Ana içeriğe geç
Sözlük

ön ile cümle

ön kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Herkes onun söylediğine dikkat ediyor gibi görünüyor.Everybody seems to pay attention to what he says.
Herkes onu harika bir şarkıcı olarak saydı.Everyone regarded him as a great singer.
Herkes onu ziyaret eder.Everybody looks up to him.
Herkes ona hayran.Everybody looks up to him.
Onların hepsi ona liderleri olarak saygı duyuyorlardı.They all looked up to him as their leader.
Onlar plaja gittiler.They went to the beach.
Onarmak için asla çok geç değil.It is never too late to mend.
Söyleyeceğim önemli bir şey yok.I have nothing particular to say.
Ben bozuk radyoları onardım.I fix broken radios.
Arızalı saat hemen onarılmalıdır.The clock that got broken must be repaired right away.
Kırık kapıya geçici bir onarım yaptım.I made a temporary repair to the broken door.
Sen devreyi kontrol etmeden önce gücü kapatman gerekir.You must switch off the power before checking the circuit.
Onu nasıl halledeceğini sana göstereceğim.I will show you how to solve it.
Bu koliyi onun şirketinin eliyle ona gönder.Send this parcel to him in care of his company.
Şirket onu bir danışman olarak işe aldı.The company engaged him as an advisor.
Şirket onun transfer talebini reddetti.The company rejected his request for a transfer.
Emekli olduğu gün şirket ona altın bir saat hediye etti.The company presented him with a gold watch on the day he retired.
Şirket, hayatını idame ettirmesi için, ona yetecek kadar bir emekli aylığı bağladı.The company gave him enough pension to live on.
Şirket onu promosyon ile ödüllendirdi.The company rewarded him with promotion.
Bu şirket, başarısını ona borçludur.This company owes its success to him.
Şirket onların ücretlerini artırmayı reddettiğinde onlar greve gitti.When the company refused to increase their wages, they walked out.
Toplantıyı bitirmemizi önerdim.I suggested that we bring the meeting to an end.
Toplantı önümüzdeki Perşembe yapılacak.The meeting is to be held next Thursday.
Toplantıda on iki kişi mevcut.Twelve are present at the meeting.
Toplantıda ne söyleyeceğini ona söyleyeceğim.I will tell her what to say at the meeting.
Toplantı, on gün uzaklıktadır.The meeting is ten days away.
Toplantı on gün sonra.The meeting is ten days away.
Toplantıya on gün var.The meeting is ten days away.
Onun önerileri toplantıda kabul edilmiştir.His proposals were adopted at the meeting.
Onun yokluğu toplantının sonuna kadar gözlerden kaçtı.Her absence went unnoticed until the end of the meeting.
Toplantı saat onda başladı.The meeting started at ten.
Toplantıdan önce akşam yemeği yediler.Prior to the meeting, they had dinner.
Toplantıya katılmayı isteyip istemediğini ona sor.Ask him if he will attend the meeting.
Toplantıya katılıp katılmayacağını ona sor.Ask him if he will attend the meeting.
Onunla tanışıncaya kadar bir erkeği gerçekten tanımıyorsun.You do not really understand a man till you have met him.
Onu ne zaman görmeye gitsem, o yatakta.Every time I go to see him, he is in bed.
Açlığın eşiğinde olduğumuz zaman, onlar hayatlarımızı kurtardı.When we were on the brink of starvation, they saved our lives.
Bir ressamın gözleri onun en önemli aletleridir.A painter's eyes are his most important tools.
Ona tahammül edemiyorum.I can't put up with it.
Hiçbir şeyi kesin olarak öngöremeyiz.We cannot really predict anything.
Biz onun cesareti için ona hayranız.We admire her for her bravery.
Biz, onun sağlığı hakkında endişeliyiz.We are anxious about her health.
Biz hastayı ona baktırdık.We got her to attend to the patient.
Biz onu küçük kız kardeşinden ayırt edemeyiz.We cannot distinguish her from her younger sister.
Biz onun ölümünü teyit ettik.We confirmed her death.
Onun ölümünü doğruladık.We confirmed her death.
Saat ikiye kadar yatmadan onu bekledik ve sonra yatmaya gittik.We waited up for him until two o'clock and then finally went to bed.
Onlarla müzakere yapması için onu atadık.We delegated him to negotiate with them.
Biz onu akşam yemeği partisine davet ettik.We invited him to the dinner party.
Biz onu temsilcimiz olarak atadık.We appointed him as our representative.
Biz onun dürüst olduğunu varsayıyoruz.We assume that he is honest.
Biz onu en yakın arkadaşlarımız arasında sayıyoruz.We number him among our closest friends.
Ona hemen yardım etmek zorundayız.We must help him immediately.
Biz ona liderimiz olarak bakıyoruz.We look up to him as our leader.
Biz onun dersini izlemeliyiz.We should follow his example.
Onun örneğini takip etmeliyiz.We should follow his example.
Biz onu belediye başkanı seçtik.We elected him to be mayor.
Biz onu ülkeden sürdük.We banished him from the country.
Bana öyle geliyor ki biz onu yanlış anlıyoruz.It appears to me that we misunderstand him.
Biz onu gözden kaybettik.We have lost sight of him.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod