Ana içeriğe geç
Sözlük

ört ile cümle

ört kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Yemek odası masasındaki örtü beyazdır.The tablecloth on our dining room table is white.
Umarım Noel'de her yer beyaz örtü ile kaplanır.I hope we have a white Christmas.
Kartal, karla örtülü zirvelerin üzerinde ihtişamla yükseldi.The eagle soared majestically above the snow-covered peaks.
Çoğu dilde ölüm ve ölmeyi açıklamak için örtülü ifadeler vardır.Most languages have euphemistic expressions to describe death and dying.
Deniz dünyanın yüzeyinin çoğunu örter.The sea covers much of the surface of the globe.
Biz duvarları boyamadan önce mobilyaları örtmeliyiz.We must cover the furniture before painting the walls.
Küçük kız o kadar çok ağladı ki, yüzü gözyaşları ile örtüldü.The little girl cried so much that her face was awash with tears.
Tom yastıkla başını örttü.Tom covered his head with his pillow.
Tom battaniyesi ile başını örttü.Tom covered his head with his blanket.
Şu ağaçlar manzarayı örtüyor.Those trees hide the landscape.
Ayaklarını bir battaniye ile ört.Cover your feet with a blanket.
Suçlu, izlerini örtmeye çalıştı.The criminal tried to cover his tracks.
Tom otururken, masaya çarptı ve kahvesi masa örtüsüne döküldü.As Tom sat down, he bumped the table and his coffee spilled onto the tablecloth.
Örtü altında tutun.Keep under cover.
Tom, beni örtecek misin?Tom, will you cover for me?
Toplam tutulma sırasında ay tamamen güneş görüşümüzü örter.During a total eclipse, the Moon completely covers our view of the Sun.
Onun uzun saçı yüzünün yarısını örttü.Her long hair covered half her face.
Dan, suçunu örtbas etmeye çalıştı.Dan tried to cover up his crime.
Rossini operalarını bestelerken kendini birkaç battaniye ile örttü.Rossini covered himself with several blankets while he compose his operas.
Camilerde kadınlar için örtü, etek ve hırka bulunur.At mosques, scarves, skirts and cardigans are offered for women to wear.
Tom'la bu konuda örtüşüyoruz.Tom and I have that in common.
İzlerimizin üstünü örtemedik.We couldn't hide our tracks.
Garson masaya beyaz bir masa örtüsü koydu.The waitress put a white tablecloth on the table.
Omuzlarını battaniyeyle örttü.She covered her shoulders with the blanket.
Örtbas etmeye çalış, biz gideceğiz.Cover up, we're going to leave.
Sen Yahudi olmak suçlamaları ile onu örtmeye çalışırken Budizmden korkuyorsun.You're afraid of Buddhism, as you try to cover it with accusations of being Jewish.
Paltosunu onun omuzlarının üzerine örttü.He draped his coat over her shoulders.
Tom paltosunu Mary'nin omuzlarının üzerine örttü.Tom draped his coat over Mary's shoulders.
"Tali hasar "sermayeyi korumak için masum insanları öldürmek için bir örtmecedir."Collateral damage" is a euphemism for killing innocent people to protect capital.
Tom hatasını örtbas etmeye çalıştı.Tom tried to cover up his mistake.
Tom kendi izlerini nasıl örteceğini biliyordu.Tom knew how to cover his tracks.
O şeyi örtbas ettiler.They kept that thing quiet.
Kapakları örtün.Batten down the hatches.
Doğaçlama iyi bir örtüşme ruhudur.Improvisation is the soul of a good conversation.
Fadıl basitçe kendi izlerini örtüyordu.Fadil was simply covering his own tracks.
Fadıl açgözlülüğünü örtmek için uçlara gitti.Fadil went to extremes to cover up his greed.
"Elitizm" in eleştirisi genellikle entellektüelizm üzerine örtülü bir saldırıdır.Criticism of "elitism" is often a veiled attack on intellectualism.
"Elitizm" in eleştirisi çoğunlukla anti-entellektüelciliğin örtülü bir biçimidir.Criticism of "elitism" is often a veiled form of anti-intellectualism.
"Elitizm" in eleştirisi genellikle entelektüel karşıtı örtülüdür.Criticism of "elitism" is often veiled anti-intellectualism.
Lütfen kapıyı örter misin?Will you close the door, please?
Leyla cinayeti örtbas etmek istedi.Layla wanted to cover up the murder.
Leyla izlerini örtmek için evi yaktı.Layla torched the house to cover her tracks.
Leyla izlerini örtmek için çalıştı.Layla tried to cover her tracks.
Tom ateşi ıslak bir battaniye ile örterek söndürdü.Tom put the fire out by covering it with a wet blanket.
Siyah gözlükler kör meslektaşımın gözlerini örter.Black eyeglasses cover the eyes of my blind colleague.
İslam'da kadınların dışarı çıktıklarında başlarını örtmeleri gerekir.In Islam, women should cover their heads when they go out.
Tom'la çoğu zaman fikirlerimiz örtüşmüyor.I don't often agree with Tom.
Sami işleri örtbas ediyordu.Sami was covering things up.
Sami, Leyla'yı öldürdü ve bunu örtmek için Leyla'nın evini ateşe verdi.Sami killed Layla and set her house on fire to cover it up.
Sami, Leyla'yı bir battaniye ile örttü.Sami covered Layla with a blanket.
Sami hâlâ o battaniyeyle örtülüydü.Sami was still covered by that blanket.
Sami izlerini örtmek istedi.Sami wanted to cover his tracks.
Tom örtünün altına saklandı.Tom hid under the covers.
Leyla başını örtmeye karar verdi.Layla decided to wear the hijab.
Leyla yüzünü örtüyordu.Layla used to cover her head.
Masaya yeni aldığı masa örtüsünü serdi.He put the new tablecloth he had just bought on the table.
Yuvarlak masanın üstünde kareli bir masa örtüsü seriliydi.The round table was covered by a checkered tablecloth.
Sunak mavi bir bezle örtülmüştü.The altar was draped in a blue cloth.
Sunak mavi bir bezle örtülüydü.The altar was draped in a blue cloth.
İsrailoğullarının "kurtarma" anlayışı, "Kudreti Mutlak"ın doğasıyla örtüşmektedir.Rather, because of their transgression, salvation has come to the Gentiles to make Israel envious.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod