öne ile cümle
öne kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom o kadar çok önemsemiyor.Tom doesn't mind all that much.
Tom önemsemeyecek.Tom isn't going to mind.
Benim için önemli olurdu.It would matter to me.
Senin onayın benim için önemli.Your approval is important to me.
Tom oldukça önemli, değil mi?Tom is fairly important, isn't he?
Tom önemli, değil mi?Tom is important, isn't he?
Bana işimi geri mi öneriyorsun?Are you offering me my job back?
Tom Mary'e daha dikkatli olmasını önerdi.Tom advised Mary to be more careful.
Tom bana çok tatlı bir anlaşma önerdi.Tom offered me a very sweet deal.
Lütfen bir adım öne çık.Please step forward.
Lütfen öne doğru adım at.Please step forward.
Bunun çok önemli olmadığını söyleyebilirsin ama aslında öyle.You might say that doesn't matter very much, but actually it does.
Tom biraz öne eğildi.Tom leaned forward a bit.
Tom sandalyesinde öne doğru eğildi.Tom leaned forward in his chair.
Tom öne doğru eğildi ve Mary'nin kulağına fısıldadı.Tom leaned forward and whispered into Mary's ear.
İlk onlar bana önerdi.They offered it to me first.
Onlar onu önce bana önerdi.They offered it to me first.
Bilimsel bilginin dağıtımı önemlidir.The dissemination of scientific knowledge is essential.
Tom çok önemli.Tom is very important.
Tom çok önemli değil.Tom isn't very important.
Bu önemli olabilir.It may be important.
Tom önemliydi.Tom used to be important.
Tom bana bir iş önerdi.Tom offered me a job.
Komite öneriyi onayladı.The committee approved the proposal.
Ben sadece bir öneri yapıyorum.I'm just making a suggestion.
Ben sadece bir öneri yapıyordum.I was just making a suggestion.
Tom daha iyi bakmak için öne doğru eğildi.Tom leaned forward to get a better look.
Tom öne doğru eğildi ve Mary'yi öptü.Tom leaned forward and kissed Mary.
Tom Mary'yi öpmek için öne doğru eğildi.Tom leaned forward to kiss Mary.
Önemli olan deneyimdir.What's important is the experience.
Tom çok önemli bir kişidir.Tom is a very important person.
Japonya'da pirinç için talep önemli.The demand for rice in Japan is considerable.
Tom takımımızın çok önemli bir üyesi.Tom is a very important member of our team.
Tom Mary'ye bakmak için öne doğru eğildi.Tom leaned forward to look at Mary.
Bu bizim için önemli.It matters to us.
Doktor Jackson bekletilemeyecek kadar önemlidir.Dr. Jackson is too important to be kept waiting.
Mahremiyetini önemsiyor musun?Do you care about your privacy?
Bu çok önemli bir hedef ve ulaşmak oldukça zor olacak.That is a very important objective and it will be quite tricky to achieve.
En önemli şey vazgeçmemektir.The most important thing is not to give up.
Tom bizi botuyla nehrin karşı tarafına taşımayı önerdi.Tom offered to ferry us across the river in his boat.
Yerinde olsam onu önemsemem.If I were you, I would ignore it.
Yeni başlayanlar için hangi İspanyolca-İngilizce sözlüğü önerirsin?Which Spanish-English dictionary would you recommend for beginners?
Tom önerimi hiç takmıyor.Tom's not the slightest bit interested in my suggestion.
Tom sana bir iş önerdi, değil mi?Tom offered you a job, right?
Tom alternatif bir plan önerdi.Tom proposed an alternate plan.
Tom önemli bir hata yaptı.Tom made a grave mistake.
Tom Mary'nin eve yürümesini önerdi.Tom has offered to walk Mary home.
Tom Mary'ye bir sakız önerdi.Tom offered Mary a stick of gum.
Tom artık önemseyecek gibi görünmüyor.Tom doesn't seem to care anymore.
Tom'un önerisi kabul edilebilir değildi.Tom's proposal wasn't acceptable.
Doktoru, Tom'a haftanın en az üç gününde alkol içmemesini önerdi.The doctor advised Tom to have at least three alcohol-free days per week.
Atalet önemli bir yönetim yasasıdır.Inertia is an important governing law.
Ebeveynleri ona iyi bir eğitimin ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalıştılar.His parents tried to make him understand how important a good education is.
Yabancı bir dil öğrenmen önemlidir.It is important that you learn a foreign language.
Senin cevabın önemli!Your answer is important!
Birinin kaç tane kitap okuduğu önemli değil ama hangi kitaplar.It matters not how many books one reads, but which books.
Bu önemsiz bir detay.That's a minor detail.
O, hararetli bir şekilde önerimi reddediyor.He briskly rejects my suggestion.
Tom benim önerimden hoşlanmadı.Tom didn't like my suggestion.
Tom bile önerilerimi dinlemeyi reddetti.Tom refused to even listen to my suggestions.