Ev ödevi yarına kadar yapılmalıdır.Homework must be done by tomorrow.
Parayı sana yarın ödeyeceğim.I will pay you the money tomorrow.
Arabanı yarın bana ödünç ver.Lend me your car tomorrow.
Oduncu bir baltayla bir ağacı deviriyor.The woodcutter fells a tree with an ax.
Odamda bir hırsız bulmak için uyandım.I awoke to find a burglar in my room.
O, birincilik ödülünü kazanmaktan uzak.It's far from winning the first prize.
Otoban geçiş ücretini ödemen için tam değişime sahip olmalısın.You need to have exact change to pay the toll of the expressway.
Dün gece uzun bir elektrik kesintisinden dolayı ödevimi yapamadım.Last night I could not do my homework on account of a long blackout.
Akşam yemeği bittiğinde, oturma odasına geçti.When dinner was over, we adjourned to the sitting room.
Akşam yemeğinden sonra, Hepimiz çizim odasına gittik.After dinner, we all went into the drawing room.
Akşam yemeğinden önce ev ödevini yapmalısın.You are to do your homework before supper.
Akşam yemeğinden önce ev ödevini bitirdiğini gör.See that you finish your homework before supper.
Akşam yemeği için ödememe izin ver.Let me pay for the dinner.
Lütfen odayı ayırttığında sana söylenilen onay numarasını bana bildir.Please let me know the confirmation number you were told when you reserved the room.
Bütün abone ücretleri bu yılın sonundan önce ödenmeli.All subscriptions must be paid before the end of this year.
Küçük bir çocuğu odasına kilitlemek bir zulüm hareketidir.It is an act of cruelty to lock a small child in his room.
Akciğerler hayvanlar için neyse yapraklar bitkiler için odur.Leaves are to plants what lungs are to animals.
Kısaca, paraya ihtiyacım var. Onu bana ödünç Lütfen!In brief, I need money. Please lend it to me!
Becerikli genç buluşu için bir ödül kazandı.The ingenious boy won a prize for his invention.
Arkada bir oda istiyorum.I'd like a room in the back.
Seyahat çekiyle ödeyebilir miyim?May I pay with a travelers' check?
Ücretinizi burada ödeyin.Pay your fare here.
Aidatlarınızı saymana ödeyin.Pay your dues to the treasurer.
Onu benim odama yazar mısınız?Could you charge it to my room?
Ödenmeyen faturalar nedeniyle benim telefon hizmetim kesildi.My telephone service was cut off because of unpaid bills.
Yoshiki meteliksizdi ve Goro'nun ona 20.000 yen ödünç vermesini istedi.Yoshiki was hard up and asked Goro to lend him 20,000 yen.
Git ve yan odadan bir sandalye getir, lütfen.Go and get a chair from the next room, please.
Yan odada dolaşan birini duyuyor musun?Do you hear someone moving in next room?
Bitişik odada birinin konuştuğunu duyuyorum.I can hear someone talking in the next room.
Yan odada onun sesini duyduğuma şaşırdım.I was surprised to hear her voice in the next room.
Yan odadaki sesi duymadın mı?Didn't you hear the voice in the next room?
O, nazik olmak için öder.It pays to be polite.
Çalışan bir adama yaşına göre değil maharetine göre ödeme yapılmalı.A working man should be paid in proportion to his skill, not his age.
Yaşlı bayan tek başına üç odalı bir dairede yaşadı.The old lady lived in a three-room apartment by herself.
Onun konuşma şeklinden o odur diyebilirim.I can tell it's him by the way he speaks.
"Küçük kızın odasına gidiyorum", "tuvalete giden" için örtmeceli bir ifadedir."Going to the little girl's room" is an euphemistic expression for "going to the toilet."
Faiz oranlarının ödünç alanların iş riskine uygun olarak tespit edildiğini biliyorum.I know that interest rates are fixed in accordance to the borrower's business risk.
Kaoru, şimdiye kadar en iyi tepki sizinki - büyük ödülü kazanırsınız.Kaoru, yours is the best reaction so far - you win the grand prize.
Muayene odasından tam ayrılırken doktor hoşça kal diyerek elini salladı.Just as we were leaving the exam room the doctor waved his hand saying, 'bye-bye'.
Bu odadaki kitaplar benim değil.The books in this room aren't mine.
Üye olmayanlar fazladan 50 dolar öder.Non-members pay an additional 50 dollars.
Bu ücretsiz, bunun için ödeme yapmak zorunda değilsiniz.You don't have to pay for it, that's for free.
Odayı benim için değiştirebilir misin?Can you change the room for me?
Odam dağınık.My room is a mess.
Odam darmadağın.My room is a mess.
Onların her ikisi de odadalar.They are both in the room.
1990'dan beri, on bir bayan öğrenci ödülü aldı.Since 1990, eleven female students received the award.
1990'dan beri on bir kız öğrenci ödül aldı.Since 1990, eleven female students received the award.
O tamamen güvenilmez olduğu için yardım isteyeceğim son kişi odur.He's the last person I would ask help from, because he is completely unreliable.
O, sen ayrıldıktan sonra odaya girdi.He entered the room after you left.
Şu gömlek için sadece on dolar ödedi.He only paid ten dollars for that shirt.
Arabanı bu akşam ödünç alabilir miyim?Can I borrow your car tonight?
Ev ödevimi bitirmek için daha fazla zamana ihtiyacım var.I need more time to finish my homework.
Radyonu bana ödünç verebilir misin?Could you lend me your radio?
Odayı temizle.Clean the room.
Benim için odamı değiştirir misiniz?Could you change my room for me?
Arabanızı ödünç alabilir miyim?May I borrow your car?
Mahkeme ona para cezasını ödemesini emretti.The court ordered her to pay the fine.
O, odasında ağlıyordu.She was crying in her room.
Odasında ağlıyordu.She was crying in her room.