Her zaman asla öğrenemeyeceğim şeyler olacaktır, benim önümde sonsuzluğum yok.There will always be things I will never learn, I don't have eternity before me!
Hesap yapmak herkesin önünde tatmin olmanın kabul edilebilir tek sosyal yoludur.Doing math is the only socially acceptable way to masturbate in public.
Kapının önünde senin için bekliyorlar.They are waiting for you in front of the door.
Kapının önünde seni bekliyorlar.They are waiting for you in front of the door.
Stilini göz önünde bulundurursak deneme yazın harika.Your essay is admirable in regard to style.
Miktarı göz önünde bulundurmaksızın,Brian gelecek haftaya kadar doğru,tam miktar istiyor.Regardless of the amount, Brian wants the correct, entire amount by next week.
Bizim Amerikalı komşumuz önümüzdeki yıl beş yıldır Japonya'da yaşıyor olacak.Our American neighbor will have lived in Japan for five years next year.
Birdenbire önümüzde üç köpek çıktı.All of a sudden, three dogs appeared in front of us.
Okulun önünde bazı ağaçlar görürsün.You see some trees in front of the school.
Bizim kampüs festivali önümüzdeki hafta yapılacak.Our campus festival is to be held next week.
Toplantı önümüzdeki Perşembe yapılacak.The meeting is to be held next Thursday.
Önümüzdeki Pazar arabayla geziye çıkacağız.We'll go for a drive next Sunday.
Arabalar gözlerimizin önünde birbiri ardına çalışıyorlar.Cars are running one after another before our eyes.
Önümüzdeki sorun acil bir sorundur.The question before us is an urgent one.
Önümüzde birçok zorluklar var.We have many difficulties before us.
Bizim arabamız hızlıydı ve kısa sürede diğer arabaların önüne geçti.Our car was fast and soon got ahead of the other cars.
Evimin önünde ufak bir bahçe var.There is a small garden in front of my house.
Evimin önünde küçük bir bahçe var.There is a small garden in front of my house.
Evin önünde bir bahçe vardır.There is a garden in front of the house.
Çok sayıda araba benim evin önünde park edilmiş.A number of cars are parked in front of my house.
Dün evin önünde bir trafik kazası vardı.There was a traffic accident in front of the house yesterday.
Konser önümüzdeki pazar günü gerçekleşecek.The concert will take place next Sunday.
İstasyonun önünde kalabalıktaki birinin benim adımı seslendiğini duydum.I heard someone in the crowd outside the station call my name.
İstasyonun önünde bir banka vardır.There is a bank in front of the station.
İstasyonun önünde büyük bir park yeri vardır.There is a large parking lot in front of the station.
Birçok bisiklet istasyonun önünde yasa dışı olarak park edilmektedir.A lot of bicycles are illegally parked in front of the station.
İstasyonun önünde bir taksiye bindim.I got a taxi in front of the station.
İstasyonun önünde bir postane vardır.There is a post office in front of the station.
İstasyonun önünde bir çeşme vardır.There is a fountain in front of the station.
Zaten sinema salonunun önünde bir sırada bekleyen bir sürü insan vardı.There were already a lot of people waiting in a line in front of the movie theater.
Bir araba evimin önünde durdu.A car drew up in front of my house.
Evimin önünde uzun bir ağaç vardı.There was a tall tree in front of my house.
Bu otobüs durağının önünde bir restoran vardı.There used to be a restaurant in front of this bus stop.
Biz onun gençliğini göz önüne almalıyız.We must take his youth into account.
Ben önümüzdeki hafta Avrupa'ya gidiyorum.I'm going to Europe next week.
Toplantıyı önümüzdeki pazara kadar ertelemeye karar verdik.We decided to put off the meeting until next Sunday.
Konuyu ciddi olarak göz önünde bulundurmadım.I didn't consider the subject seriously.
Kraliyet Shakespeare Şirketi önümüzdeki hafta Venedik Tüccarını sunuyor.The Royal Shakespeare Company is presenting The Merchant of Venice next week.
Raporların önümüzdeki Pazartesi vadesi doluyor.Reports are due next Monday.
Radyo önümüzdeki deprem hakkında bizi uyardı ve eşyalarımızı toplamaya başladık.The radio warned us of the coming earthquake and we started gathering our things.
Mary'nin önümüzdeki ay bir bebeği olacak.Mary is going to have a baby next month.
Aslında toplantı önümüzdeki cumartesi için planlandı.Originally the meeting was planned for next Saturday.
Göz önünde bulundurmak zorunda olduğun ilk şey zamandır.The first thing you have to take into consideration is time.
Her şeyi göz önüne alırsak, bu güzel bir partiydi.All in all, this was a nice party.
Lütfen beni otelin önünden arabayla al.Please pick me up by car in front of the hotel.
Otelin önünde bir banka var.There is a bank in front of the hotel.
Herkesin önünde konuşmaktan hoşlanmam.I don't like to speak in public.
Bayan Pate yüz kişinin önünde bir konuşma yapma hakkında çekingen hissetti.Miss Pate felt timid about making a speech before a hundred people.
Evlilik teklif etmeden önce düğün planlamak arabayı atın önüne koymaktır.Planning the wedding before proposing is putting the cart before the horse.
Binanın önünde bir araba var.There is a car in front of the building.
Otobüsün önü kalabalık değildi.The front of the bus was not crowded.
Parti önümüzdeki Pazar düzenlenecek.The party is to be held next Sunday.
Kamyon arabamın önünü kesti.The truck cut in front of my car.
Tom iki sıra önümde oturdu.Tom sat two rows ahead of me.
Tom otobüsün önünde oturuyordu.Tom was sitting in the front of the bus.
Sonunda, gerçek bizim için gözler önüne serildi.At last, the truth was revealed to us.
Sen sadece kapının önünde durmak zorundasın. O kendi kendine açılacak.You have only to stand in front of the door. It will open by itself.
Araba kazası tam benim önümde gerçekleşti.The car accident took place just in front of me.
Hiç kimse onun önünde koşmadı.No one ran ahead of him.
Kimse herkesin önünde alay edilmekten hoşlanmaz.Nobody likes to be made fun of in public.