İstatistikler bu şehrin nüfusunun beş yıl içinde iki katına çıkacağını öne sürmektedir.Statistics suggest that the population of this town will double in five years.
Zamanda yolculuğa izin veren herhangi bir teori olası nedensellik problemleri öne sürmektedir.Any theory that would allow time travel would introduce potential problems of causality.
Proguanil gibi ilaçların retinoid homeostazı bozduğunu öne sürmektedir.It is proposed that drugs such as proguanil act to disrupt retinoid homeostasis.
Sharps dissosiyatif yatkınlık ve bütünleşik işlem arasında bir ilişki olduğunu öne sürmektedir.Sharps suggests a relationship between dissociative tendencies and gestalt processing.
The Economist dergisi, bu ödülün Nobel Ödülü kadar kuvvetli bir ödül olduğunu öne sürmektedir.They envisioned creating an award that would be as prestigious as the Nobel prize.
Ama başka bir varyasyon artzamanlı bir görüş öne sürmektedir.Yet another variation operates diachronically.
Profesör Cyril Toumanoff, MS 116-132 tarihini Parsman'ın saltanat yılları olarak öne sürmektedir.Professor Cyril Toumanoff suggests AD 116–132 as the years of Pharasmanes’ reign.
Bazı araştırmacılar Romanların bu toplulukların torunları olduğunu öne sürmektedir.Some believe the Roma are their descendants.
Rapor, kaza için iki hipotez öne sürmektedir.The report suggests two hypotheses for the accident.
Buna kılıf olarak da çeşitli telif haklarını öne sürmektedirler.Ils font alors appel à diverses autres divinités pour arbitrer leur différend.
Proguanil gibi ilaçların retinoid homeostazı bozduğunu öne sürmektedir.Se propone que los medicamentos tales como el proguanil actúan alterarando la homeostasis de retinoides.
Fakat aynı kişi olduklarını öne sürmek pek mümkün görünmemektedir.Но маловероятно, что это одна и та же личность.
Bazı kaynaklar ESP'nin, yasa dışı sol örgüt MLKP'nin yasal uzantısı olduğunu öne sürmektedir.Некоторые эксперты ожидают недобросовестное применение закона территориальными подразделениями ФМС.
Alman tarihçi Hans Delbruck, Kartaca silahlı kuvvetlerinin 137 bin değil, 82 bin olduğunu öne sürmektedir.Hans Delbruck propôs outra hipótese: Aníbal teria mobilizado um total de 82 000 e não 137 000.
Bu teori, zamanın kendisini paradokslardan iyileştirebileceğini öne sürmektedir.«Self-Healing hypothesis») стверджує, що час «вилікує» себе від парадоксу.
Fakat aynı kişi olduklarını öne sürmek pek mümkün görünmemektedir.Nem valószínű, hogy az előbbivel azonos.
Bazı kaynaklar ormansızlaştırmanın, Batı Afrika'daki bakir ormanların %90'ını yok ettiğini öne sürmektedir.On jopa väitetty, että 90 prosenttia Länsi-Afrikan alkuperäisistä metsistä olisi jo tuhoutunut.
Giddens, bu tür ayrımların kesinliğine karşı bir tartışma öne sürmektedir.Gould on itse asiassa korostanut niiden välistä eroa.
Viktor Suvorov, Buzkıran adlı çalışmasında farklı bir açıklama öne sürmektedir.Viktor Suvorov giver en anden forklaring i sin bog Icebreaker.
Araştırmacılar, yapının bazilika olduğunu öne sürmektedirler.Nogle forskere beskylder forureningen for at være årsag.
Fakat aynı kişi olduklarını öne sürmek pek mümkün görünmemektedir.At de er blitt sett som samme folk virker temmelig klart.
Buna kılıf olarak da çeşitli telif haklarını öne sürmektedirler.Ia dan para pengikutnya dihadapkan dengan jenis hukuman yang berbeda.
Proguanil gibi ilaçların retinoid homeostazı bozduğunu öne sürmektedir.Diusulkan bahwa obat-obatan seperti proguanil tindakan untuk mengganggu homeostasis retinoid.
Alman tarihçi Hans Delbruck, Kartaca silahlı kuvvetlerinin 137 bin değil, 82 bin olduğunu öne sürmektedir.Hans Delbrück đề xuất một giả thuyết: Hannibal đã huy động tổng cộng 82.000 quân, chứ không phải 137.000.
Araştırmacılar, yapının bazilika olduğunu öne sürmektedirler.研究者たちは基本的な仮定をした。
Fakat aynı kişi olduklarını öne sürmek pek mümkün görünmemektedir.初対面の人に素の自分を見せるのがあまり得意ではないという。
Bazı kaynaklar ormansızlaştırmanın, Batı Afrika'daki bakir ormanların %90'ını yok ettiğini öne sürmektedir.מקורות אחרים טוענים כי בירוא היערות באפריקה מחה כבר קרוב ל-90% מהיערות של מערב אפריקה.
Zamanda yolculuğa izin veren herhangi bir teori olası nedensellik problemleri öne sürmektedir.Vsaka teorija, ki bi dovoljevala časovno potovanje, bi uvedla možne probleme vzročnosti.
Bu, merceğin homojen bir kökeni olduğunu öne sürmektedir.Tada sakoma, kad tai yra orientuojamasis kūnas.
Fakat aynı kişi olduklarını öne sürmek pek mümkün görünmemektedir.Ma juba püüdsin näidata, et identsed nad ei ole.
The Economist dergisi, bu ödülün Nobel Ödülü kadar kuvvetli bir ödül olduğunu öne sürmektedir.Premium Imperial Prize'i, mida peetakse Nobeli auhinnaga võrdseks autasuks.
% 10 civarından % 20’ye çıktığını öne sürmektedir (17 AB15 5 andamento tuttavia va interpretato con cautela, essendo basato su due sole indagini per paese.
% 10 civarından % 20’ye çıktığını öne sürmektedir (17 ABItalien, Ungern, Nederländerna (fram till 2001) och Norge.
% 10 civarından % 20’ye çıktığını öne sürmektedir (17 ABPodatki o povpraševanju po zdravljenju (150
% 10 civarından % 20’ye çıktığını öne sürmektedir (17 ABRelatórios nacionais Reitox (2005), extraídos de inquéritos à população, relatórios ou artigos científicos.
% 10 civarından % 20’ye çıktığını öne sürmektedir (17 ABΟυγγαρία, στις Κάτω Χώρες (έως το 2001) και τη Νορβηγία.