Onun ölüsünü istiyorlar." dediğimi hatırlıyorum.They want him dead."
Kocamın ölüsünün ve rahmetli ilk eşinin... ...huzurunda yemin edebilirim.I can swear it in front of my dead husband, and his late, first wife.
İçeride rahat bir şekilde kıvrılmış yatan ölüsünü bulmuşlar.He was comfortably curled up in here, dead.
Hala babasının ölüsünü düşünüyor, değil mi?He still thinks his father's dead, doesn't he?
Babasının ölüsünü düşünmesine izin ver.Let him go on thinking his father is dead.
Sonra karısının ölüsünün başından kalkıp Hititlere,Abraham rose up from before his dead, and spoke to the children of Heth, saying,
Gençler kalkıp Hananyanın ölüsünü kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler.The young men arose and wrapped him up, and they carried him out and buried him.
Allah, kardeşinin ölüsünü nasıl gömeceğini göstermek üzere, ona yeri eşeleyen bir karga gönderdi.Then Allah sent a crow who scratched the ground to show him to hide the dead body of his brother.
Öyle kuvvetlidirler ki genç bir inek ölüsünü dahi bir ağacın üzerine çıkarabilirler.Человек может приручить корову, если бросит на неё крест-нательник.
Fakat babasının ölüsünü görürler.Příklady: Vidím svého otce.
Fakat babasının ölüsünü görürler.Isä katselee kuolevaa tytärtään.
Fakat babasının ölüsünü görürler.父の死を知る。
Zeus oğlunun ölüsünü Lykia'ya götürmesi için Apollon'a emir verir.Dzeusas įsakė Apolonui pargabenti jo kūną atgal į Lykiją.
Babasının ölüsünü düşünmesine izin ver.Il vaut mieux que tu continues à lui dire que son père est mort.
Babasının ölüsünü düşünmesine izin ver.Jest sezon na klenie.
Babasının ölüsünü düşünmesine izin ver.Пусть он и дальше думает, что его отец умер.
" Bu adamı öldürtmeye çalışıyorlar. Onun ölüsünü istiyorlar." dediğimi hatırlıyorum."그들은 죽은 그를 려 고. 그들은 원하는 그 죽은. "
Gençler kalkıp Hananyanın ölüsünü kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler.A čo mladší vstanúc upravili ho a vynesúc pochovali.
Gençler kalkıp Hananyanın ölüsünü kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler.A vstavše mládenci, vzali jej, a vynesše ven, pochovali.
Gençler kalkıp Hananyanın ölüsünü kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler.A wstawszy młodzieńcy, porwali go, a wyniósłszy pogrzebli.
Gençler kalkıp Hananyanın ölüsünü kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler.Az ifjak pedig felkelvén, begöngyölék õt, és kivivén eltemeték.
Gençler kalkıp Hananyanın ölüsünü kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler.Een paar jonge mannen stonden op en legden hem af. Daarna droegen zij hem naar buiten en begroeven hem.
Gençler kalkıp Hananyanın ölüsünü kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler.Es standen aber die Jünglinge auf und taten ihn beiseite und trugen ihn hinaus und begruben ihn.
Gençler kalkıp Hananyanın ölüsünü kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler.Flăcăii s'au sculat, l'au învelit, l-au scos afară, şi l-au îngropat.
Gençler kalkıp Hananyanın ölüsünü kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler.Ja nuoret miehet nousivat ja korjasivat hänet ja kantoivat hänet pois ja hautasivat.
Gençler kalkıp Hananyanın ölüsünü kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler.젊은 사람들이 일어나 시신을 싸서 메고 나가 장사하니라
Gençler kalkıp Hananyanın ölüsünü kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler.Les jeunes gens, s`étant levés, l`enveloppèrent, l`emportèrent, et l`ensevelirent.
Gençler kalkıp Hananyanın ölüsünü kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler.Levantando-se os moços, cobriram-no e, transportando-o para fora, o sepultaram.
Gençler kalkıp Hananyanın ölüsünü kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler.Luego se levantaron los jóvenes y le envolvieron. Y sacándole fuera, lo sepultaron
Gençler kalkıp Hananyanın ölüsünü kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler.Maka orang-orang muda datang membungkus mayat Ananias, lalu membawanya ke luar untuk menguburkannya
Gençler kalkıp Hananyanın ölüsünü kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler.Men de unge Mænd stode op og lagde ham til Rette og bare ham ud og begravede ham.
Gençler kalkıp Hananyanın ölüsünü kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler.Mladeniči pa vstanejo ter ga pripravijo k pogrebu, odneso in pokopljejo.
Gençler kalkıp Hananyanın ölüsünü kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler.Nhưng các gã trẻ tuổi đứng dậy khâm liệm thây người và đem đi chôn.
Gençler kalkıp Hananyanın ölüsünü kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler.Nhưng các gã trẻ tuổi đứng_dậy khâm_liệm thây người và đem đi chôn .
Gençler kalkıp Hananyanın ölüsünü kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler.Och de yngre männen stodo upp och höljde in honom och buro ut honom och begrovo honom.
Gençler kalkıp Hananyanın ölüsünü kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler.og de unge menn stod op og la ham til rette og bar ham ut og begravde ham.
Gençler kalkıp Hananyanın ölüsünü kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler.Si alzarono allora i più giovani e, avvoltolo in un lenzuolo, lo portarono fuori e lo seppellirono
Gençler kalkıp Hananyanın ölüsünü kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler.Σηκωθεντες δε οι νεωτεροι, ετυλιξαν αυτον και εκβαλοντες εθαψαν.
Gençler kalkıp Hananyanın ölüsünü kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler.И встав, юноши приготовили его к погребению и, вынеся, похоронили.
Gençler kalkıp Hananyanın ölüsünü kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler.И като се минаха около три часа; влезе и жена му без да знае за станалото.
Gençler kalkıp Hananyanın ölüsünü kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler.Уставши молодцї, взяли його і винісши поховали.
Gençler kalkıp Hananyanın ölüsünü kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler.ויקומו הצעירים ויאספו אתו וישאהו החוצה ויקברהו׃
Gençler kalkıp Hananyanın ölüsünü kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler.فنهض الاحداث ولفوه وحملوه خارجا ودفنوه
Gençler kalkıp Hananyanın ölüsünü kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler.有 些 少 年 人 起 來 、 把 他 包 裹 抬 出 去 埋 葬 了
Gençler kalkıp Hananyanın ölüsünü kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler.有些 少年人 起來 、 把 他 包裹 抬出 去 埋葬 了
Hala babasının ölüsünü düşünüyor, değil mi?Il croit toujours que son père est mort, non ?
Hala babasının ölüsünü düşünüyor, değil mi?Nie chcia³by mieæ takiego bezu¿ytecznego ojca jak ja.
Hala babasının ölüsünü düşünüyor, değil mi?Он всё ещё полагает, что его отец умер?
İçeride rahat bir şekilde kıvrılmış yatan ölüsünü bulmuşlar.Era confortabil încolãcit înãuntru, fãrã suflare.
İçeride rahat bir şekilde kıvrılmış yatan ölüsünü bulmuşlar.Er hatte es sich hier drin gemütlich gemacht und war tot.
İçeride rahat bir şekilde kıvrılmış yatan ölüsünü bulmuşlar.Leżał tam wygodnie zwinięty martwy.
İçeride rahat bir şekilde kıvrılmış yatan ölüsünü bulmuşlar.Oh Dong-soo était... mort là-dedans, confortablement pelotonné.
İçeride rahat bir şekilde kıvrılmış yatan ölüsünü bulmuşlar.Ηταν άνετα κουλουριασμένος εκεί μέσα, νεκρός.
Kocamın ölüsünün ve rahmetli ilk eşinin... ...huzurunda yemin edebilirim.Lo prometí a mi marido y a su difunta primera esposa.
O günlerde hastalanıp öldü. Ölüsünü yıkayıp üst kattaki odaya koydular.A stalo sa v tých dňoch, že onemocnela a zomrela. A keď ju umyli, položili ju vo vrchnom príbytku.
O günlerde hastalanıp öldü. Ölüsünü yıkayıp üst kattaki odaya koydular.Elle tomba malade en ce temps-là, et mourut. Après l`avoir lavée, on la déposa dans une chambre haute.
O günlerde hastalanıp öldü. Ölüsünü yıkayıp üst kattaki odaya koydular.În vremea aceea, s'a îmbolnăvit, şi a murit. Dupăce au scăldat -o, au pus -o într'o odaie de sus.
O günlerde hastalanıp öldü. Ölüsünü yıkayıp üst kattaki odaya koydular.I stalo se v těch dnech, že roznemohši se, umřela. Kteroužto umyvše, položili na síň vrchní.
O günlerde hastalanıp öldü. Ölüsünü yıkayıp üst kattaki odaya koydular.I stało się w one dni, że rozniemógłszy się, umarła; którą omywszy, położyli na sali.
O günlerde hastalanıp öldü. Ölüsünü yıkayıp üst kattaki odaya koydular.Ja tapahtui niinä päivinä, että hän sairastui ja kuoli; ja he pesivät hänet ja panivat yläsaliin.