Sen benim güneş ışığımsın.You are my sunshine.
Sen benim ışığımı engelliyorsun.You're blocking my light.
Günaydın benim güneş ışığım.Good morning my sunshine.
Şimdi, kamera ışığım vardı ve en fazla iki, üç saat dayanacağını biliyordum.Now, I had my camera light and I knew I had about two, maybe three hours tops worth of light.
Sendeki tek ışığımız ve o da gidip geliyor.This is the only light you've got and it's fucking around.
Tek ışığımız bu.How many batteries have you got left?
Mesela, kendi kendimize sorduk, nasıl daha fazla ışığımız olur?So for instance, we are asking ourselves, how can we create more light?
Bizi korkutan şey karanlığımız değil, ışığımız."It is our light and not our darkness that frightens us."
Ya RAB, ışığım sensin! Karanlığımı aydınlatırsın.For you are my lamp, Yahweh. Yahweh will light up my darkness.
Sen benim güneş ışığımsın, benim tek güneş ışığımsın!Du bist mein Sonnenschein, mein einziger Sonnenschein!
Bizim ışığımızı, aynamızı, yardımcımızı, gerçek önderimizi öldürene değin.Baltákkal ütötték addig, míg meg nem ölték... a mi világosságunkat, a mi örömünket, a mi igazi vezérünket.
Benim sürekli olan ışığım ne doğar, ne de batar.Jatkuva Valoni ei nouse eikä sammu.
Benim sürekli olan ışığım ne doğar, ne de batar.Lumina mea neintrerupta nu rasare si nici nu apune.
Benim sürekli olan ışığım ne doğar, ne de batar.Ma lumière continuelle ni ne s'élève ni ne sombre.
Benim sürekli olan ışığım ne doğar, ne de batar.Mein anhaltendes Licht geht weder auf noch unter.
Benim sürekli olan ışığım ne doğar, ne de batar.Végtelen fényem nem kel fel és le sem nyugszik.
Benim sürekli olan ışığım ne doğar, ne de batar.Мой непрерывный свет ни возрастает, ни множится.
Bizi korkutan şey karanlığımız değil, ışığımız."Нашата светлина, не нашата тъмнина, ни плаши.'
Bizi korkutan şey karanlığımız değil, ışığımız."A fényünk az, ami megrémiszt minket, nem a sötétségünk."
Bizi korkutan şey karanlığımız değil, ışığımız."Bardziej przeraża nas nasze światło niż nasza ciemność".
Bizi korkutan şey karanlığımız değil, ışığımız."C'est notre lumière, non pas notre obscurité, qui nous fait peur. "
Bizi korkutan şey karanlığımız değil, ışığımız."Chính ánh sáng của chúng ta, chứ không phải mảng tối, làm chúng ta sợ."
Bizi korkutan şey karanlığımız değil, ışığımız."Det är vårt ljus och inte mörkret som skrämmer oss."
Bizi korkutan şey karanlığımız değil, ışığımız.""É a nossa luz, e não a nossa escuridão, que nos assusta".
Bizi korkutan şey karanlığımız değil, ışığımız."È la nostra luce e non la nostra oscurità a spaventarci."
Bizi korkutan şey karanlığımız değil, ışığımız."Es ist unser Licht, nicht unsere Dunkelheit, die uns ängstigt."
Bizi korkutan şey karanlığımız değil, ışığımız."Es nuestra luz, y no nuestra oscuridad, lo que nos atemoriza".
Bizi korkutan şey karanlığımız değil, ışığımız."Het is ons licht, niet onze duisternis, die ons beangstigt.
Bizi korkutan şey karanlığımız değil, ışığımız."Je to naše světlo, ne naše temnota, co nás děsí."
Bizi korkutan şey karanlığımız değil, ışığımız."Je to naše svetlo, nie naše temno, čo nás najviac desí."
Bizi korkutan şey karanlığımız değil, ışığımız."우리의 어둠이 아니라, 빛이 우릴 두렵게 만들죠"
Bizi korkutan şey karanlığımız değil, ışığımız."Lumina, nu întunericul din noi, e ceea ce ne înspăimântă."
Bizi korkutan şey karanlığımız değil, ışığımız."Terang kita, bukan kegelapan kita yang menakuti kita."
Bizi korkutan şey karanlığımız değil, ışığımız."Είναι το φως μας, και όχι το σκοτάδι που μας φοβίζει".
Bizi korkutan şey karanlığımız değil, ışığımız."Нас лякає не темрява, а світло всередині нас".
Bizi korkutan şey karanlığımız değil, ışığımız."Нас пугает не наша темнота, а наш свет".
Bizi korkutan şey karanlığımız değil, ışığımız."האור, ולא האפלה שבנו, הוא שמפחיד אותנו."
Bizi korkutan şey karanlığımız değil, ışığımız."أنه نورنا وليس ظلمتنا الذي يخيفنا"
Bizi korkutan şey karanlığımız değil, ışığımız."今日のテーマは それを乗り越えることです
"Meryem, ağlayıp sızlanma" ve "Yürüyor suyun üzerinde" ve "Yaptım ettim", "Benim küçük ışığım"."I done done"や "This little light of mine"といった歌だ 僕らは最後まで働いた
"Meryem, ağlayıp sızlanma" ve "Yürüyor suyun üzerinde" ve "Yaptım ettim", "Benim küçük ışığım"."오, 메리, 울지마요, 신음하지 마요", "물위를 걸어요" "다 했어요, 다 했어", " 한줄기 나의 빛"
"Meryem, ağlayıp sızlanma" ve "Yürüyor suyun üzerinde" ve "Yaptım ettim", "Benim küçük ışığım"."Oh, Marie, nu plânge, nu geme" şi "Mergi în apă", şi "Gata, gata", "Mica mea luptă."
"Meryem, ağlayıp sızlanma" ve "Yürüyor suyun üzerinde" ve "Yaptım ettim", "Benim küçük ışığım"."Oh, Mary non piangere, non gemere" e "Wade in the water."♫ e "I done done." "Questa mia piccola luce."
"Meryem, ağlayıp sızlanma" ve "Yürüyor suyun üzerinde" ve "Yaptım ettim", "Benim küçük ışığım"."Oh, Mary, ween niet, klaag niet" en "Waad door het water," en "Ik gedaan, gedaan" en "Dit lichtje van mij".
"Meryem, ağlayıp sızlanma" ve "Yürüyor suyun üzerinde" ve "Yaptım ettim", "Benim küçük ışığım"."Ôi, Mary, đừng khóc, đừng rên la", và "Lội nước" và "Tôi như xong", "Ánh sáng nhỏ của tôi."
"Meryem, ağlayıp sızlanma" ve "Yürüyor suyun üzerinde" ve "Yaptım ettim", "Benim küçük ışığım"."O, Mary, nie płacz, nie zawodź" i "Brodźcie w wodzie" i "Zrobiłem to", "Moje małe światełko."
"Meryem, ağlayıp sızlanma" ve "Yürüyor suyun üzerinde" ve "Yaptım ettim", "Benim küçük ışığım"."Ó, ne sírj, ne búsulj Mária" meg "Gázolj a vízbe", és "Kész, kész", "Én kis fényem."
"Meryem, ağlayıp sızlanma" ve "Yürüyor suyun üzerinde" ve "Yaptım ettim", "Benim küçük ışığım"."О, Мария, не плачи, не стени", "Гази във водата" и "Сторих, сторих", "Тази малка моя светлинка".
"Meryem, ağlayıp sızlanma" ve "Yürüyor suyun üzerinde" ve "Yaptım ettim", "Benim küçük ışığım"."О, Мэри, не плачь, не стони" и "Брод на воде", и "Я это сделал", "Мой маленький свет".
"Meryem, ağlayıp sızlanma" ve "Yürüyor suyun üzerinde" ve "Yaptım ettim", "Benim küçük ışığım"."הו, מרי, אל תבכי, אל תאנחי" ו"מבוססים במים", ו"אני עשיתי עשיתי", "האור הקטן הזה שלי".
"Meryem, ağlayıp sızlanma" ve "Yürüyor suyun üzerinde" ve "Yaptım ettim", "Benim küçük ışığım"." آه يا مريم .. لا تنتحبي .. لا تتألمي .. وإسبحي في الماء " فقد قمت بما قمت .. وهنالك ضوء صغير في نفسي
Mesela, kendi kendimize sorduk, nasıl daha fazla ışığımız olur?Así, por ejemplo, nos preguntamos: ¿cómo podemos crear más luz?
Mesela, kendi kendimize sorduk, nasıl daha fazla ışığımız olur?De pildă, ne-am pus întrebarea: cum am putea face mai multă lumină?
Mesela, kendi kendimize sorduk, nasıl daha fazla ışığımız olur?Így például, feltettük magunknak a kérdést, hogyan hozhatunk létre több fényt?
Mesela, kendi kendimize sorduk, nasıl daha fazla ışığımız olur?Jadi misalnya, kami bertanya kepada diri sendiri, bagaimana kita dapat membuat lebih banyak cahaya?
Mesela, kendi kendimize sorduk, nasıl daha fazla ışığımız olur?예들 들면 우리는 스스로에게 묻습니다. 어떻게 더 많은 빛을 만들어 낼 수 있을까?
Mesela, kendi kendimize sorduk, nasıl daha fazla ışığımız olur?Například se ptáme sami sebe: Jak můžeme získat více světla?
Mesela, kendi kendimize sorduk, nasıl daha fazla ışığımız olur?Par exemple, nous nous demandons comment nous pouvons créer plus de lumière.
Mesela, kendi kendimize sorduk, nasıl daha fazla ışığımız olur?Per esempio, ci stiamo chiedendo, come possiamo creare più luce.
Mesela, kendi kendimize sorduk, nasıl daha fazla ışığımız olur?Por exemplo, perguntamos a nós próprios, como poderemos criar mais luz?