Ana içeriğe geç
Sözlük

öde ile cümle

öde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Senin için ödemem gerekiyor mu?Should I pay for you?
Faizi nasıl ödeyeceğiz?How are we going to pay the rent?
Pekâlâ, o zaman Pushkin apartman için ödeyecek mi?Well, will Pushkin pay for the apartment then?
Avusturya'da otoyolu kullanmak için para ödemek zorundasın.In Austria, you have to pay to use the highway.
Ödevini kendisinin yapmış olması pek olası değil.It's unlikely that he did his homework himself.
İki yüz dolar vergi ödedim.I paid two hundred dollars in taxes.
Onu satıp borcumu ödedim.I sold it and paid my debt.
Ekstra ödemeleri için onları zorlamıyorum.I'm not forcing them to pay extra.
Ben bedelini ödemeye hazır olduğundan emin olmak istiyorum.I'd want to be sure that I was ready to pay the price.
Onlar kıskançlıkları için bir bedel ödeyecekler.They'll pay a price for their arrogance.
Tom suçunun bedelini ödemelidir.Tom must pay the price for his crime.
Ben bir ceza ödedim.I paid a fine.
Aşk için ödediğimiz bedel bu.It's the price we pay for love.
Böyle hoş bir tabloya ödemek için küçük bir fiyat.It's a small price to pay for such a nice painting.
Tom, bu resim için oldukça aşırı bir fiyat ödemeyi kabul etti.Tom has agreed to pay a rather steep price for that painting.
Hesabı ödemek zorunda kalacaksınız.You'll have to pick up the check.
Oldukça iyi ödeme yaptıklarını duydum.I hear they pay pretty well.
Ben inandığım şey için bedel ödeyeceğim.I'll pay the price for what I believe in.
Bu, Tom'un bize ödeme yaptığı iş.This is the job Tom pays us for.
Ben vergilerimi ödedim.I paid my taxes.
Ben bunun için bir servet ödedim.I paid a fortune for this.
Tom faturalarını ödemezdi.Tom wouldn't pay his bills.
Onarımları ödemek istiyorum.I'd like to pay for the repairs.
Onun için ödedik.We paid for it.
Ödenecek küçük bir fiyat var.There's a small price to pay.
Ödediğin bedel bu.That's the price you pay.
Ben paramı öderim.I pay my own way.
Neden biri ödemeli?Why should anyone pay?
Bize iyi ödeme yapılacak.We'll be well paid.
Onlara iyi ödeme yapılacak.They'll be well paid.
Ne kadar ödeme alacağından emin değilim.I'm not sure how much you'll get paid.
Peşin ödemeliydim.I should've paid in advance.
Tom bana borcunu asla ödemeyecek.Tom will never pay me what he owes me.
Tom bana borçlu olduğu parayı henüz geri ödemedi.Tom hasn't yet paid back the money he owes me.
Her şeyi ödeyeceğim.I'll pay for everything.
Tom her şeyi ödemeyi önerdiğinde şaşırdım.I was surprised when Tom offered to pay for everything.
Her şey için ödeme yapmak zorunda değilsin.You don't have to pay for everything.
Tom o kadar çok ödeyeceğini asla söylemedi.Tom never said he would pay that much.
Çocukların ev ödevleri var.The kids have homework.
Tom neredeyse her zaman Mary'ye ev ödevlerinde yardımcı olur.Tom almost always helps Mary with her homework.
Belki Tom ev ödevinde sana yardım edebilir.Perhaps Tom can help you with your homework.
Tom ev ödevini teslim eden son kişiydi.Tom was the last one to turn in his homework.
Tom ev ödevini yapmayı asla unutmadı.Tom never forgot to do his homework.
Tom Mary'nin John'un ev ödevini yaptığından emin olmasını istiyor.Tom wants Mary to make sure John does his homework.
Tom bana genellikle ev ödevimi yapmamda yardım eder.Tom usually helps me do my homework.
Onlar bize çok iyi ödeme yapmadılar.They didn't pay us very well.
Tom faturayı ödemek için cüzdanını çıkardı.Tom took out his wallet to pay the bill.
Tom faturasını ödedi.Tom paid his bill.
Oyunlar oynamak yerine ev ödevimi yapmalıydım.I should've done my homework instead of playing games.
Tom bütün faturalarını ödedi.Tom paid all his bills.
Maliyeti ne olursa olsun ödeyeceğim.I'll pay whatever it costs.
Onu yapmak için sana bir sürü para ödemeye hazırım.I'm willing to pay you a lot of money to do that.
Ev ödevimi henüz gerçekten bitirmedim.I actually haven't finished my homework yet.
Tom kiranın yarısını ödeyeceğini kabul etti.Tom agreed that he would pay half the rent.
Kirayı ödemeyi tamamen unutmuşum.I had completely forgotten pay the rent.
Kirayı ödemeyi unutma.Don't forget to pay the rent.
Tom kirasını ödemek için Mary'den ödünç para almak zorundaydı.Tom had to borrow money from Mary to pay his rent.
Hâlâ kiramı ödemem gerekiyor.I still need to pay my rent.
Sana geri ödeyemem.I can't repay you.
Şimdi faturamın bir kısmını ödeyebilirim.I can pay part of my bill now.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod