Ana içeriğe geç
Sözlük

ışığın ile cümle

ışığın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Mum ışığını severim.I like candlelight.
Bize söylediğinin ışığında planımızı gözden geçirmemiz gerektiğini düşünüyorum.In the light of what you told us, I think we should revise our plan.
Tablolar, doğrudan güneş ışığına maruz bırakılmamalıdır.Paintings should not be exposed to direct sunlight.
Bazen bedenlerimizi güneş ışığına maruz bırakmalıyız.We should sometimes expose our bodies to the sun.
Karanlık ışığın yokluğudur.Darkness is the absence of light.
Bitkiyi doğrudan güneş ışığına maruz bırakmayın.Don't expose the plant to direct sunlight.
Bilimci son bilimsel bilgiler ışığında garip olayları açıkladı.The scientist explained the strange phenomena in the light of recent scientific knowledge.
Sürücü trafik ışığında duramadı.The driver couldn't have stopped at the signal.
Kimyasal maddeyi doğrudan güneş ışığına maruz bırakma.Don't expose this chemical to direct sunlight.
Bu gerçeğin ışığında, onun masum olduğu açıktır.In the light of this fact, it is clear that he is innocent.
Bu gerçeklerin ışığında, teorimizi gözden geçirmemiz gerekli olabilir.In the light of these facts, it may be necessary to revise our theory.
Lütfen şu trafik ışığının bu tarafında beni bırak.Please let me off on this side of that traffic light.
Son zamanlarda eski Çin hakkında yeni gerçekler gün ışığına çıktı.New facts about ancient China have recently come to light.
Yüksek bina onların evini güneş ışığından yoksun bıraktı.The high building deprived their house of sunlight.
Gün ışığından yararlanma saatinin geçen hafta sona erdiğini unuttum.I forgot that the daylight saving time ended last week.
Kitabı eleştiri ışığında okudum.I read the book in the light of criticism.
İnsan parlak güneş ışığını sever.Man likes bright sunshine.
Bebekleri güçlü güneş ışığına maruz bırakmak tehlikelidir.It's dangerous to expose babies to strong sunlight.
Gözlerimizi direk güneş ışığından korusak iyi olur.We had better protect our eyes from direct sunlight.
Buzlu yol güneş ışığında pırıldıyordu.The icy road sparkled in the sunlight.
Ada ay ışığında siyah görünüyordu.The island showed black in the moonlight.
Çift ay ışığında ele ele tutuşarak yürüdü.The couple walked holding hands in the moonlight.
Güneş ışığında okumak gözlerine zarar verebilir.It can harm your eyes to read in the sun's light.
Ay ışığının keyfini çıkarabilmek için ışıkları kapattı.She turned off the lights so she could enjoy the moonlight.
Biz problemi kültürel farklılıklar ışığında düşünmek zorundayız.We have to consider the problem in the light of cultural differences.
Ay ışığında bir kitap okumanın mümkün olduğunu sanmıyorum.I don't suppose it's possible to read a book by moonlight.
Okuma için parlak bir ışığınız var mı?Do you have a bright light for reading?
Işık yılı, ışığın bir yılda gittiği mesafedir.A lightyear is the distance that light travels in one year.
Işık yılı, ışığın bir yılda kat ettiği mesafedir.A lightyear is the distance that light travels in one year.
Perdeler hiçbir ışığın içeri girmesine izin vermiyor.The curtains don't let any light in.
Ben gözlerimi güneş ışığından korurum.I shade my eyes from sun shine.
Tom sabahın ilk ışığında uyandı.Tom woke up at the crack of dawn.
Tom ve Mary ay ışığında sessizce yemek yedi.Tom and Mary ate quietly in the moonlight.
Sen gözlerini direkt güneş ışığından korumalısın.You should protect your eyes from direct sunlight.
Bitkiler güneş ışığına doğru yönelir.Plants grow towards sunlight.
O ne ay ışığına ne de karanlığa katlanabilir.He can bear neither moonlight nor darkness.
Onu ay ışığında orada gördüm.I saw her there in the moonlight.
İkinci trafik ışığında sola dön.Turn left at the second traffic light.
Güneş ışığında kafam dönmeye başladı ve dinlenmek için çim üzerinde uzandım.In the sunlight my head started to spin, and I lay down to have a rest on the grass.
Tom tepe ışığını kapattı.Tom switched off the overhead light.
Tom gün ışığından önce eve geldi.Tom got home just before daylight.
Bir güneş tutulması ay güneş ışığını engellediği zaman olur.A solar eclipse is when the Moon blocks the light from the Sun.
Ay ışığında yürümek romantikti.It was romantic to walk in the moonlight.
Tom mum ışığına yaklaştı.Tom stepped into the candlelight.
Nem ve güneş ışığından korunmalıdır.Protect against moisture and sunlight.
Isıya ya da güneş ışığına maruz kalma.Do not expose to heat or direct sunlight.
Mary ay ışığında ormanda dans etti.Mary danced in the forest in the moonlight.
Periler ay ışığında dans ettiler.The fairies danced in the moonlight.
Deri çok uzun süre boyunca güneş ışığına maruz bırakılmamalı.Skin shouldn't be exposed to sunlight for too long.
Güneş ışığını en son ne zaman gördün?When was the last time you saw the sunshine?
Vampirlerin güneş ışığına alerjisi vardır.Vampires are allergic to sunlight.
Lütfen doğrudan güneş ışığından uzakta, serin ve kuru bir yerde saklayın.Please store in a cool and dry place, out of direct sunlight.
Ben senin ışığını yansıtan bir ayna gibiyim.I am like a mirror reflecting your light.
Işıkta kalkamaz, cep telefonunun ışığında bile.She can't stand light, not even the light from a cellphone.
Sen karınla mum ışığında akşam yemeği mi yiyorsun?Are you having a candlelit dinner with your wife?
Bitkilerin yetişmek için güneş ışığına ihtiyacı var.Plants need sunlight to grow.
O kırmızı trafik ışığında caddenin karşısına yürüdü.He walked across the street on a red traffic light.
Genellikle, sabah ışığından önce gitmiş olurum.Usually, I'll be gone before the morning light.
Tom ve Mary ay ışığında kumsalda yürüdüler.Tom and Mary walked on the beach in the moonlight.
Nadir ekim güneşi ışığında ahşap çitte bir çiftlik kedisi yatıyordu.A farm cat slept on the wooden fence in the rare October sunlight.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod