Almanya'da hayaletler vergi ödemez.In Germany ghosts don't pay taxes.
Tom fidye ödemek için bankadan üç yüz bin dolar çekti.Tom withdrew three hundred thousand dollars from the bank to pay the ransom.
Bana ne kadar çok ödeyeceğine söz verirse versin Tom için asla çalışmayacağım.I'll never work for Tom no matter how much he promises to pay me.
Kirasını ödemek için Tom'un ödünç para almak zorunda olduğundan eminim.I'm sure Tom had to borrow money in order to pay his rent.
Matematik ödevimi bitirmek neredeyse üç saatimi aldı.It took me almost three hours to finish my math homework.
Tom bana yeni bilgisayarı için ne kadar ödediğini söylemeyecek.Tom won't tell me how much he paid for his new computer.
Tom ev ödevini yapmayı bıraktı ve ışığı kapattı.Tom stopped doing his homework and turned off the light.
Biz bu tür şeyleri yapmak için yeterli ödeme almıyoruz.We don't get paid enough to do this kind of thing.
Tom ne kadar ödemek zorunda kalacağını merak ediyordu.Tom wondered how much he was going to have to pay.
Tom'un ev ödevini bitirmek için çok zamanı yoktu.Tom didn't have much time to finish his homework.
Tom'un henüz ev ödevini yapmadığından oldukça eminim.I'm fairly sure Tom hasn't done his homework yet.
Ne kadar ödemek zorunda olacağımı bilmek istiyorum.I want to know how much I'm going to have to pay.
Tom'un o kadar çok ödemeye istekli olmayacağından eminim.I'm sure Tom won't be willing to pay that much.
Akşam yemeğinden hemen sonra ev ödevimi yapacağım.I'm going to do my homework right after dinner.
Ödevini yapmana yardım etmem gerekmiyor.I'm not supposed to help you do your homework.
Ona eski patronunun ödediğinin iki katı kadar çok ödüyorum.I pay him twice as much as his old boss did.
Biz sık sık ev ödevlerimizde birbirimize yardım ederiz.We often help each other with our homework.
Tom sürücüye ödeme yaptı ve taksiden indi.Tom paid the driver and got out of the cab.
Tom ev ödevini yapması için Mary'nin ona yardım etmesini istedi.Tom asked Mary to help him do his homework.
Sana şimdi kazandığının iki katını ödeyeceğim.I'll pay you double what you're making now.
Tom ona borçlu olduğu her şeyi Mary'ye geri ödedi.Tom paid Mary back everything he owed her.
Ödevini yapmak için Tom'un zamanı yoktu.Tom didn't have time to do his homework.
Bu ayakkabılar için otuz dolar ödedim.I paid thirty dollars for these shoes.
Tom Mary'ye ne kadar ödediğini sordu.Tom asked Mary how much she had paid.
Tom'un ev ödevini yaptığından emin olacağım.I'll make sure Tom does his homework.
Tom Mary'nin ödevine yardımcı oluyor.Tom is helping Mary do her homework.
Tom kirasını ödemeyi hatırlamadı.Tom didn't remember to pay his rent.
Bütün faturaları ödeyen kişi benim.I'm the one that pays all the bills.
Bana yeterince para ödersen giderim.I'll go if you pay me enough money.
Sana ödevini bitirmeni söyledim.I told you to finish your homework.
Ben yarın kiramı ödeyeceğim.I'm going to pay my rent tomorrow.
Tom'a ödeme yapıldığından emin olmam gerekiyor.I need to make sure Tom gets paid.
Ev ödevini teslim etmedin.You didn't turn in your homework.
Tom henüz ev ödevini yapmadı.Tom hasn't done his homework yet.
Tamirciye kim ödeme yapacak?Who's going to pay the mechanic?
Tom ödevimde bana yardımcı oldu.Tom helped me with my homework.
Bunun için otuz dolar ödeyeceğim.I'll pay thirty dollars for it.
Senin için ödevini yapacağım.I'll do your homework for you.
Ben her zaman kirayı dakik öderim.I always pay the rent on time.
Tom bize hiçbir şey ödemiyor.Tom isn't paying us anything.
Tom kirasını ödemedi daha.Tom hasn't paid his rent yet.
Sana pazartesi günü geri ödeyebilir miyim?Can I pay you back on Monday?
Bana bunun için ödeme yapılmıyor.I'm not being paid for this.
Sana gelecek hafta borcumu ödeyeceğim.I'll pay you back next week.
Ben ev ödevlerine gömüldüm.I was swamped with homework.
Size yardım etmek için bana ödeme yapılıyor.I'm being paid to help you.
Bana yeterince ödeme yapılmıyor.I'm not being paid enough.
Tom ödevi sevmedi.Tom didn't like homework.
Ben tazminat ödeyeceğim.I'll pay for the damages.
Bunun için ödeme yapmıyorum.I'm not paying for this.
Kendim için ödeyeceğim.I'll pay for myself.
Kiramı ödeyemem.I can't pay my rent.
Ödemek zorunda kalacaksın.You'll have to pay.
Tom Mary'ye geri ödedi.Tom paid Mary back.
Tom ev ödevlerinden nefret eder.Tom hates homework.
Tom ev ödevlerinden nefret ediyor.Tom hates homework.
Tom çekle ödedi.Tom paid by check.
Tom çek ile ödedi.Tom paid by check.
Bana çok fazla ödenmiyor.I'm not paid much.
Sana iyi ödeme yapacağım.I'll pay you well.