Vergileri öderim.I pay taxes.
Bir şey ödeyeceğim.I'll pay anything.
Daha sonra ödeyeceğim.I'll pay later.
Geri ödeme zamanı.It's payback time.
Kirayı ödemek için gitarımı rehine koydum.I pawned my guitar in order to pay the rent.
Kirayı ödeyebilmem için gitarımı rehin bıraktım.I pawned my guitar so I could pay the rent.
Kim sana ödedi?Who paid you?
Sana kim ödeme yapıyor?Who pays you?
Zaten ödedin.You already paid.
Parasını ödemedin.You didn't pay.
Size ödeme yapıldı.You've been paid.
Farkı ödeyeceğiz.We'll pay the difference.
Herkes kendi yemeği için ödedi.Everyone paid for his own meal.
Yaptıklarının bedelini ödemek zorundaydı.He had to face the music.
Onlar gümrük vergilerini ödediler.They paid customs duties.
O otelde peşin ödeme yapmak zorundasın.You have to pay in advance at that hotel.
Kiramı zar zor ödeyebiliyorum.I can barely pay my rent.
Ona ödünç verdiğin parayı geri ödedi mi?Has he paid back the money you lent him?
Onlar ona yeterince ödemediği için o homurdandı.He grumbled because they didn't pay him enough.
Bana nakit ödenmesini istiyorum.I want to be paid in cash.
Peşin ödersen bir indirim var mı?Is there a discount if you pay in cash?
Nakit mi ödeyeceksiniz?Will you pay cash?
Nakit mi ödeyeceksin?Will you pay cash?
İki kat ödemeniz gerekecek.You'll have to pay double.
Ödemeye itirazım yok.I don't mind paying.
Tom aidat ödemiyor.Tom doesn't pay dues.
Tom için ödeme yapmayacağım.I won't pay for Tom.
Tom onun için ödeme yapmadı.Tom didn't pay for it.
Onlar bana yeterince ödemedi.They don't pay me enough.
Onlar sana yeterince ödemiyor.They don't pay you enough.
Tom hesabı ödemedi.Tom didn't pay the tab.
Sana ödeme yapamam.I can't pay you.
Dün ödeme aldım.I got paid yesterday.
Tom bana bir şey ödemedi.Tom didn't pay me anything.
Keşke daha az ev ödevi olsa.I wish there were less homework.
Sana ödeme yapıldı, değil mi?You got paid, didn't you?
Ev ödevini yapmayı unutmayı sürdürmeye devam et.You keep forgetting to do your homework.
Faturaları ödemeyi unutmaya devam ediyorsun.You keep forgetting to pay the bills.
Ben senin bana nakit olarak ödeyeceğini farzederim.I assume you'll be paying me in cash.
Tom'un faturayı ödediğini sanıyordum.I assumed Tom had paid the bill.
Kirayı zamanında ödeyebileceğimize sizi temin ederim.I assure you we'll be able to pay the rent on time.
Sana geri ödeyebilirim.I can pay you back.
Onların bize ödettiklerine inanamıyorum.I can't believe they made us pay.
Onları ödeyemem.I can't pay them.
Tom'a para ödeyemem.I can't pay Tom.
Tom'un ev ödevimi yapmama yardımcı olmasını isteyebilirim.I could ask Tom to help me do my homework.
Ben bir geri ödeme talep ediyorum.I demand a refund.
O ona defalarca ev ödevini yapmasını hatırlattı.She has reminded him many times to do his homework.
Ödevimi yaptım.I did my homework.
Faturayı kim ödeyecek?Who'll pay the bill?
Ben olmadığım sürece kimin ödediği umurumda değil.I don't care who pays, as long as it isn't me.
Mevcut kiracıları birikmiş kira borcunu ödemedikleri için mahkemeye vererek tahliye etti.He evicted the existing tenants by taking them to court for non-payment of back rent.
Tom'a ev ödevini e-posta gönderdim.I emailed Tom his homework.
Yarına kadar bu iş için ödeme yapılmasını bekliyorum.I expect to be paid for this work by tomorrow.
Ödevimi yapmayı unuttum.I forgot to do my homework.
Ben sana senin bütün faturalarını ödemen için yeterli parayı her ay veririm.I give you enough money every month to pay all your bills.
Ödemek için yeterli paramız olmadığı için o siparişi iptal etmek zorunda kaldım.I had to cancel that order because we didn't have enough money to pay for it.
Kirasını ödeyebilsin diye Tom'a parayı ödünç vermek zorunda kaldım.I had to lend Tom money so he could pay his rent.
Ev ödevimi yapmayı planlıyordum ama uyuyakalmışım.I was planning to do my homework, but I fell asleep.
Bunu ödeyeceksin.You're going to pay for this.