Onun görüşü oldukça mantıklı.His view is quite logical.
Onun düşüncesi bizimkinden oldukça farklı.His opinion is quite different from ours.
Onun İngilizcesi oldukça iyi düzeliyor.His English is coming along pretty well.
Onun İngilizcesi oldukça iyidir.His English is quite good.
Onun konuşması sırasında garip bir olay oldu.A strange incident happened during his speech.
Onun performansının iyi olduğunu düşünmüyorum.I don't think that his performance was any good.
Onun karısı oldukça yetenekli bir kadındır.His wife is quite a talented woman.
Ailesinde bir ölüm oldu.There's been a death in his family.
Onun yüzüne bir bakış, bana çalışmaya isteksiz olduğunu söyledi.One glance at his face told me that he was reluctant to work.
Onun yüzü rahatsız olduğunu gösteriyordu.His face showed that he was annoyed.
Keşke onun nerede olduğunu bilsem!I wish I knew where he was!
Onun tehdidinin sadece bir şaka olduğunu düşündük.We thought his threat was only a joke.
Onun taahhütü fon eksikliğinden başarısız oldu.His undertaking failed for lack of funds.
O, niyetinde oldukça kararlıydı.He was quite decided in his determination.
Onun söylediklerine konsantre oldum.I concentrated on what he was saying.
Onun gerçekçi olduğunu sanmıyorum.I don't think he is truthful.
O oldukça haklı.He is quite right.
Onun söylemek istediği oldukça açık.His meaning is quite plain.
Onun söylediğinin bir yalan olduğu ortaya çıktı.What he had said turned out to be a lie.
Onun fikirleri benimkilerden oldukça farklı.His ideas are quite different from mine.
O kızgın olduğunda karısı onu nasıl yöneteceğini bilir.His wife knows how to manage him when he gets angry.
Karısı iki sevgili çocuğunu arkasında bırakarak öldü.His wife died leaving behind their two beloved children.
Bütün dehasına rağmen, o her zaman olduğu kadar bilinmiyor.For all his genius, he is as unknown as ever.
Onun kız kardeşi bir doktor oldu.His sister became a doctor.
Öldüğünü duyduğumda derinden etkilendim.I was deeply affected when I heard of his death.
O kanserden öldü.He died of cancer.
Onun işinin iflasın eşiğinde olduğunu duydum.I hear his business is on the verge of going bankrupt.
Onun işinin iflasın eşiğinde olduğunu duyuyorum.I hear his business is on the verge of ruin.
Başarısızlığı istifa etmesine neden oldu.His failure led to his resignation.
Emekli olduktan sonra geliri yarı yarıya azaldı.His income was diminished by half after retirement.
Onun tavsiyesi çok yararlı oldu.His advice was very helpful.
Onun tahmininin doğru olduğu ortaya çıktı.His guess turned out to be right.
Onun haklı olduğu açıktır.It is obvious that he is right.
Teknik bilgisinin olmayışı terfi etmesine engel oldu.His lack of technical knowledge precluded him from promotion.
Onun her iki büyük babası öldü.Both his grandfathers are dead.
Büyükbabası yaşına göre hâlâ oldukça sağlıklı.His grandfather is still very healthy for his age.
Onun sahip olduğunun iki katı kadar kitabım var.I have twice as many books as he.
Onun oğlu ünlü bir piyanist oldu.His son became a famous pianist.
Onun oğluna ne oldu.What has become of his son?
Oğlu büyük bir bilim adamı oldu.His son became a great scientist.
Neredeyse onun doğum günü olduğunu unutuyordum.I almost forgot that it was his birthday.
Tavsiyesi için teşekkürler. Sınavda başarılı oldum.Thanks to his advice, I succeeded in the examination.
Onun tekliflerinin fazla olduğunu sanmıyorum.I don't think his proposals amount to much.
Onun numarasının ne olduğundan emin değilim. Telefon rehberinde ona bakman gerekecek.I'm not sure what his number is. You'll have to look it up in the telephone directory.
Gelişinden iki gün sonra öldü.She died two days after his arrival.
Onun çok kızgın olduğunu onun ifadesinden anladım.I gathered from his expression that he was very angry.
Onun dikkatsizliği kazaya neden oldu.His carelessness brought about the accident.
Onun dikkatsiz sürüşü kazaya sebep oldu.His careless driving caused the accident.
Kaza, o dikkatsiz olduğu için oldu.The accident happened because he wasn't careful.
Onun babası işte başarısız oldu.His father failed in business.
Ben onun babası olduğunu düşündüğüm adam tam bir yabancı olduğunu kanıtladı.The man who I thought was his father proved to be a perfect stranger.
Babası 10 yıl önce kanserden öldü.His father had died of cancer 10 years ago.
Odasının ışığı açık olduğuna göre, gelmiş olmalı.Since the light in his room is on, he must have come home.
Onun odasındaki lamba açık olduğu için, o eve gelmiş olmalı.Since the light in his room is on, he must have come home.
Onun sağlığı hakkında endişeli olduğu için, annesi onun dışarı çıkmasını engelledi.His mother prevented him from going out because she was anxious about his health.
Onun raporunu duyduğuma memnun oldum.I was glad to hear his report.
Kız kardeşine ne olduğunu merak ediyorum.I wonder what has become of his sister.
Hayali sonunda gerçek oldu.His dream has finally come true.
Onun hayali gerçek oldu.His dream came true.
Kızı güzel bir kadın oldu.His daughter grew to be a beautiful woman.