örtüsü ile cümle
örtüsü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
326. ^ "Bitki Örtüsü ve Fauna".«Vegetasjon og vegetasjonstyper».
Son derece gür ve yeşil bir bitki örtüsüne sahiptir.Her er mye frodig og grønn buskvegetasjon.
Yemyeşil ve gür bitki örtüsü içinde en çok pay fındık ağaçlarının-dır.Schjongslunden utgjør den sørligste (ytterste) delen av Schjongstangen.
Engebeli araziye sahip olup, çayır bitki örtüsü vardır.Den mangler kantsone med gressvegetasjon.
NGC 4647, Messier 60'tan yaklaşık olarak 2′,5 uzaklıktadır ve optik teleskoplar ile örtüşür şekilde görünür.NGC 4647 berjarak sekitar 2,5 dari Messier 60; piringan optik dari dua galaksi saling tumpang tindih.
Parkta, yükseklikteki değişikliklere göre değişen beş farklı bitki örtüsü bölgesi vardır.Ada lima daerah vegetasi berbeda di taman ini, yang berganti sesuai dengan ketinggian.
On altı tanesi duvarlara bitişik olan kırk paye, caminin üst örtüsünü taşımaktadır.Sebanyak 40 lobang tembok ditembus oleh jalan untuk kendaraan.
Bu iki tanım kısmen örtüşürler.Kedua paket ini akan ditagih secara bulanan.
326. ^ "Bitki Örtüsü ve Fauna"."Pemanfaatan Tumbuhan dan Satwa Liar".
Uganda çok çeşitli bir bitki örtüsüne sahiptir.Finlandia memiliki jenis fauna yang beragam.
Çatı örtüsü olarak alaturka kiremit kullanılır.Siger digunakan sebagai ornamen atap rumah.
Antarktika ve Grönland dışında en büyük buz örtüsüdür.Đây là các chỏm băng lớn nhất nằm ngoài Nam Cực và Greenland.
Bitki örtüsü seyrelir.Luân canh cây trồng.
Genellikle, Estonya güney-doğu kesiminde derin bir kar örtüsü, Aralık ortasından Mart ayı sonuna kadar sürer.Tuyết thường rơi dày nhất tại vùng đông nam Estonia, kéo dài từ giữa tháng 12 đến cuối tháng 3.
Ormanlar, tundra bitki örtüsünü destekleyen alanlara geri döndü.Rừng phát triển đến các khu vực đã từng hỗ trợ các thảm thực vật lãnh nguyên.
Bu bitki örtüsünün en büyük düşmanı yangınlardır.Tất nhiên, mối nguy hại nhất với những ngôi nhà xây bằng cành cây dễ cháy này là lửa.
Adanın bitki örtüsü çok geniş dağılım göstermektedir.Địa hình chuỗi đảo có sự phân hoá rõ rệt.
Yeşil bitki örtüsü ve manzarası büyüleyici güzelliktedir.Các hang động và cảnh đẹp thiên nhiên kỳ thú.
Voyager 2 10 R uzaklıktan geçmiş ve Ekvatoral düzlemdeki akım örtüsünü keşfetmiştir.Voyager 2 đi vào vùng ở khoảng cách 10 RJ và đã khám phá ra phiến dòng ở mặt phẳng xích đạo.
1.200 - 1.400 metre yükseklikteki tepeler dağlık tundra bitki örtüsüyle kaplıdır.Các đỉnh cao hơn 1.200 - 1.400 mét có các loại thực vật lãnh nguyên vùng núi bao phủ.
Üzerlerindeki bitki örtüsü iklime bağlıdır.Mật độ lông trên lớp lông tơ phụ thuộc vào khí hậu.
Buz örtüsü Avrupa’da kuzey Almanya’ya ulaşmıştır.ヨーロッパでは、氷床は北ドイツ(英語版)にまで達した。
Kraterler çevresinde fazla bitki örtüsü bulunmaz.周囲にあるクレーターとはあまりコントラストがない。
Kefiye Arap giysisinde erkek baş örtüsü.アラブ風の格好をした優男。
Saçları rüzgarda dalgalanmakta olan adam, kalın bir sis örtüsüyle kaplı olan göz alıcı manzarayı izlemektedir.男は髪を風にたなびかせ、厚い雲海に覆われたまぶしい風景を見つめている。
Bitki örtüsü maki'dir.通貨はマッカ。
Cocos Adaları'nın bitki örtüsü Hindistan cevizi ağaçlarından oluşur.コルシカ島のポレンタは、クリの粉から作られる。
Genellikle yerde ya da yüzen bitki örtüsü üzerindedirler.普段は海底や器物表面に平らに付着している。
Bu motor, doku dağılımını ve bitki örtüsü türünü belirlemek için çok sayıda parametre kullanmaktadır.テクスチャの分布や植物のタイプを決めるために多くのパラメータを使っている。
Bitki örtüsü bakımından yoksun olan bu dağ, derin vadilerle parçalanmıştır.それは恰も旭日がまず高い山の峰を照らすような者である。
Markus'un geliştirdiği sistem, Valentinus'un geliştirdiği sistem ile büyük ölçüde örtüşür.この高度に秩序だった開発は、近隣のマーサズ・ヴィニヤードに比べることができる。
Alçak bitki örtüsünde saklanabileceği çorak fundalıkları ve çalılıkları tercih eder.根や流木の下に隠れることを好む。
Bölge, bitki örtüsü bakımından oldukça fakirdir.そうじゃない センターは牧野真莉愛。
Parkta, yükseklikteki değişikliklere göre değişen beş farklı bitki örtüsü bölgesi vardır.根据海拔高低的变化,园内共有5种不同的植被类型。
Alabildiğine yeşil iklim örtüsü ve temiz bir havası bulunmaktadır.園裡環境幽美,綠木成蔭,萬紫千紅。
Jüpiter’in manyetosferinin örtüsü, Dünya’nın manyetik alanıyla karşılaştırıldığında daha zayıf kalmaktadır.木星磁層殘留的覆蓋面遠小於地球的磁場。
Karla kaplı dağlık arazide ne bir doğal bitki örtüsü vardı ne de herhangi bir hayvan yaşıyordu.白雪皑皑的山上不会有天然植物或动物存活。
Millî Parkta hakim bitki örtüsü kayın ağaçlarıdır.进程树中的每个进程是树的节点。
Ovalarda ise tabi bitki örtüsü göze çarpmaktadır.近期的滅絕時件也包含了植物的滅絕。
Bu durum bitki örtüsü kuşakları için de geçerlidir.但他们同样希望品牌形象适合他们。
Düdenin bitki örtüsü "Kındıra" denilen bir bitkidir.生產生果的植物稱為果樹。
Hakim bitki örtüsü bozkırlardan oluş muştur.百變金剛中的一個虛構人物。
Bitki örtüsü antropojen bozkırdır.代表性的存在为精灵。
Bilgisizlik örtüsü kavramıyla cehaletbilimi ilgilenmektedir.总之,我将被指责为昏聩无知的老糊涂。
Kentte gür bitki örtüsünün içinde akan küçük Fyris Nehri (Fyrisån) yer almaktadır.該鎮區有小印第安溪(Little Indian Creek)等溪流通過。
Orman örtüsü bakımından seyrektir.해골 숲 (ドクロの森) 던전 항목 참조.
Adada doğal bitki örtüsü bulunmaktadır.이 섬에는 담수화된 식물이 있다.
Bozkır iklimi ve bitki örtüsü vardır.어항으로는 산전항과 산후항이 있다.
Arazinin toprak örtüsü çeşitlidir.태국의 지방 구분은 다양하게 나뉜다.
Bitki örtüsü ormanlıktır.이미지는 숲.
Çiçeğin iki periant (çiçek örtüsü) vardır. çanak yaprakların üzeri tüylüdür; 3-8 parçadan meydana gelir.망주석(望頭石)은 무덤 앞이나 양쪽에 세우는 여덟 모로 깎은 한 쌍의 돌기둥이다.
Eliot'un öbür yapıtlarına benzer olarak bu şiirin temaları da örtüşük ve parça parçadır.Подобно на други произведения на Елиът темите са припокриващи се и фрагментарни.
Bazı türlerde bir erkeğin bölgesi birkaç dişinin bölgesi ile örtüşür.Индивидуалната територия на мъжките котки частично се припокрива с териториите на няколко женски.
Bitki örtüsü olarak meşe ağacı ormanlıkları bulunmaktadır.Преди образуването на поселението, на негово място има гъсти гори.
Bitki örtüsü kuşaklara ayrılır.Грахът за зърно се прибира разделно.
Bu tür fiziğin genel kurallarıyla baya örtüşüyor.Вселената следва едни и същи физични закони.
Bu parktaki bitki örtüsü kuru tropik ormanlara has bitki türlerinden oluşur.В Азия тези рендета се изработват от тропически видове дърво.
Bitki örtüsü makidir. / YerelnetСкалното образувание Купена. // ИАОС.
Seyrek bitki örtüsü ile kaplıdır.Cijela je površina pokrivena biljnim plaštom.
Bitki örtüsü cesitli olup ormanları Boldur.Konstrukcije su očuvane, drvene.