ürünü ile cümle

ürünü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Çok kültürlü yazarlardan gerçek hikayeler anlatmaları beklenir, hayalgücü ürünü pek beklenilmez.Des écrivains multiculturels sont supposés raconter des histoires vraies, pas tellement de l'imaginaire.
Çok kültürlü yazarlardan gerçek hikayeler anlatmaları beklenir, hayalgücü ürünü pek beklenilmez.Espera-se que os escritores multiculturais contem histórias reais, não tanto as imaginárias.
Çok kültürlü yazarlardan gerçek hikayeler anlatmaları beklenir, hayalgücü ürünü pek beklenilmez.다문화작가는 상상력에 바탕을 둔 소설이 아니라, 실화를 바탕으로 한 소설을 쓰도록 기대되죠.
Çok kültürlü yazarlardan gerçek hikayeler anlatmaları beklenir, hayalgücü ürünü pek beklenilmez.Mångkulturella författare förväntas berätta sanna historier, inte så fantasirika.
Çok kültürlü yazarlardan gerçek hikayeler anlatmaları beklenir, hayalgücü ürünü pek beklenilmez.Multiculturele schrijvers worden verondersteld echte verhalen te vertellen, niet zozeer imaginaire.
Çok kültürlü yazarlardan gerçek hikayeler anlatmaları beklenir, hayalgücü ürünü pek beklenilmez.Người ta nghĩ những nhà văn đa văn hóa sẽ kể những câu chuyện có thật, chứ không phải là tưởng tượng.
Çok kültürlü yazarlardan gerçek hikayeler anlatmaları beklenir, hayalgücü ürünü pek beklenilmez.Od multikulturních autorů se očekávají "skutečné" příběhy, fiktivní už tolik ne.
Çok kültürlü yazarlardan gerçek hikayeler anlatmaları beklenir, hayalgücü ürünü pek beklenilmez.Od wielokulturowych pisarzy oczekuje się prawdziwych historii, a tych wymyślonych, nie za bardzo.
Çok kültürlü yazarlardan gerçek hikayeler anlatmaları beklenir, hayalgücü ürünü pek beklenilmez.Penulis multikultural selalu diharapkan untuk menulis kisah nyata dan bukan kisah imajinasi.
Çok kültürlü yazarlardan gerçek hikayeler anlatmaları beklenir, hayalgücü ürünü pek beklenilmez.Se aşteaptă ca scriitorii multiculturali să spună poveşti adevărate, care nu ţin de imaginar.
Çok kültürlü yazarlardan gerçek hikayeler anlatmaları beklenir, hayalgücü ürünü pek beklenilmez.Se espera que los escritores multiculturales cuenten historias reales, no imaginarias.
Çok kültürlü yazarlardan gerçek hikayeler anlatmaları beklenir, hayalgücü ürünü pek beklenilmez.Οι πολυπολιτισμικοί συγγραφείς υποτίθεται ότι λένε πραγματικές ιστορίες, όχι τόσο φανταστικές.
Çok kültürlü yazarlardan gerçek hikayeler anlatmaları beklenir, hayalgücü ürünü pek beklenilmez.Мультикультурні письменники мусять розповідати справжні історії, а не вигадані.
Çok kültürlü yazarlardan gerçek hikayeler anlatmaları beklenir, hayalgücü ürünü pek beklenilmez.От мултикултурните писатели се очаква да разкажат истински истории не толкова въображаеми.
Çok kültürlü yazarlardan gerçek hikayeler anlatmaları beklenir, hayalgücü ürünü pek beklenilmez.От мультикультурных авторов всегда ждут не выдуманных, а настоящих историй.
Çok kültürlü yazarlardan gerçek hikayeler anlatmaları beklenir, hayalgücü ürünü pek beklenilmez.סופרים רב תרבותיים מצופים לספר את סיפוריהם האמיתיים, ולא בהכרח את המדומיין.
Çok kültürlü yazarlardan gerçek hikayeler anlatmaları beklenir, hayalgücü ürünü pek beklenilmez.يُتَوَقَّع من الْكُتَّاب متعددي الثقافات أن يرووا قصصا حقيقية, وليس خيالية.
Çok kültürlü yazarlardan gerçek hikayeler anlatmaları beklenir, hayalgücü ürünü pek beklenilmez.実話を語ることを求められます 作家自身のみならず
‹‹Çok tohum ekecek, ama az toplayacaksınız. Çünkü ürününüzü çekirge yiyecek.Du wirst viel Samen ausführen auf das Feld, und wenig einsammeln; denn die Heuschrecken werden's abfressen.
‹‹Çok tohum ekecek, ama az toplayacaksınız. Çünkü ürününüzü çekirge yiyecek.네가 많은 종자를 들에 심을지라도 메뚜기가 먹으므로 거둘것이 적을 것이며
‹‹Çok tohum ekecek, ama az toplayacaksınız. Çünkü ürününüzü çekirge yiyecek.Levarás muita semente para o teu campo, porem colherás pouco; porque o gafanhoto a consumirá.
‹‹Çok tohum ekecek, ama az toplayacaksınız. Çünkü ürününüzü çekirge yiyecek."Llevarás mucha semilla al campo, pero cosecharás poco; porque la langosta la consumirá
‹‹Çok tohum ekecek, ama az toplayacaksınız. Çünkü ürününüzü çekirge yiyecek.Megen sæd skal du føre ut på marken, og lite skal du samle inn; for gresshoppen skal ete den av.
‹‹Çok tohum ekecek, ama az toplayacaksınız. Çünkü ürününüzü çekirge yiyecek.Mnoho semene vyneseš na pole k rozsívání, a málo shromáždíš, nebo sžerou to kobylky.
‹‹Çok tohum ekecek, ama az toplayacaksınız. Çünkü ürününüzü çekirge yiyecek.Mycken säd skall du föra ut på åkern, men litet skall du inbärga, ty gräshoppor skola förtära den.
‹‹Çok tohum ekecek, ama az toplayacaksınız. Çünkü ürününüzü çekirge yiyecek.Ngươi sẽ đem gieo nhiều mạ trong ruộng mình , nhưng mùa gặt lại ít , vì sẽ bị cào_cào ăn sạch .
‹‹Çok tohum ekecek, ama az toplayacaksınız. Çünkü ürününüzü çekirge yiyecek.Ngươi sẽ đem gieo nhiều mạ trong ruộng mình, nhưng mùa gặt lại ít, vì sẽ bị cào cào ăn sạch.
‹‹Çok tohum ekecek, ama az toplayacaksınız. Çünkü ürününüzü çekirge yiyecek.Paljon siementä sinä viet pellollesi, mutta vähän sinä korjaat, sillä heinäsirkat hävittävät sen.
‹‹Çok tohum ekecek, ama az toplayacaksınız. Çünkü ürününüzü çekirge yiyecek.Porterai molta semente al campo e raccoglierai poco, perché la locusta la divorerà
‹‹Çok tohum ekecek, ama az toplayacaksınız. Çünkü ürününüzü çekirge yiyecek.Sok magot viszel ki a mezõre, de keveset takarsz be, mert felemészti azt a sáska.
‹‹Çok tohum ekecek, ama az toplayacaksınız. Çünkü ürününüzü çekirge yiyecek.Udsæd i Mængde skal du bringe ud på Marken, men kun høste lidt, thi Græshopperne skal fortære den;
‹‹Çok tohum ekecek, ama az toplayacaksınız. Çünkü ürününüzü çekirge yiyecek.U zult veel zaaien maar weinig oogsten, want de sprinkhanen zullen uw oogsten opvreten.
‹‹Çok tohum ekecek, ama az toplayacaksınız. Çünkü ürününüzü çekirge yiyecek.Vei sămăna multă sămînţă pe cîmpul tău, şi vei strînge puţin; căci o vor mînca toate lăcustele.
‹‹Çok tohum ekecek, ama az toplayacaksınız. Çünkü ürününüzü çekirge yiyecek.Veliko semena odneseš na polje, a malo spraviš, zakaj kobilice požro vse.
‹‹Çok tohum ekecek, ama az toplayacaksınız. Çünkü ürününüzü çekirge yiyecek.Vynesieš mnoho semena na pole a spraceš málo, lebo to obožerú kobylky.
‹‹Çok tohum ekecek, ama az toplayacaksınız. Çünkü ürününüzü çekirge yiyecek.Σπορον πολυν θελεις φερει εις τον αγρον, και ολιγον θελεις συναξει διοτι θελει καταφαγει αυτον η ακρις.
‹‹Çok tohum ekecek, ama az toplayacaksınız. Çünkü ürününüzü çekirge yiyecek.Много семе ще изнасяш на полето, а малко ще събираш, защото скакалците ще го пояждат.
‹‹Çok tohum ekecek, ama az toplayacaksınız. Çünkü ürününüzü çekirge yiyecek.Семян много вынесешь в поле, а соберешь мало, потому что поест их саранча.
‹‹Çok tohum ekecek, ama az toplayacaksınız. Çünkü ürününüzü çekirge yiyecek.זרע רב תוציא השדה ומעט תאסף כי יחסלנו הארבה׃
‹‹Çok tohum ekecek, ama az toplayacaksınız. Çünkü ürününüzü çekirge yiyecek.بذارا كثيرا تخرج الى الحقل وقليلا تجمع لان الجراد ياكله.
‹‹Çok tohum ekecek, ama az toplayacaksınız. Çünkü ürününüzü çekirge yiyecek.你 帶 到 田 間 的 種 子 雖 多 、 收 進 來 的 卻 少 、 因 為 被 蝗 蟲 喫 了
‹‹Çok tohum ekecek, ama az toplayacaksınız. Çünkü ürününüzü çekirge yiyecek.你 帶到 田間 的 種子 雖多 、 收進來 的 卻少 、 因為 被 蝗蟲喫了
Çünkü gördünüz ki, TiVo ürününü piyasaya sunduğu zaman, bizlere neye sahip olduklarını söylediler.Ahogy te is láthattad, mikor a TiVo-t bevezették csak arra koncentráltak, mijük van.
Çünkü gördünüz ki, TiVo ürününü piyasaya sunduğu zaman, bizlere neye sahip olduklarını söylediler.Bởi vì như bạn thấy đó, khi TiVo giới thiệu sản phẩm của họ, họ nói cho chúng ta tất cả những cái mà họ có.
Çünkü gördünüz ki, TiVo ürününü piyasaya sunduğu zaman, bizlere neye sahip olduklarını söylediler.Du förstår, när TiVo lanserade deras produkt, berättade de oss alla vad de hade.
Çünkü gördünüz ki, TiVo ürününü piyasaya sunduğu zaman, bizlere neye sahip olduklarını söylediler.For ser I, da TIVo lancerede deres produkt fortalte de os allesammen hvad de havde.
Çünkü gördünüz ki, TiVo ürününü piyasaya sunduğu zaman, bizlere neye sahip olduklarını söylediler.Gdy firma TiVo wprowadziła swój produkt na rynek, powiedziała nam o wszystkim co mają do zaoferowania.
Çünkü gördünüz ki, TiVo ürününü piyasaya sunduğu zaman, bizlere neye sahip olduklarını söylediler.Kajti, ko je TiVo ponudil svoj izdelek, so nam povedali vse, kar zmore.
Çünkü gördünüz ki, TiVo ürününü piyasaya sunduğu zaman, bizlere neye sahip olduklarını söylediler.Karena Anda perhatikan, saat TiVo meluncurkan produk mereka, mereka memaparkan apa yang mereka punyai.
Çünkü gördünüz ki, TiVo ürününü piyasaya sunduğu zaman, bizlere neye sahip olduklarını söylediler.아시는 것처럼, 티보 제품이 출시 되었을 때 그들은 우리 모두에게 제품의 특징을 말했습니다.
Çünkü gördünüz ki, TiVo ürününü piyasaya sunduğu zaman, bizlere neye sahip olduklarını söylediler.Parce que voyez-vous, quand TiVo a lancé son produit, ils nous ont dit ce qu'ils avaient.
Çünkü gördünüz ki, TiVo ürününü piyasaya sunduğu zaman, bizlere neye sahip olduklarını söylediler.Perché sapete, quando TiVo ha lanciato il suo prodotto, ci ha detto tutto ciò che aveva.
Çünkü gördünüz ki, TiVo ürününü piyasaya sunduğu zaman, bizlere neye sahip olduklarını söylediler.Porque, quando a empresa lançou o TiVo, disse-nos o que tinha:
Çünkü gördünüz ki, TiVo ürününü piyasaya sunduğu zaman, bizlere neye sahip olduklarını söylediler.Porque ya ven, cuando TiVo lanzó el producto nos dijeron todo lo que tenía.
Çünkü gördünüz ki, TiVo ürününü piyasaya sunduğu zaman, bizlere neye sahip olduklarını söylediler.Pretože, keď TiVo uviedli na trh svoj produkt, povedali nám o sebe všetko.
Çünkü gördünüz ki, TiVo ürününü piyasaya sunduğu zaman, bizlere neye sahip olduklarını söylediler.Protože, víte, když TiVo spustilo svůj produkt, řekli nám všem co nabízí.
Çünkü gördünüz ki, TiVo ürününü piyasaya sunduğu zaman, bizlere neye sahip olduklarını söylediler.Vedeți, când TiVo a lansat produsul, ne-au comunicat tot ce aveau.
Çünkü gördünüz ki, TiVo ürününü piyasaya sunduğu zaman, bizlere neye sahip olduklarını söylediler.Verstehen Sie, weil als TiVo ihr Produkt rausbrachten, sie uns alles erzählten was sie hatten.
Çünkü gördünüz ki, TiVo ürününü piyasaya sunduğu zaman, bizlere neye sahip olduklarını söylediler.Want toen TiVo hun product demonstreerden, vertelden ze ons wat ze hadden.
Çünkü gördünüz ki, TiVo ürününü piyasaya sunduğu zaman, bizlere neye sahip olduklarını söylediler.Βλέπετε, όταν η TiVo λάνσαρε το προϊόν της, είπαν σε όλους τι διέθετε.

İlgili Sayfalar