Ana içeriğe geç
Sözlük

öde ile cümle

öde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom akşam yemeği için ödememe izin vermedi.Tom didn't allow me to pay for dinner.
Tom'a yaptığı tüm iş için ödeme yapılmadı.Tom didn't get paid for all the work he did.
Tom bütün faturalarını ödemek için yeterli paraya sahip değil.Tom doesn't have enough money to pay all his bills.
Tom ev ödevini zamanında yaptırmadığı için iyi bir nedeni vardı.Tom had a good reason for not having his homework done on time.
Tom'un kirasını zamanında ödemediği için iyi bir nedeni vardı.Tom had a good reason for not paying his rent on time.
Tom bize üç yüz dolar ödemeyi kabul etti.Tom has agreed to pay us three hundred dollars.
Tom büyük olasılıkla ev ödevini önceden bitirdi.Tom has probably already finished his homework.
Tom henüz bu ayın kirasını ödemedi.Tom hasn't paid this month's rent yet.
Tom ev ödevini bitirir bitirmez yüzmeyi planlıyor.Tom plans to swim as soon as he finishes his homework.
Tom ev ödevini bitirir bitirmez yatacağına söz verdi.Tom promised he'd go to bed as soon as he finished his homework.
Tom ödemeyi unuttuğunu fark etti, bu yüzden restorana geri gitti.Tom realized he'd forgotten to pay, so he walked back into the restaurant.
Tom bana faturalarımı ödememi hatırlattı.Tom reminded me to pay my bills.
Tom ev ödevimizi yapmamızı hatırlattı.Tom reminded us to do our homework.
Tom para ödemeden sinemaya gizlice girmeye çalıştı.Tom tried to sneak into the movie theater without paying.
İşte senin paran. Şimdi ödeştik.Here's your money. Now we're quits.
Öğretmenim genellikle çok ödev verir.My teacher usually gives a lot of homework.
Tom okul ücretini ödeyemediği için üniversiteyi bırakmak zorunda kaldı.Tom had to drop out from college because he couldn't afford tuition.
Ödeme yapmayı kabul etmedi.You refused to pay.
O takım elbise için ne ödemem gerekiyor?What do I need to pay for that suit?
O bana hala geri ödeme yapmadı.She hasn't reimbursed me yet.
Bu takım için ne kadar ödedin?How much did you pay for that suit?
O, ona verilen her ödev hakkında tartışır.He argues about every assignment he's given.
Birisi bedeli ödemek zorunda.Someone has to pay the price.
Biri bunu ödemek zorunda.Someone has to pay for this.
Birisi bunu ödeyecek.Someone's going to pay for this.
Biri bunun için ödeme yaptı mı?Did someone pay for this?
Bunun için herhangi birinin otuz dolardan daha fazla ödeyeceğini düşünüyor musun?Do you think anybody would pay more than thirty dollars for this?
Bugün çok ev ödevim var.I have a lot of homework today.
Bildiğin gibi, işimi kaybettim, bu yüzden bütün faturalarımı ödemekte sorun yaşıyorum.As you know, I've lost my job, so I'm having trouble paying all my bills.
Bana her ay 300,000 yen ödenir.I get paid 300,000 yen per month.
Bana ayda 300,000 yen ödenir.I get paid 300,000 yen per month.
Tom hâlâ ev ödevini yapıyor.Tom is still doing his homework.
Tom sana ödeyecek.Tom is going to pay you.
Tom onun senetlerini ödeyemedi.Tom couldn't pay his bills.
Tom onun faturalarını ödeyemedi.Tom couldn't pay his bills.
Ev ödevini zaten bitirdin mi?Have you already finished your homework?
Onun için ne kadar ödediğimi biliyor musun?Do you know how much I paid for that?
Bu ayki kirayı nasıl ödeyeceğimi merak ediyorum.I wonder how I'll pay the rent this month.
Bize ne kadar erken ödeme yapılırsa o kadar iyi olur.The sooner we're paid, the better.
Almanca ödevini yapıyor.He's doing his German homework.
Şimdi bedel ödeme zamanı.It's time to face the music.
Tercümana çevirmek için ödeme yapılır.The interpreter is paid to translate.
Tom kirayı ödememişti.Tom had not paid the rent.
Çocuklar ev ödevlerini unuttular.The children have forgotten their homework.
Anlaşıldığı gibi, sana ödemeyi otelde seni gördüğümde yapacağım.As agreed, I will pay you when I see you at the hotel.
Her şey için sana ödeme yapacağım.I'll pay you for everything.
Endişelenme. Ben her şey için ödeyeceğim.Don't worry. I'll pay you for everything.
Kiranı ödemek senin en büyük endişen değil.Paying your rent is not your biggest worry.
Kirasını zamanında ödediği sürece Tom'un endişelenecek bir şeyi yok.Tom has nothing to worry about as long as he pays his rent on time.
Geri ödeme istedim.I asked for a refund.
Bana bir şey ödemen gerekmiyor.You don't have to pay me anything.
Bize saat ücreti ödeniyor.We're being paid by the hour.
Ev ödevini yapması için genellikle kız kardeşine yardım eder.She usually helps her sister to do her homework.
Bunu yapmak için sana ne kadar ödeniyor?How much are you being paid to do this?
Fiyatı düşürmen gerekmez. İnsanlar istediğin ücreti ödeyecekler.You don't need to lower the price. People will pay what you're asking.
Onun için ne kadar ödemek zorundasınız?What price did you have to pay for that?
Bunu için makul bir fiyat ödedik.We paid a fair price for it.
Tom en yüksek fiyatı ödedi.Tom paid the ultimate price.
O ödemek için küçük bir ücret.That's a small price to pay.
Tanıdığım kimse bir araba için hiç etiket fiyatını ödemedi.Nobody I know ever paid sticker price for a car.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod