özü ile cümle
özü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ah... özür dilerimありがとう あんたがいなかったら 今日は家に入れないとこだったわ
"A.J., özür dilerim..."A.J., beklager...
"A.J., özür dilerim..."A.J., förlåt mig.
"A.J., özür dilerim...Ali pa: "A.J. žal mi je.
"A.J., özür dilerim... - Biliyorsun A.J.... ...bu gezegende sana ihtiyacım olmaz."A.J., je suis désolé, je t'aime."
"A.J., özür dilerim... - Biliyorsun A.J.... ...bu gezegende sana ihtiyacım olmaz."A.J., mi dispiace, ti voglio bene."
"A.J., özür dilerim... - Biliyorsun A.J.... ...bu gezegende sana ihtiyacım olmaz."A.J., perdón y te quiero"?
"A.J., özür dilerim... - Biliyorsun A.J.... ...bu gezegende sana ihtiyacım olmaz.'A.J. Sorry, en ik hou van je.'
"A.J., özür dilerim... - Biliyorsun A.J.... ...bu gezegende sana ihtiyacım olmaz."A.J., tut mir leid,
"A.J., özür dilerim... - Biliyorsun A.J.... ...bu gezegende sana ihtiyacım olmaz.Ce zici doar de, "A.J., îmi pare rău şi te iubesc."
"A.J., özür dilerim... - Biliyorsun A.J.... ...bu gezegende sana ihtiyacım olmaz.Tai miksipä ei vain näin: " A.J, anna anteeksi.
"A.J., özür dilerim... - Biliyorsun A.J.... ...bu gezegende sana ihtiyacım olmaz."Ей Джей, прости ми, обичам те."
"A.J., özür dilerim... - Biliyorsun A.J.... ...bu gezegende sana ihtiyacım olmaz.."תעלה אותי, סקוטי"
"A.J., özür dilerim...Co takhle:
"A.J., özür dilerim...To może tylko, A.J., wybacz...
"A.J., özür dilerim...Μπορείς να πεις απλώς:
Akdeniz ülkelerinde zeytin yaprağı özü çeşitli sağlık sorunlarının tedavi edilmesinde kullanılmıştır.l'extrait de feuilles d'olivier a été utilisé dans les pays méditerranéens pour soigner diverses affections.
Aklınızı karıştırdıysam özür dilerim.설명이 너무 복잡하다면 사과드리겠습니다.
Aklınızı karıştırdıysam özür dilerim.اعتذر اذا كان هذا يربككم
- Allah'ım! - Özür dilerim.Cet espèce de... !
- Allah'ım! - Özür dilerim.Maga kis...!
Alo. Caným, çok özür dilerim.Πώς ήταν η οντισιόν;
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.Aber entschuldige dich niemals, für die Art wie deine Augen nicht aufhören wollen zu scheinen.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.Ale neopováž sa ospravedlňovať za to, ako tvoje oči odmietajú prestať žiariť.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.Ale nigdy nie przepraszaj za to, jak nieustający błysk w twoich oczach.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.Dar niciodată pentru că ochii tăi refuză să înceteze a străluci.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.De soha ne kérj elnézést azért, mert a szemeid folyamatosan csillognak.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.Maar verontschuldig je nooit voor je weigering de glans in je ogen te dimmen.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.Mais ne demande jamais pardon d'avoir toujours les yeux qui brillent.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.Ma non ti scusare mai per il modo in cui i tuoi occhi rifiutano di smettere di brillare.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme."Mas nunca peças desculpa "por os teus olhos se recusarem a deixar de brilhar.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.Nhưng đừng bao giờ xin lỗi cho cách mà mắt con không ngừng sáng lên.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.Pero nunca te disculpes por la forma en que tus ojos se niegan dejar de brillar.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.Tapi jangan pernah meminta maaf karena matamu menolak untuk berhenti bersinar.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.Όμως ποτέ μην απολογείσαι για το πώς τα μάτια σου δεν παύουν να λάμπουν.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.Але не смій вибачатись, за те, що твої очі відмовляються втрачати свій блиск.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.Но никога не се извинявай за начинът, по който очите ти отказват да спрат да блестят.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.Но никогда не извиняйся за то, как беспрестанно светятся твои глаза.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.ותמיד התנצלי כאשר את עושה משהו רע. אך לעולם אל תתנצלי על הדרך בה עיניך מסרבות להפסיק לזרוח.
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.ولكن لاتعتذري على الاطلاق لانك شغوفة في بشيء ما .. واعينك تلمع من ذلك
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.ㅡ하지만 네 눈에 총기가 흐려지려할 때 그것에 대한 변명은 하지 말았으면 한단다
Ama asla gözlerindeki parıltı sönmek istemediği için özür dileme.目の輝きを失うのを拒むこと あなたの声は小さいけれど 歌うのをやめないで
Ama aslında bu müşteri geliştirmenin özünü oluşturan... ...ve daha öncekinden çok farklı olan budur.이전과 근본적으로 다른 고객개발을 가능하게 하는 그 핵심이 피봇이라는 점을 명심하세요
Ama aslında bu müşteri geliştirmenin özünü oluşturan... ...ve daha öncekinden çok farklı olan budur.Pero, ellos son la razón por la cual el desarrollo de clientes es radicalmente diferente de lo que era antes.
Ama aslında bu müşteri geliştirmenin özünü oluşturan... ...ve daha öncekinden çok farklı olan budur.لكنه الأساس لما يجعل تطوير العملاء مختلف جذريًا عن ما يأتي قبل ذلك.
Ama aslında bu müşteri geliştirmenin özünü oluşturan... ...ve daha öncekinden çok farklı olan budur.私たちの手法と従来の起業の手法との大きな違いです ピボットについてもう1つ
Ama bir gün... ...ben sallarken, salıncaktan düştün. Aslında onu bilerek yapmıştım. Özür dilerim Sangmin...Boeun !
Ama bir kez o yazdığı özür duydum, bana gözyaşı getirdi.Als je iets verkeerds doet, dan zeg je sorry.
Ama bir kez o yazdığı özür duydum, bana gözyaşı getirdi. Ben çok taşınan o tarafından.Ale gdy usłyszałam jego przeprosiny, bardzo się wzruszyłam.
Ama bir kez o yazdığı özür duydum, bana gözyaşı getirdi.Mais une fois que j'ai entendu les excuses officielles, j'ai pleuré.
Ama biz işin özünde oyuncuların aktivite çeşitliliğiyle oynamalarını istiyoruz.Chcieliśmy dać graczom różnorodność rozgrywki.
Ama biz işin özünde oyuncuların aktivite çeşitliliğiyle oynamalarını istiyoruz.Halusimme pelaajille monipuolista kokeiltavaa.
Ama biz işin özünde oyuncuların aktivite çeşitliliğiyle oynamalarını istiyoruz.저흰 플레이어가 이걸로 다양한 활동을 하길 바랍니다.
Ama biz işin özünde oyuncuların aktivite çeşitliliğiyle oynamalarını istiyoruz.Ma sostanzialmente vogliamo una varietà di attività che i giocatori possano sperimentare,
Ama biz işin özünde oyuncuların aktivite çeşitliliğiyle oynamalarını istiyoruz.Nous voulons une grande diversité dans les activités que les joueurs pourraient faire.
Ama biz işin özünde oyuncuların aktivite çeşitliliğiyle oynamalarını istiyoruz.Pero básicamente quiero una diversidad de actividades que se pueda jugar,
Ama biz işin özünde oyuncuların aktivite çeşitliliğiyle oynamalarını istiyoruz.Vrem o varietate de acitivităţi pe care jucătorii le pot avea.
Ama biz işin özünde oyuncuların aktivite çeşitliliğiyle oynamalarını istiyoruz.Wir wollten im Grunde eine abwechslungsreiche Spielerfahrung erschaffen.
Ama biz işin özünde oyuncuların aktivite çeşitliliğiyle oynamalarını istiyoruz.Але ми взагалі-то хочемо мати різноманіття подій, які можуть ставатись із гравцем.
Ama biz işin özünde oyuncuların aktivite çeşitliliğiyle oynamalarını istiyoruz.Нам очень важно, чтобы игроки могли выбирать — из множества разных действий.