önemi ile cümle

önemi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bir, topluluğun önemine dair yenilenmiş bir inanç, ve arkadaş ve komşunun gerçekten yeniden tanımlanması.För det första, en pånyttfödd tro på samverkan och en ny definition av vad vän och granne betyder.
Bir, topluluğun önemine dair yenilenmiş bir inanç, ve arkadaş ve komşunun gerçekten yeniden tanımlanması.첫째로, 공동체의 중요성에 대한 새로운 믿음입니다. 그리고 친구와 이웃의 진짜 의미에 대한 재정의죠.
Bir, topluluğun önemine dair yenilenmiş bir inanç, ve arkadaş ve komşunun gerçekten yeniden tanımlanması.Po pierwsze, odrodzeniu wiary w rolę społeczności i dogłębną przebudowę znaczenia znajomego i sąsiada.
Bir, topluluğun önemine dair yenilenmiş bir inanç, ve arkadaş ve komşunun gerçekten yeniden tanımlanması.Prima, o credință renăscută în importanța comunității, și o reală redefinire a ce înseamnă prieten și vecin.
Bir, topluluğun önemine dair yenilenmiş bir inanç, ve arkadaş ve komşunun gerçekten yeniden tanımlanması.Prvá, obnovená viera v dôležitosť komunity a predefinovaní významu slov priateľ a sused.
Bir, topluluğun önemine dair yenilenmiş bir inanç, ve arkadaş ve komşunun gerçekten yeniden tanımlanması.Prvně, obnovená víra v důležitost společnosti, a předefinování významu slov přátelství a sousedství.
Bir, topluluğun önemine dair yenilenmiş bir inanç, ve arkadaş ve komşunun gerçekten yeniden tanımlanması.עם זאת, קשה לכל אחד בנפרד לדעת מה לעשות. אבל כל זה הרבה ברברת, נכון?
Bir, topluluğun önemine dair yenilenmiş bir inanç, ve arkadaş ve komşunun gerçekten yeniden tanımlanması.الأول، وهو الاعتقاد المتجدد في أهمية المجتمع، وإعادة تعريف ماذا يعني الصديق والجار حقا.
Bir, topluluğun önemine dair yenilenmiş bir inanç, ve arkadaş ve komşunun gerçekten yeniden tanımlanması.そして、友人や近隣の意味が根本から再定義されたことです P2Pのソーシャル・ネットワークやリアルタイム技術の
Biz, annemizi Kalamazoo Hastanesi'nden çıkarmadığımız sürece, yaptıklarımızın hiçbir önemi olmayacak.우리 중 그 누구도 적가 아무것도 금액 칼라에서 우리의 어머니 얻을 때까지.
Bizler teknik olarak sürüklendikçe, insanların önemi daha önce hiç bir zaman olmadığı kadar fazla olur,Cuanto más nos rodeamos de tecnología, la gente se vuelve más importante que nunca.
Bizler teknik olarak sürüklendikçe, insanların önemi daha önce hiç bir zaman olmadığı kadar fazla olur,Je mehr wir mit Technik zu tun haben, desto wichtiger werden Menschen für uns, mehr als jemals zuvor.
Bizler teknik olarak sürüklendikçe, insanların önemi daha önce hiç bir zaman olmadığı kadar fazla olur,Khi chúng ta ngày càng tiến bộ về khoa học kỹ thuật, con người càng trở nên quan trọng hơn bao giờ hết.
Bizler teknik olarak sürüklendikçe, insanların önemi daha önce hiç bir zaman olmadığı kadar fazla olur,우리가 더 기술중심적이 될수록, 인간의 중요성은 그 어느 때보다 높아질 겁니다.
Bizler teknik olarak sürüklendikçe, insanların önemi daha önce hiç bir zaman olmadığı kadar fazla olur,Mentre le conoscenze tecniche diventano sempre più centrali, l'importanza delle persone accresce più che mai.
Bizler teknik olarak sürüklendikçe, insanların önemi daha önce hiç bir zaman olmadığı kadar fazla olur,Pe măsură ce devenim tot mai determinaţi de tehnică, importanţa oamenilor creşte mai mult ca niciodată.
Bizler teknik olarak sürüklendikçe, insanların önemi daha önce hiç bir zaman olmadığı kadar fazla olur,Докато ставаме повече движени от технологиите, хората стават по-важни от всякога преди.
Bizler teknik olarak sürüklendikçe, insanların önemi daha önce hiç bir zaman olmadığı kadar fazla olur,Мы становимся всё более технически продвинутыми, и значимость людей становится большей, чем когда-либо.
Bizler teknik olarak sürüklendikçe, insanların önemi daha önce hiç bir zaman olmadığı kadar fazla olur,ככל שאנו מונעים יותר מבחינה טכנית, החשיבות של האנשים עולה יותר מאי פעם.
Bizler teknik olarak sürüklendikçe, insanların önemi daha önce hiç bir zaman olmadığı kadar fazla olur,كلما ازداد انقيادنا للتكنولوجيا, كلما ازدادت أهمية الأشخاص عن ذي قبل.
Bizler teknik olarak sürüklendikçe, insanların önemi daha önce hiç bir zaman olmadığı kadar fazla olur,人間性が今までになく重要になってきた 仕事に個性を引き出さないといけない
Boston'da yaşayan tüccarlar ve zengin elitler kendi portrelerini yaptırmanın önemini farketmeye başlamışlardı.Ano, bohatá elita Bostonu začala skutečně rozpoznávat hodnotu vlastních portrétů.
Boston'da yaşayan tüccarlar ve zengin elitler kendi portrelerini yaptırmanın önemini farketmeye başlamışlardı.Racja. Klasa kupiecka w Bostonie, bogata elita zaczęła doceniać wartość portretów.
Boston'da yaşayan tüccarlar ve zengin elitler kendi portrelerini yaptırmanın önemini farketmeye başlamışlardı.Отже, бостонськікупці, заможна еліта почали усвідомлювати цінність портретів.
Böylece 1194 yılında Chartes şehri görkemiyle onun önemine eşdeğer olacak bir kilise inşa edebilecekti.Chtěla, aby uvolnil místo, na kterém v roce 1194 mohl stát kostel vhodný Panně Marii.
Böylece bunun toplumsal bir boyutu olduğu hissedildi. Bunun sembolik bir önemi var.Občutna je bila torej družbena nota, kar ima simboličen pomen.
Böylece çok küçük yaşlardan itibaren kurguyu gerçekle zerafet içinde buluşturabilmenin önemini öğrendim.Ho imparato fin da piccola l'importanza di mescolare con grazia la finzione e la realtà.
Böylece çok küçük yaşlardan itibaren kurguyu gerçekle zerafet içinde buluşturabilmenin önemini öğrendim.אז למדתי מגיל צעיר את החשיבות של להיות מסוגלת לערב בצורה אלגנטית בדיה ומציאות.
Bu aramanın benim için önemini anlıyor musunuz?¿Entiende lo importante que es para mí esa llamada?
Bu bir bu da iki. Şu an açının bir önemi yok, değilmi?Jeżeli zaznaczymy odcinek o długości dwa -- raz, dwa ...
Bu Calabi-Yau şekli denen bir şeye örnek. İsmin pek önemi yok.Aceasta este un exemplu de ceva cunoscut ca o formă Calabi-Yau -- numele nu este aşa de important.
Bu Calabi-Yau şekli denen bir şeye örnek. İsmin pek önemi yok.Đây là ví dụ về mô phỏng Calabi - Yau -- cái tên không quá quan trọng.
Bu Calabi-Yau şekli denen bir şeye örnek. İsmin pek önemi yok.Dette er et eksempel på noget kendt som en Calabi-Yau form -- navnet er ikke så vigtigt.
Bu Calabi-Yau şekli denen bir şeye örnek. İsmin pek önemi yok.Dit is een voorbeeld van iets dat we kennen als een Calabi-Yau vorm -- de naam is niet zo belangrijk.
Bu Calabi-Yau şekli denen bir şeye örnek. İsmin pek önemi yok.Este es un ejemplo de algo conocido como la forma Calabi-Yau -- el nombre no es tan importante
Bu Calabi-Yau şekli denen bir şeye örnek. İsmin pek önemi yok.Este é um exemplo de algo conhecido como uma forma Calabi-Yau — o nome não é lá muito importante.
Bu Calabi-Yau şekli denen bir şeye örnek. İsmin pek önemi yok.Questo è un esempio di una cosa nota come "forma Calabi-Yau" -- il nome non è così importante.
Bu Calabi-Yau şekli denen bir şeye örnek. İsmin pek önemi yok.Tohle je příklad Calabiho-Yauova tvaru -- na jméně tolik nezáleží.
Bu Calabi-Yau şekli denen bir şeye örnek. İsmin pek önemi yok.Toto je príklad niečoho, čo voláme Calabiho-Youov tvar; názov nie je dôležitý.
Bu Calabi-Yau şekli denen bir şeye örnek. İsmin pek önemi yok.Вот пример так называемого пространства Калаби-Яу -- название тут не играет важной роли.
Bu Calabi-Yau şekli denen bir şeye örnek. İsmin pek önemi yok.Това е един пример на нещо, познато като пространство на Калаби-Яу - името не е толкова важно.
Bu, çarpanları nasıl birleştirdiğimizin bir önemi olmadığı anlamına geliyor.Tutto quello che significa e' che non importa come associamo
Bu, çarpanları nasıl birleştirdiğimizin bir önemi olmadığı anlamına geliyor.Сега, асоциативното свойство на умножението, отново звучи като нещо сложно.
Bu, çarpanları nasıl birleştirdiğimizin bir önemi olmadığı anlamına geliyor.ويفيد بأن طريقة ترابط الاعداد غير مهمة
Bu da ona tarihi önemini kazandırdı.A každá z nich by mu vysloužila místo v dějinách.
Bu da ona tarihi önemini kazandırdı.I każde z tych wielu osiągnięć by wystarczyło, żeby zapewnić mu miejsce w historii.
Bu da ona tarihi önemini kazandırdı.그의 업적이 그를 역사에 이름을 남기게 했습니다.
Bu da ona tarihi önemini kazandırdı.Y ninguna de estas cosas se ha ganado su sitio en la historia.
Bu da ona tarihi önemini kazandırdı.כל אחד מהדברים האלו הרוויחו לו את מקומו בהיסטוריה.
Bu da ona tarihi önemini kazandırdı.وأيا من هذه الأمور سيكون قد أكسبته مكانة في التاريخ
"Bu dediğinizin bir önemi yok.""Das spielt keine Rolle."
"Bu dediğinizin bir önemi yok.""Dat doet er niet toe."
"Bu dediğinizin bir önemi yok.""Điều đó chẳng liên quan."
"Bu dediğinizin bir önemi yok.""E irelevant."
"Bu dediğinizin bir önemi yok.""Eso es irrelevante".
"Bu dediğinizin bir önemi yok.""Ez nem számít."
"Bu dediğinizin bir önemi yok.""그런건 상관없어요."
"Bu dediğinizin bir önemi yok."la réponse de ceux qui aiment la patrie est : " Hors de propos ".
"Bu dediğinizin bir önemi yok.""Questo è irrilevante."
"Bu dediğinizin bir önemi yok.""Αυτό είναι απλώς ασήμαντο".
İlgili Sayfalar