ışıklar ile cümle
ışıklar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
13
ORT. KELİME
Bir tür komik dans eden ışıklar, orada hem sol hem de sağda gösterilmiş.조금 우스운 춤추는 듯한 빛이에요, 여기 왼쪽, 오른쪽에 보이듯이 말이죠.
Bir tür komik dans eden ışıklar, orada hem sol hem de sağda gösterilmiş.São umas luzinhas a dançar, que aqui aparecem à esquerda e à direita.
Bir tür komik dans eden ışıklar, orada hem sol hem de sağda gösterilmiş.Śmieszne tańczące światełka, które widać po lewej i prawej stronie.
Bir tür komik dans eden ışıklar, orada hem sol hem de sağda gösterilmiş.Sono come delle buffe luci danzanti, che si vedono qui a sinistra e a destra.
Bir tür komik dans eden ışıklar, orada hem sol hem de sağda gösterilmiş.Някак странни танцуващи светлинки, показани там отляво и отдясно.
Bir tür komik dans eden ışıklar, orada hem sol hem de sağda gösterilmiş.Похоже на забавные танцующие огоньки, показанные слева и справа.
Bir tür komik dans eden ışıklar, orada hem sol hem de sağda gösterilmiş.היא דומה לאורות משתוללים, כאן מצד ימין ומצד שמאל.
Bir tür komik dans eden ışıklar, orada hem sol hem de sağda gösterilmiş.إنها أضواء متراقصة غريبة، تظهر هناك على الجانب الأيسر والأيمن.
Bir tür komik dans eden ışıklar, orada hem sol hem de sağda gösterilmiş.そしてこれはいっぱいに大きくなった前兆です ごらんのように
Bir uyum odası oluşturduk ışıklar, müzikler ve güneşlikler insanların ruh haline göre ayarlanıyordu.Abbiamo creato la sala di reazione dove le luci, la musica e le imposte si adattano al vostro stato.
Bir uyum odası oluşturduk ışıklar, müzikler ve güneşlikler insanların ruh haline göre ayarlanıyordu.Am creat o cameră ce reacţiona, în care luminile, muzica şi storurile se adaptau stării tale.
Bir uyum odası oluşturduk ışıklar, müzikler ve güneşlikler insanların ruh haline göre ayarlanıyordu.Creamos una sala receptiva en la que la música, las luces y las persianas responden a nuestro estado.
Bir uyum odası oluşturduk ışıklar, müzikler ve güneşlikler insanların ruh haline göre ayarlanıyordu.Kami membuat ruangan tanggapan di mana musik dan pencahayaannya disesuaikan dengan perasaan Anda.
Bir uyum odası oluşturduk ışıklar, müzikler ve güneşlikler insanların ruh haline göre ayarlanıyordu.우리는 경음악이나 블라인드가 사람의 상태에 맞춰 조정되도록 반응하는 공간을 만들었습니다
Bir uyum odası oluşturduk ışıklar, müzikler ve güneşlikler insanların ruh haline göre ayarlanıyordu.Loimme responsiivisen huoneen, jossa valot, musiikki ja kaihtimet sopeutuivat olotilaasi.
Bir uyum odası oluşturduk ışıklar, müzikler ve güneşlikler insanların ruh haline göre ayarlanıyordu.Nous avons créé la chambre réactive, où l'éclairage, la musique, et les volets s'adaptaient à votre état.
Bir uyum odası oluşturduk ışıklar, müzikler ve güneşlikler insanların ruh haline göre ayarlanıyordu.Stworzyliśmy responsywny pokój, gdzie światła, muzyka i zasłony dostosowywały się do twojego stanu.
Bir uyum odası oluşturduk ışıklar, müzikler ve güneşlikler insanların ruh haline göre ayarlanıyordu.Vytvořili jsme citlivou místnost, ve které se osvětlení, hudba a rolety přizpůsobí vašemu stavu.
Bir uyum odası oluşturduk ışıklar, müzikler ve güneşlikler insanların ruh haline göre ayarlanıyordu.We creëerden een reactiekamer waar licht, muziek en de zonwering zich aanpasten aan je gemoedstoestand.
Bir uyum odası oluşturduk ışıklar, müzikler ve güneşlikler insanların ruh haline göre ayarlanıyordu.Wir schufen den Reaktionsraum, wo Lichter, Musik und Jalousien sich nach Ihrem Zustand richten.
Bir uyum odası oluşturduk ışıklar, müzikler ve güneşlikler insanların ruh haline göre ayarlanıyordu.Δημιουργήσαμε το δωμάτιο ανταπόκρισης όπου τα φώτα, η μουσική και οι περσίδες ρυθμίζονται στην κατάστασή σας.
Bir uyum odası oluşturduk ışıklar, müzikler ve güneşlikler insanların ruh haline göre ayarlanıyordu.Мы создали чувствительную комнату, где свет, музыка и жалюзи подстраиваются под ваше состояние.
Bir uyum odası oluşturduk ışıklar, müzikler ve güneşlikler insanların ruh haline göre ayarlanıyordu.Създадохме "реагиращата стая," където светлината, музиката и завесите се нагласят спрямо твоето състояние.
Bir uyum odası oluşturduk ışıklar, müzikler ve güneşlikler insanların ruh haline göre ayarlanıyordu.יצרנו חדר היענות בו האורות המוזיקה והוילונות התכוונו לפי מצבכם.
Bir uyum odası oluşturduk ışıklar, müzikler ve güneşlikler insanların ruh haline göre ayarlanıyordu.أنشأنا الغرفة المستجيبة حيث الأضواء والموسيقى والستائر تتعدل حسب رغبتك.
Bir uyum odası oluşturduk ışıklar, müzikler ve güneşlikler insanların ruh haline göre ayarlanıyordu.自己の状態に応じて変化する感応室を作りました 部屋の機器が精神活動のわずかな変化に反応します
Biyoışıma - hem karşı cinsin ve avın ilgisini çekmek hem de iletişim için ışıkları kullanıyorlar.A biolumineszencia -- társaik és zsákmányuk odacsalogatására, valamint kommunikációhoz használják fényüket.
Biyoışıma - hem karşı cinsin ve avın ilgisini çekmek hem de iletişim için ışıkları kullanıyorlar.Bioluminescencja pomaga w wabieniu partnerów, łowach i komunikacji.
Biyoışıma - hem karşı cinsin ve avın ilgisini çekmek hem de iletişim için ışıkları kullanıyorlar.Bioluminescenza - usano le luci per attirare compagni e prede e anche per comunicare.
Biyoışıma - hem karşı cinsin ve avın ilgisini çekmek hem de iletişim için ışıkları kullanıyorlar.Bioluminiscence - oni používají světla k lákání partnerů k vábení kořisti a ke komunikaci.
Biyoışıma - hem karşı cinsin ve avın ilgisini çekmek hem de iletişim için ışıkları kullanıyorlar.Bioluminiscencia - používajú svetlo na prilákanie partnerov, vábenie koristi a na komunikáciu.
Biyoışıma - hem karşı cinsin ve avın ilgisini çekmek hem de iletişim için ışıkları kullanıyorlar.Bioluminiscenţa -- folosesc luminile pentru atragerea partenerilor a prăzii şi pentru comunicare.
Biyoışıma - hem karşı cinsin ve avın ilgisini çekmek hem de iletişim için ışıkları kullanıyorlar.교미와 의사소통을위해 이렇게 빛을 발합니다.
Biyoışıma - hem karşı cinsin ve avın ilgisini çekmek hem de iletişim için ışıkları kullanıyorlar.La bioluminescence - ils utilisent les lumières pour attirer leurs partenaires leurs proies et communiquer.
Biyoışıma - hem karşı cinsin ve avın ilgisini çekmek hem de iletişim için ışıkları kullanıyorlar.La bioluminisencia, estos peces usan las luces para atraer a sus parejas, atraer a sus presas y comunicarse.
Biyoışıma - hem karşı cinsin ve avın ilgisini çekmek hem de iletişim için ışıkları kullanıyorlar.Sie benutzen die Biolumineszenz, um Geschlechtspartner anzulocken, Beute zu ködern und zur Verständigung.
Biyoışıma - hem karşı cinsin ve avın ilgisini çekmek hem de iletişim için ışıkları kullanıyorlar.Ο βιοφωσφορισμός -- χρησιμοποιούν τα φώτα για να ελκύουν συντρόφους, να ελκύουν θηράματα και να επικοινωνούν.
Biyoışıma - hem karşı cinsin ve avın ilgisini çekmek hem de iletişim için ışıkları kullanıyorlar.Биолуминесценцията... те използват светлините за привличане на партньори, привличане на плячка и комуникация.
Biyoışıma - hem karşı cinsin ve avın ilgisini çekmek hem de iletişim için ışıkları kullanıyorlar.Они светятся, чтобы привлечь внимание брачных партнёров, жертв, а так же для общения.
Biyoışıma - hem karşı cinsin ve avın ilgisini çekmek hem de iletişim için ışıkları kullanıyorlar.הארה ביולוגית- משתמשים באורות האלה בכדי למשוך בני זוג למשוך טרף ובשביל תקשורת
Biyoışıma - hem karşı cinsin ve avın ilgisini çekmek hem de iletişim için ışıkları kullanıyorlar.في التألق الحيوي -- يستخدمون الأضواء لجذب الأصحاب وجذب الفريسة والتواصل.
Biyoışıma - hem karşı cinsin ve avın ilgisini çekmek hem de iletişim için ışıkları kullanıyorlar.意思疎通に利用されます クラゲのアーカイブをまずお見せすることは出来ませんでした
Biz gündüz lambalar gibi, boşuna bizim ışıklar atık. Bizim inancımıza oturur, iyi bir anlam taşıyan우리는 하루 램프처럼 헛된 우리의 불빛을 낭비. 우리의 판단이 자리를 위해, 우리의 좋은 뜻을 가지고
Biz gündüz lambalar gibi, boşuna bizim ışıklar atık. Bizim inancımıza oturur, iyi bir anlam taşıyanהאורות שלנו אנחנו מבזבזים לשווא, כמו נרות ליום. קח משמעות טובה שלנו, השיפוט שלנו יושב
Biz gündüz lambalar gibi, boşuna bizim ışıklar atık. Bizim inancımıza oturur, iyi bir anlam taşıyanنحن لدينا النفايات أضواء عبثا ، مثل المصابيح خلال النهار. تأخذ معنى حسن نيتنا ، ويجلس لحكمنا
Biz gündüz lambalar gibi, boşuna bizim ışıklar atık. Bizim inancımıza oturur, iyi bir anlam taşıyanかつて私たちの五感でそのEREにおいて5倍。
Biz gündüz lambalar gibi, boşuna bizim ışıklar atık.Chúng tôi lãng phí các nguồn sáng của chúng tôi một cách vô ích, giống như đèn theo ngày.
Biz gündüz lambalar gibi, boşuna bizim ışıklar atık.Kami limbah lampu kami sia-sia, seperti lampu pada siang hari.
Biz gündüz lambalar gibi, boşuna bizim ışıklar atık.Meillä jäte meidän valot turhaan, kuten valaisimia päivä.
Biz gündüz lambalar gibi, boşuna bizim ışıklar atık.Mi hulladékot a fények hiába, mint a lámpák nappal.
Biz gündüz lambalar gibi, boşuna bizim ışıklar atık.Mi odpadkov naše luči zaman, kot so svetilke, ki jih dan.
Biz gündüz lambalar gibi, boşuna bizim ışıklar atık.Noi deşeuri luminile noastre, în zadar, cum ar fi lămpile de zi.
Biz gündüz lambalar gibi, boşuna bizim ışıklar atık.Nós desperdiçamos nossas luzes em vão, como lâmpadas por dia.
Biz gündüz lambalar gibi, boşuna bizim ışıklar atık.Nous gaspillons nos lumières en vain, comme des lampes par jour.
Biz gündüz lambalar gibi, boşuna bizim ışıklar atık.Perdemos nuestras luces en vano, como las lámparas por día.
Biz gündüz lambalar gibi, boşuna bizim ışıklar atık.Sprechiamo le nostre luci invano, come le lampade di giorno.
Biz gündüz lambalar gibi, boşuna bizim ışıklar atık.Strácame naše svetla márne, rovnako ako svetla cez deň.
Biz gündüz lambalar gibi, boşuna bizim ışıklar atık.Tracimy nasze światła na próżno, jak lampy w dzień.
Biz gündüz lambalar gibi, boşuna bizim ışıklar atık.Vi slösar våra ljus förgäves, som lampor för dag.
Biz gündüz lambalar gibi, boşuna bizim ışıklar atık.Vi spilder vores lys forgæves, ligesom lamper af dagen.