Eser antik yunandaki yaşam ile ilgili tarihe ışık tutmaktadır.He discusses ancient Greece in a new light.
Üstelik kitap Anna'nın duygusal fırtınalarına da ışık tutmaktadır.Nel letto però c'è anche il corpo imbalsamato di Anna.
Üstelik kitap Anna'nın duygusal fırtınalarına da ışık tutmaktadır.Στη σκήτη υπάγεται και η Σκήτη της μικρής Αγίας Άννας.
Deneyin amacı gelecekte Uluslararası Termonükleer Deneysel Reaktör gibi projelere ışık tutmaktır.Dette er et pågående forskningsprosjekt ved International Thermonuclear Experimental Reactor.
Badıllı Aşireti’nin tarihine ışık tutmaktadır Bu fermandan kısaca bahsetmek istiyorum.단식 승강장은 역사의 마쓰오 방면으로 끊겨 있어, 여기를 통해 이 측선이 뻗어 있다.
Deneyin amacı gelecekte Uluslararası Termonükleer Deneysel Reaktör gibi projelere ışık tutmaktır.미래학에서는 텔로미어 복구 전략의 연구에 초점을 맞추고 있다.
Eser antik yunandaki yaşam ile ilgili tarihe ışık tutmaktadır.Добре известно е положителното отношение към хомосексуалните контакти в Древна Гърция.