aydan gelen ışıklar tıpkı şu ekranda gördüğünüz kadardı.Demnach war das ganze Sonnen- und Mondlicht in der Gegend das, was Sie hier auf dem Bildschirm sehen.
Yani, o an güneş ve aydan gelen ışıklar tıpkı şu ekranda gördüğünüz kadardı.Donc à cet endroit, toute la lumière provenant du soleil et de la lune est ce que vous voyez sur cet écran.
Yani, o an güneş ve aydan gelen ışıklar tıpkı şu ekranda gördüğünüz kadardı.그러니까 이 지역에서 모든 자연 채광은 여러분들께서 저기 화면에 보시는 저 정도였어요.
Yani, o an güneş ve aydan gelen ışıklar tıpkı şu ekranda gördüğünüz kadardı.Perciò tutta la luce solare e lunare della zona è quella che vedete proprio qui sullo schermo.
Yani, o an güneş ve aydan gelen ışıklar tıpkı şu ekranda gördüğünüz kadardı.Por isso toda a luz nesta área do sol e da lua é o que vêem neste mesmo ecrã.
Yani, o an güneş ve aydan gelen ışıklar tıpkı şu ekranda gördüğünüz kadardı.Så allt ljus på platsen som kom från solen och månen är det du ser på skärmen här.
Yani, o an güneş ve aydan gelen ışıklar tıpkı şu ekranda gördüğünüz kadardı.Takže veškeré světlo ze slunce a měsíce v této oblasti bylo takové, jaké můžete vidět zde na obrazovce.
Yani, o an güneş ve aydan gelen ışıklar tıpkı şu ekranda gördüğünüz kadardı.Tehát a teljes nap- és holdfény annyi volt, amit most a kivetítőn látnak.
Yani, o an güneş ve aydan gelen ışıklar tıpkı şu ekranda gördüğünüz kadardı.Toată lumina din acea zonă de la soare și de la lună a fost exact ce vedeți aici pe ecran.
Yani, o an güneş ve aydan gelen ışıklar tıpkı şu ekranda gördüğünüz kadardı.Поэтому весь свет от солнца и луны на тот момент выглядел именно вот так.
Yani, o an güneş ve aydan gelen ışıklar tıpkı şu ekranda gördüğünüz kadardı.ולכן כל האור שם, שהגיע מהשמש ומהירח, הוא מה שאתם רואים כאן על המסך.
Yani, o an güneş ve aydan gelen ışıklar tıpkı şu ekranda gördüğünüz kadardı.اذا كل الاضاءه في تلك المنطقه من الشمس والقمر هو ماتراه في الشاشه الان.
Yani, o an güneş ve aydan gelen ışıklar tıpkı şu ekranda gördüğünüz kadardı.太陽や月からの光は皆無 現場の明かりは
Yanıp sönen farklı ışıkların hepsini göremedim, renkleri ayırt edemiyorum.Ich konnte nicht all die unterschiedlich blinkenden Lichter sehen ^
Yanıp sönen farklı ışıkların hepsini göremedim, renkleri ayırt edemiyorum.Ik kon niet alle verschillende knipperende lichtjes zien, en ik kan geen kleuren onderscheiden.
Yanıp sönen farklı ışıkların hepsini göremedim, renkleri ayırt edemiyorum.Je ne pouvais pas voir tous ces différents voyants lumineux, et je ne peux pas distinguer les couleurs.
Yanıp sönen farklı ışıkların hepsini göremedim, renkleri ayırt edemiyorum.깜빡이는 여러가지 빛을 감지할 수 없었고 색을 구별할 수 없었습니다.
Yanıp sönen farklı ışıkların hepsini göremedim, renkleri ayırt edemiyorum.Nem vettem észre a különböző fények villogását, és nem tudtam megkülönböztetni a színeket.
Yanıp sönen farklı ışıkların hepsini göremedim, renkleri ayırt edemiyorum.Nevidím všechna ta blikající světélka a nerozpoznám barvy.
Yanıp sönen farklı ışıkların hepsini göremedim, renkleri ayırt edemiyorum.Nie widziałem wszystkich tych różnych, migających światełek, i nie rozróżniam kolorów.
Yanıp sönen farklı ışıkların hepsini göremedim, renkleri ayırt edemiyorum.Non riuscivo a vedere tutte quelle spie che si illuminavano e non ne distinguevo il colore.
Yanıp sönen farklı ışıkların hepsini göremedim, renkleri ayırt edemiyorum.No pude ver todas las distintas luces parpadeando y no puedo distinguir entre los colores.
Yanıp sönen farklı ışıkların hepsini göremedim, renkleri ayırt edemiyorum.Nu puteam să văd toate becurile care clipeau în diferite culori și nu puteam să fac deosebirea între ele.
Yanıp sönen farklı ışıkların hepsini göremedim, renkleri ayırt edemiyorum.Tôi chẳng thể nhìn các loại đèn nhấp nháy và không thể phân biệt màu sắc.
Yanıp sönen farklı ışıkların hepsini göremedim, renkleri ayırt edemiyorum.Δεν μπορούσα να δω όλα τα λαμπάκια που αναβόσβηναν και να ξεχωρίσω τα χρώματα.
Yanıp sönen farklı ışıkların hepsini göremedim, renkleri ayırt edemiyorum.Не виждах всичките мигащи в различни цветове лампички, защото не различавах цветовете.
Yanıp sönen farklı ışıkların hepsini göremedim, renkleri ayırt edemiyorum.Я не бачив різних вогників, що миготять, та не міг відрізнити кольори.
Yanıp sönen farklı ışıkların hepsini göremedim, renkleri ayırt edemiyorum.Я не видел, как мигают различные сигнальные огни и не различал цвета.
Yanıp sönen farklı ışıkların hepsini göremedim, renkleri ayırt edemiyorum.לא יכולתי לראות את כל האורות המרצדים בצבעים שונים, ואני לא יכולתי להבחין בין הצבעים.
Yanıp sönen farklı ışıkların hepsini göremedim, renkleri ayırt edemiyorum.فلم يكن بمقدوري رؤية الأضواء الوامضة المختلفة، ولا تمييز الألوان.
Yanıp sönen farklı ışıkların hepsini göremedim, renkleri ayırt edemiyorum.色も識別できませんでしたから 職業を考え直す必要に迫られました
Yaz geceleri kutup ışıklarını görmek için fazla aydınlıktır.En été, les nuits sont trop claires pour observer les aurores boréales.
Yaz geceleri kutup ışıklarını görmek için fazla aydınlıktır.Kesällä yöt ovat liian valoisia revontulten katseluun.
Yaz geceleri kutup ışıklarını görmek için fazla aydınlıktır.Las noches de verano son demasiado luminosas como para ver auroras boreales.
Yaz geceleri kutup ışıklarını görmek için fazla aydınlıktır.På sommaren är nätterna för ljusa för att man ska kunna se norrsken.
Yaz geceleri kutup ışıklarını görmek için fazla aydınlıktır.Летом же ночи недостаточно темные, чтобы увидеть Северное сияние.
Yaz geceleri kutup ışıklarını görmek için fazla aydınlıktır.في الصيف يكون الليل فيه ضوء فائض لا يسمح برؤية الشفق القطبي.
Yengeç onların koluna dokunduğu anda, ışıklar sönüyordu.E non appena i granchi toccavano i tentacoli, era la fine.
Yengeç onların koluna dokunduğu anda, ışıklar sönüyordu.És amikor a rákok hozzáérnének a karhoz, egyből lámpaoltás.
Yengeç onların koluna dokunduğu anda, ışıklar sönüyordu.Et dès que les crabes touchaient leur bras, c"était fini pour eux.
Yengeç onların koluna dokunduğu anda, ışıklar sönüyordu.Heti kun ravut koskettivat lonkeroa, valot sammuivat.
Yengeç onların koluna dokunduğu anda, ışıklar sönüyordu.Jakmile se krab dotkl chapadla, bylo hotovo.
Yengeç onların koluna dokunduğu anda, ışıklar sönüyordu.게가 문어의 다리에 닿는 순간 죽은 목숨이죠
Yengeç onların koluna dokunduğu anda, ışıklar sönüyordu.Şi de îndată ce crabii au atins braţul, s-au stins luminile.
Yengeç onların koluna dokunduğu anda, ışıklar sönüyordu.Sobald die Krebse den Arm berührten, waren sie tot.
Yengeç onların koluna dokunduğu anda, ışıklar sönüyordu.Và ngay khi những con cua động đến cánh tay, nó tắt hết ánh sáng
Yengeç onların koluna dokunduğu anda, ışıklar sönüyordu.V momente, ako sa kraby dotkli chápadiel, bolo po nich.
Yengeç onların koluna dokunduğu anda, ışıklar sönüyordu.Wyławiały kraby, a jak tylko któryś dotknął ramienia, już było po nim.
Yengeç onların koluna dokunduğu anda, ışıklar sönüyordu.Y tan pronto como los cangrejos tocaban el brazo, se apagaban las luces.
Yengeç onların koluna dokunduğu anda, ışıklar sönüyordu.Zodra de krabben de arm aanraakten, waren ze er geweest.
Yengeç onların koluna dokunduğu anda, ışıklar sönüyordu.А щом раците докоснеха пипалото, край.
Yengeç onların koluna dokunduğu anda, ışıklar sönüyordu.Едва краб касается щупальца, его съедают.

İlgili Sayfalar