Edy ve Dreyer de Toasted Almond ve Candy Nane lezzetlerini üreterek kredilendiriliyor.Edy and Dreyer are also credited with originating the Toasted Almond and Candy Mint flavors.
Bitki öldüğündeyse kendi besinini üreterek yaşamını sürdürür.Once the die has started it will self-feed.
Mühendis olarak mezun olduktan sonra animasyonlar yazarak ve üreterek hayatını kazandı.After graduating as an engineer, Uspensky earned his living by writing and producing animations.
Motorola 1978’de MC6809’ü üreterek bütün 8-bit Dünyası'nda büyük yankı uyandırdı.Motorola introduced the MC6809 in 1978.
Belediyelere proje üreterek bu görevi 9 yıl boyunca sürdürdü.Bere carried out this function on at least nine occasions.
Kaçtım, benim bahane üreterek, ve, gül Evden.I rose, and, making my excuses, escaped from the house.
Listenizde olmayan bir ondalıklı sayı üreterek, aslında başaramadığınızı göstereyim size.I'm going to show you that you didn't succeed, by producing a decimal that is not on your list.
Ve elektrotlar arasından geçen akım yeterli ısı üreterek bataryayı uygun sıcaklıkta tutar.And the current passing between the electrodes generates enough heat to keep it at temperature.
Geleneksel akıl der ki; çok üreterek maliyeti düşür.Conventional wisdom says reduce cost by producing many.
Batılı şirketler için sanat eseri üreterek başladı.It started with art outsourcing for western companies.
2000 yılında ilk ekskavatörü üreterek piyasaya sundu.In 2000, Hidromek produced the first excavator.
Her bireyin, 16 benzersiz tip üreterek her kategoriden bir özelliği tercih ettiği söylenir.Each person is said to have one preferred quality from each category, producing 16 unique types.
Çekum Appendiks Çıkan kolon Sağ yumurtalık ve Fallop tüpü Sağ üreterCecum Appendix Ascending colon Right ovary and Fallopian tube Right ureter
İnen kolon ve sigmoid kolon Sol yumurtalık ve fallop tüpü Sol üreterthe descending colon and sigmoid colon the left ovary and fallopian tube the left ureter
Son olarak böbrekleri, mesaneyi ve üreterleri tanımlar.Finally, he describes the kidneys, the bladder, and the ureters.
Prebiyotik kimya her iki formu da üreterek abiyogenez araştırmacıları için bir bilmece yaratır.[1]Prebiotic chemistry would produce both forms, creating a puzzle for abiogenesis researchers.[1]
Annesi ise ona türlü bahaneler üreterek bu isteğini geri çevirmektedir.Seine Mutter hat ihm verboten, sich selbst zu befriedigen.
Japonya ilk seri otomobillerini üreterek yavaş yavaş üretimini artırmaya başlar.Le Japon, quant à lui, commence lentement son ascension en produisant ses premiers modèles de grande série.
Legend, 1993 yılında Çin'in ilk "586" kişisel bilgisayarını üreterek Pentium çağına girdi.1993: Legend entra en la era Pentium y crea el primer PC “586” de China.
Üreterler(idrar borusu), insan anatomisinde, idrarı böbreklerden idrar torbasına taşır.Trapecio, en la anatomía humana, es un músculo de la espalda.
Japonya ilk seri otomobillerini üreterek yavaş yavaş üretimini artırmaya başlar.Inizialmente, la produzione della normale gamma di veicoli proseguì regolarmente.
Şablon:KansasHistology "erkek üreteri"1 medaglia: curling maschile:
Belediyelere proje üreterek bu görevi 9 yıl boyunca sürdürdü.Этой работе писательница посвятил девять лет.
Hayranlar temanın kendi remixlerini üreterek dağıttı.Сериал собрал собственное сообщество поклонников.
Japonya ilk seri otomobillerini üreterek yavaş yavaş üretimini artırmaya başlar.وبدأت اليابان بزيادة إنتاجها رويداً منتجةً أول سلسلة سيارات.
Gözlük mercekleri üreterek faaliyete başladı.في حين أن النظارات المتدرجة أصبحت متداولة .
Bu sayede deprem üreterek yıkım oluşturablilir.V důsledku tohoto tření dochází ke vzniku zemětřesení.
Legend, 1993 yılında Çin'in ilk "586" kişisel bilgisayarını üreterek Pentium çağına girdi.1993: a Legend belép a Pentium korszakba, legyártja a Kínai Népköztársaság első “586”os PC-jét.
Hayranlar temanın kendi remixlerini üreterek dağıttı.Fans har også produceret og distribuerey deres egne remixe af temaet.
Ameliyattan evvel üreterlere katater konmalıdır.Từ Allah (nghĩa là chúa trời) phải được người mổ thịt nói trước khi mổ.
Ultraviyole ışınları, melanosit hücrelerde melanin üreterek güneşe çıkıldığında bronzlaşmaya sebep olur.紫外線はしばしばメラニン細胞からメラニンを生成して日焼けを引き起こす。
Legend, 1993 yılında Çin'in ilk "586" kişisel bilgisayarını üreterek Pentium çağına girdi.1993年:联想进入“奔腾”时代,推出中国大陸第一台“586”个人电脑。
Gözlük mercekleri üreterek faaliyete başladı.Majka počinje osjećati pokrete ploda.
Belediyelere proje üreterek bu görevi 9 yıl boyunca sürdürdü.Knjigu su sudionici projekta radili devet godina.
Asıl niyetleri birkaç yeni hafif tank imha edici üreterek bunların Jagdpanzer 38(t) ile yer değiştirmekti.Taktiež sa plánovalo vyrobiť nový ľahký stíhač tankov, ktoré mali nahradiť Jagdpanzer 38(t) Hetzer.
Batılı şirketler için sanat eseri üreterek başladı.Alles begann mit Art-Outsourcing für westliche Unternehmen.
Batılı şirketler için sanat eseri üreterek başladı.Il effectuait de la sous-traitance graphique pour des sociétés occidentales.
Batılı şirketler için sanat eseri üreterek başladı.서양 회사들의 아트 외주업체로 시작했죠
Batılı şirketler için sanat eseri üreterek başladı.Původně tvořila hry pro západní společnosti.
Bitkiler ve diğer türlerle, ve hatta hayvanlarla, uçucu kimyasallar üreterek, iletişim kurarlar.그들은 식물과 다른 종들과 의사소통을 하고, 휘발성 화학 물질을 생산함으로써
Bitkiler ve diğer türlerle, ve hatta hayvanlarla, uçucu kimyasallar üreterek, iletişim kurarlar.הם מתקשרים עם צמחים ומינים אחרים, והם מתקשרים עם בעלי חיים
Bitkiler ve diğer türlerle, ve hatta hayvanlarla, uçucu kimyasallar üreterek, iletişim kurarlar.وهي تتواصل مع .. النباتات الاخرى .. والكائنات الاخرى فهي تتواصل مع الحيوانات
Bitkiler ve diğer türlerle, ve hatta hayvanlarla, uçucu kimyasallar üreterek, iletişim kurarlar.異種 そして 動物ともやり取りしますが 揮発性化学物質を生成して行います
Geleneksel akıl der ki; çok üreterek maliyeti düşür.A sabedoria convencional diz para reduzir o custo produzindo em grande quantidade.
Geleneksel akıl der ki; çok üreterek maliyeti düşür.Az általános igazság azt mondja, hogy az árat nagy termeléssel csökkentsük.
Geleneksel akıl der ki; çok üreterek maliyeti düşür.Erfarenheten säger: "reducera kostnaden genom att göra många."
Geleneksel akıl der ki; çok üreterek maliyeti düşür.Il senso comune suggerisce di ridurre i costi aumentando la produzione.
Geleneksel akıl der ki; çok üreterek maliyeti düşür.Înţelepciunea convenţională spune redu costurile producând la scară mare.
Geleneksel akıl der ki; çok üreterek maliyeti düşür.Kebijaksanaan umum mengatakan kurangi biaya dengan memproduksi banyak.
Geleneksel akıl der ki; çok üreterek maliyeti düşür.많이 생산해서 가격을 낮춥니다.
Geleneksel akıl der ki; çok üreterek maliyeti düşür.Konventionel visdom siger reducer omkostninger ved at producere mange.
Geleneksel akıl der ki; çok üreterek maliyeti düşür.Konwencjonalna mądrość głosi że zwiększając produkcję, minimalizujemy koszty.
Geleneksel akıl der ki; çok üreterek maliyeti düşür.La sagesse conventionnelle dit de réduire les coûts en produisant en grand nombre.
Geleneksel akıl der ki; çok üreterek maliyeti düşür.Nach klassischer Auffassung senkt man die Kosten durch eine hohe Produktionsmenge.
Geleneksel akıl der ki; çok üreterek maliyeti düşür.Η συμβατική σοφία λέει μειώστε το κόστος μέσω της μεγάλης παραγωγής.
Geleneksel akıl der ki; çok üreterek maliyeti düşür.Една мъдрост гласи: Цената се намалява, като се произвежда повече.
Geleneksel akıl der ki; çok üreterek maliyeti düşür.Поширено підхід до зниження собівартості за рахунок виробництва великої кількості.
Geleneksel akıl der ki; çok üreterek maliyeti düşür.להקטין עלויות ע"י ייצור כמויות.
Geleneksel akıl der ki; çok üreterek maliyeti düşür.أن خفض التكلفة يكون بالإنتاج الكثير.
Geleneksel akıl der ki; çok üreterek maliyeti düşür.液体金属電池の場合 単純化し部品数を減らすことで