Ana içeriğe geç
Sözlük

ön ile cümle

ön kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Niçin ona öyle bir şey söyledin?Why did you say such a thing to him?
Ondan niçin hoşlanmadığını bilmiyorum.I don't know why you don't like him.
Onun görüşünü destekleyememizin nedeni aşağıda verilecektir.The reason why we cannot support his view will be given below.
Ona niçin "loon" deniliyor?Why is it called "loon"?
Onun niçin henüz burada olmadığını anlayamıyorum.I cannot make out why he isn't here yet.
Onu niçin yaptın?What did you do that for?
Onun hatasına niçin o kadar sinirlendin?Why did you get so angry at his mistake?
Niçin onun evine gittin?Why did you go to his house?
Niçin onu bu kadar eleştirdiğini anlamıyorum.I can't understand why you are so critical of him.
Onları ne için cezalandırıyorsun?What are you punishing them for?
Neden onun hakkında onunla doğrudan konuşmuyorsun?Why not talk to her about it directly?
O oldukça iyi bir öneri gibi görünüyor.That sounds like a fairly good proposal.
Güzel, onu sevdim.Well, I loved it.
Onu tamir ettirebilir misin?Can you get it repaired?
Bıçağı kullandıktan sonra lütfen onu olduğu yere geri koyduğundan emin ol.After using the knife, please be sure to put it back where it was.
Bıçaktaki parmak izleri onun suçunu ortaya çıkardı.The fingerprints on the knife attest to her guilt.
Onları bir bıçakla kesin.Cut them with a knife.
Onu bir bıçakla kes.Cut it with a knife.
Bay Thompson İskoçya'ya geri dönmeden önce iki yıl boyunca Tokyo'da yaşamıştı.Mr Thompson had lived in Tokyo for two years before he went back to Scotland.
Ne pahasına olursa olsun onu satmazdım.I wouldn't sell that at any price.
Herhangi biri onu yapabilir.Anyone can do that.
Herhangi bir çocuk onu yapabilirdi.Any child could do that.
Herhangi bir çocuk onu bilir.Any child knows it.
Herhangi bir çocuk ona cevap verebilir.Any child can answer that.
Onun ızdırabını hiçbir kelime hafifletemez.No words can relieve her deep sorrow.
Ben, ne pahasına olursa olsun ona yardım etmeliyim.I must help her at any cost.
Ne pahasına olursa olsun ona yardım etmek zorundayım.I must help her at any cost.
Ben, ne pahasına olursa olsun onu başaracağım.I will accomplish it at all costs.
Onun hastalığını tedavi edebilecek herhangi bir doktor yoktu.There was no doctor who could cure her illness.
Ona ne sıklıkta söylersem söyleyeyim, o aynı hatayı yapmaya devam ediyor.No matter how often I tell her, she keeps making the same mistake.
Onu yeterince övemiyorum.I can't praise him enough.
Ne kadar hızlı yürürsen yürü, ona yetişemezsin.No matter how fast you may walk, you can't catch up with him.
Ne kadar hızlı koşarsan koş onu yakalayamayacaksın.No matter how fast you run, you won't catch up with him.
Ne kadar denesem de,ona asla yetişemem.However hard I try, I can never catch up with him.
Ne kadar uğraşırsam uğraşayım bunu onun yapabildiğinden daha iyi yapamam.However hard I try, I can't do it any better than she can.
Her ne kadar sıkı denesen de onu bir gün içinde bitiremezsin.However hard you try, you can't finish it in a day.
Ne kadar çok çalışırsan çalış, onu yapamayacaksın.However hard you may try, you will not be able to do it.
Onun ne tür bir restoran olduğunu tahmin edebilir misin?Can you guess what type of restaurant it was?
Spor her zaman ona doğal gelir.Sports always come naturally to him.
Onu hiçbir şey kızdıramaz.Nothing ever makes him angry.
Niçin ona ihtiyacınız var?Why do you need it?
Hiçbir koşulda onu affedemem.I can on no condition forgive her.
Hiçbir şey onu kandırmama teşvik etmedi.Nothing would tempt me to deceive him.
Onu dünyada yapmazdım.I wouldn't do it for the world.
Onlar çamurlu.They are muddy.
Dorothy ona güzel bir hediye gönderdi.Dorothy sent him a nice present.
Ona neye bineceğini söyle.Tell her which one to take.
Ona hangisini alacağını söyle.Tell her which one to take.
Onun ne kadar süreceği hakkında hiçbir fikrim yok.I have no idea how long it will take.
Onlar ne kadar sürede teslim edilebilirler?How soon can they be delivered?
Eğitmen onun sağlığını düşünmeli.The trainer must think of her health.
Tracy daha önce yemek çubuklarını hiç kullanmamıştı.Tracy had never used chopsticks before then.
Bu arada onun sarhoş olduğunu fark ettim.I noticed, among other things, that he was drunk.
Her şeyden önce, mantık kesin tanımlar gerektirir.Above all, logic requires precise definitions.
Her şeyden önce, ne yediğinize ve içtiğinize dikkat edin.Above all, be careful about what you eat and drink.
Her şeyden önce bunu yapalım.Let's do this first of all.
Kamyon arabamın önünü kesti.The truck cut in front of my car.
Önce gel, sonra konuş.Come first, talk later.
Nasıl olsa, ondan hoşlanmıyorum.Anyway, I don't like it.
Tom'dan başka hiç kimse onun adresini bilmez.No one knows his address but Tom.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod