öne ile cümle
öne kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Neredeyse önemli haberi sana söylemeyi unutuyordum.I almost forgot to tell you the big news.
Tom'a söyleyecek çok önemli bir şeyim var.I have something very important to tell Tom.
Hazır olmadığını Tom'a söylemeni öneriyorum.I'd suggest that you tell Tom you're not ready.
Biri yapmamamız gerektiğini söylemedikçe Tom'un önerdiğini yapmayı planlıyoruz.We plan to do what Tom suggests, unless somebody tells we shouldn't.
Onlar temizliğe büyük önem verdi.They attached great importance to cleanliness.
Bağlam çok önemli.Context is very important.
Riskleri açıklamak çok önemli.Explaining the risks is very important.
Bu sadece önemli olmayan bir şey hakkında aptalca bir dövüştü.It was just a stupid fight about something that didn't matter.
Onun önemsediği tek şey paradır.The only thing he cares about is money.
Kesinlikle gerektiğinden daha uzun süre kalmamanı öneririm.I'd suggest you don't stay longer than absolutely necessary.
Peki, sen ne öneriyorsun?So, what do you suggest?
Tom yaşamının en önemli telefon görüşmesini yapmak üzereydi.Tom was about to make the most important phone call of his life.
Bu önemli bir film.This is an important film.
Sana söylemek zorunda olduğum şey çok önemli.What I have to tell you is very important.
Tom önemli evraklarını güvenli bir kasada saklıyor.Tom keeps his important papers in a safety deposit box.
Tom önemli evraklarını kiralık kasada saklıyor.Tom keeps his important papers in a safety deposit box.
Gerçekten önemli olan tek şey artık güvende olman.The only thing that really matters is that you're safe now.
Şimdi yapacak en önemli şey sakin kalmamızdır.The most important thing to do now is for us to remain calm.
Şimdi yapabileceğin en önemli şey sakin kalmaktır.The most important thing you can do now is to remain calm.
Tom'un önerdiği şey hepimize biraz zaman kazandırmalı.What Tom suggested should save us all a little time.
Tom'un önerdiğini yaparsak biraz zaman tasarrufu yapabiliriz.We can save a little time if we do what Tom suggests.
Şu anda önemli olan Tom'un söylediklerini dinlemendir.What's important now is that you listen to what Tom says.
Avukat toplantıda önemli bir kağıt verdi.The lawyer gave an important paper at the conference.
Biz önemseriz.We care.
Arkadaşlığımız benim için çok önemli.Our friendship is very important to me.
Marsilya, Fransa'nın çok önemli bir limanıdır.Marseille is a very important port of France.
Nil'in periyodik taşkınları Mısır için çok önemlidir.The periodic flooding of the Nile is very important to Egypt.
Yeni bir plan öne sürmeliyiz.We need to come up with a new plan.
Önemli bir randevuyu kaçırdı.He missed an important appointment.
Biz bir uzlaşma önerecektik.We were going to suggest a compromise.
Spor onun hayatında önemli bir rol oynar.Sport plays an important role in his life.
O, sinemaya gitmemizi önerdi.She suggested going to the cinema to us.
Aşağıdaki olasılığı önerecektim.I was going to suggest the following possibility.
Gelişim önerileri hoş karşılanır.Suggestions for improvements are welcomed.
O önemli bir şey değildi.It was nothing important.
Başka hiçbir şey gerçekten önemli değil.Nothing else really matters.
Ben önemli bir şey kestim mi?Did I interrupt something important?
Önemli bir şeyi yarıda kesiyor muyum?Am I interrupting something important?
Hızlı bir şey önersen iyi olur.You'd better come up with something fast.
Tom'un bilgisayarı çöktü ve o bir miktar önemli belgeleri kaybetti.Tom's computer crashed and he lost a number of important documents.
Kadınlar da savaş sırasında önemli bir rol oynadı.Women also played an important role during the war.
O önemli olabilir.That could be significant.
O önemli bir andı.It was a significant moment.
Bunlar önemli olabilir.These might be significant.
Bu önemli bir değişiklik.This is a significant change.
Tom önemli bir karar aldı.Tom has made a significant decision.
Önemli bir fark görmüyorum.I don't see any significant difference.
Onun önemli olabileceğini düşünmüyor musun?Don't you think that might be significant?
Önemli bir hasar olduğunu sanmıyorum.I don't think there's any significant damage.
Tom'un Fransızcası önemli oranda gelişti.Tom's French has improved significantly.
Benim bürom seninkinden önemli ölçüde daha aydınlıktır.My office is significantly brighter than yours.
Topladığımız paranın miktarı önemsizdi.The amount of money we collected was insignificant.
Önerecek çok şeyimiz var.We have a lot to offer.
Tom'un önerdiğini denemeliyiz.We should try what Tom suggested.
Sadece önemsediğimizi bilmenizi istedik.We just wanted you to know that we care.
Tom önemli bir kimse.Tom is a big shot.
Önemli haber nedir?What's the big news?
Bu önemli haber.This is big news.
Hiç önemli olmadığını biliyorsun.It's no big deal, you know.
Evet, bu hiç önemli değil.Yeah, it's no big deal.