Ama buna çok fazla vurgu yapıyor olmamızın fazla önemi yok?그저 그렇게까지 중요하지 않은데 우리가 너무 강조하고 있는 건가요?
Ama buna çok fazla vurgu yapıyor olmamızın fazla önemi yok?Mais ne sommes nous pas en train de donner trop d'importance au sujet ?
Ama buna çok fazla vurgu yapıyor olmamızın fazla önemi yok?Men det gør ikke noget, at vi fokuserer for meget på det?
Ama buna çok fazla vurgu yapıyor olmamızın fazla önemi yok?Nebo že na něm tolik nezáleží, že to moc řešíme?
Ama buna çok fazla vurgu yapıyor olmamızın fazla önemi yok?Nhưng nó không quan trọng là chúng ta nhấn mạnh quá nhiều vào nó?
Ama buna çok fazla vurgu yapıyor olmamızın fazla önemi yok?Oder ist es schlichtweg egal, wie sehr wir unser Augenmerk darauf richtig?
Ama buna çok fazla vurgu yapıyor olmamızın fazla önemi yok?Of zouden we daar niet zoveel nadruk op moeten leggen?
Ama buna çok fazla vurgu yapıyor olmamızın fazla önemi yok?Számít egyáltalán, hogy akkora hangsúlyt helyezzünk rá?
Ama buna çok fazla vurgu yapıyor olmamızın fazla önemi yok?Ή ίσως δεν έχει και πολλή σημασία αν το τονίσουμε αυτό ή όχι;
Ama buna çok fazla vurgu yapıyor olmamızın fazla önemi yok?И в принципе ведь не важно, как много внимания мы уделяем этому?
Ama buna çok fazla vurgu yapıyor olmamızın fazla önemi yok?Има ли значение и нужда да обръщаме толкова внимание на това?
Ama buna çok fazla vurgu yapıyor olmamızın fazla önemi yok?Чи це не має такого значення, що ми так акцентуємо на цьому увагу?
Ama buna çok fazla vurgu yapıyor olmamızın fazla önemi yok?אבל זה לא משנה יותר מדי כי אנו שמים יותר מדי דגש על זה?
Ama buna çok fazla vurgu yapıyor olmamızın fazla önemi yok?لانه لا يهم ان كنا نركز كثيرا على تلك المفاهيم او لا . فهي واقعية
Ama buna çok fazla vurgu yapıyor olmamızın fazla önemi yok?アラン・ボトン:人を恐怖に陥れて
Ama çoğu insan bunun yerine oksitonin önemini anlamaz.Ale tutaj jest to, co większość ludzi nie rozumie o oksytocyny.
Ama çoğu insan bunun yerine oksitonin önemini anlamaz. Bu bir stres hormonudur.A tu je jedna vec, ktorú veľa ľudí o oxytocíne nevie: je to stresový hormón.
Ama çoğu insan bunun yerine oksitonin önemini anlamaz. Bu bir stres hormonudur.Pero esto es lo que la mayoría de la gente no entiende sobre la oxitocina: es una hormona del estrés.
Ama çoğu insan bunun yerine oksitonin önemini anlamaz. Bu bir stres hormonudur.Но многие люди кое-чего об окситоцине не понимают: это гормон стресса.
Ama çoğu insan bunun yerine oksitonin önemini anlamaz.그런데 대부분의 사람들이 옥시토신에 대해 이해를 못 하는 게 있어요.
Ama çoğu insan bunun yerine oksitonin önemini anlamaz.Mas isto é o que muitas pessoas não entendem.
Ama çoğu insan bunun yerine oksitonin önemini anlamaz.Men det här vet de flesta inte om oxytocin.
Ama çoğu insan bunun yerine oksitonin önemini anlamaz.Але ось те, що більшість людей не розуміють, про окситоцин.
Ama çoğu insan bunun yerine oksitonin önemini anlamaz.あまり知られてない事があります それはストレスホルモン<br/>だという事です
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Aber Deng Xiaoping verstand instinktiv die Wichtigkeit den Menschen eine Auswahl zu geben.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Ale Deng Xiaoping instinktivně chápal důležitost nabídnutí volby lidem.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Ale Deng Xiaoping instynktownie rozumiał, jak ważne jest zostawienie ludziom możliwości wyboru.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Dar, Deng Xiaoping a înţeles instinctiv importanţa oferirii de opţiuni poporului.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.하지만 덩샤오핑은 직감적으로 국민들에게 선택의 여지를 줘야한다는 것을 알고 있었습니다.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Maar Deng Xiaoping begreep instinctief het belang van het bieden van keuzes aan zijn mensen.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Ma Deng Xiaoping istintivamente capì l'importanza di offrire scelte alla propria gente.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Mais Deng Xiaoping avait instinctivement compris l'importance d'offrir des possibilités de choix à son peuple.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Men Deng Xiaoping förstod instinktivt det viktiga i att ge valmöjligheter till sitt folk.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Men Deng Xiaoping forstod instinktivt vigtigheden af at tilbyde muligheder til hans folk.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Namun Deng Xiaoping secara naluriah paham akan pentingnya menawarkan pilihan kepada rakyatnya.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Pero Deng Xiaoping comprendió instintivamente lo importante que era ofrecerle distintas opciones a la gente.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Αλλά ο Ντενγκ Σαοπένγκ ενστικτωδώς κατάλαβε τη σημασία του να προσφέρει επιλογές στους ανθρώπους του.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Але Ден Сяопін нутром відчув, що людям потрібно дати вибір.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Но Дън Ксяопин инстинктивно разбирал важността да се предлагат избори на неговия народ.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Но Дэн Сяопин интуитивно понимал важность выбора, предоставляемого своим людям.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.אבל דנג קסיופינג הבין אינסטינקטיבית את החשיבות של הצעת אפשרויות חלופיות לאנשיו.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.لكن دنغ شياو بينغ يفهم غريزيا أهمية تقديم خيارات لشعبه.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.国民に選択肢を与えることの重要性でした そこで 中国の全ての国民に
Ama kartlar oyuncunun isteğine göre seçildiği için, sıranın bir önemi yok.Men vi får at vide at kortene kan sorteres som spilleren ønsker, så rækkefølgen er uden betydning.
Ama kartlar oyuncunun isteğine göre seçildiği için, sıranın bir önemi yok.하지만 문제에서 카드들은 player가 원하는 대로 재배열될 수 있다고 했으니, 순서는 고려하지 않는 것입니다.
Ama kartlar oyuncunun isteğine göre seçildiği için, sıranın bir önemi yok. Şimdi hesaplayalımAle v pravidlech stojí, že karty mohou být řazeny jakkoliv hráč chce, takže na pořadí nezáleží.
Ama o burada, ve bu yüzden önemi var.Ale když už je tu, je důležitý.
Ama o burada, ve bu yüzden önemi var.Ale ponieważ jest tutaj - ma znaczenie. "Tak!
Ama o burada, ve bu yüzden önemi var.Dar pentru că el e aici, el probleme. Da!
Ama o burada, ve bu yüzden önemi var.De mivel itt van, számít. Igen! Vártunk rád!
Ama o burada, ve bu yüzden önemi var. "Evet!-"Puedo oírlo"
Ama o burada, ve bu yüzden önemi var.하지만 그가 여기 있기 때문에 그는 소중합니다.
Ama o burada, ve bu yüzden önemi var.Maar omdat hij hier is, doet hij ertoe Ja! We hebben op je gewacht!
Ama o burada, ve bu yüzden önemi var.Mais parce qu'il est là, il a de l'importance. "Oui ! On t'attendait !"
Ama o burada, ve bu yüzden önemi var.Ma poiché è qui, Lui ha importanza
Ama o burada, ve bu yüzden önemi var.Mas, por estar aqui, importa. Beleza!
Ama o burada, ve bu yüzden önemi var.Men eftersom han är här, är han viktig. Yeah!
Ama o burada, ve bu yüzden önemi var.Men fordi han er her, han sager. Yeah!
Ama o burada, ve bu yüzden önemi var.Nhưng bởi vì ông là ở đây, ông vấn đề. Yeah!
Ama o burada, ve bu yüzden önemi var.Tetapi karena dia di sini, ia penting. Yeah!