Sessizce yatak odama gittim.I went up to my bedroom on tiptoe.
Kedinin odama girmesine izin verdim.I let the cat into my room.
Ben onun faturayı hemen ödemesini istedim.I demanded that he pay the bill immediately.
Onu odadan dışarı çıkmaya çalışırken yakaladım.I caught him trying to go out of the room.
Onu odasından çıkmaya çalışırken yakaladık.We caught him trying to go out of his room.
Onun odaya girdiğini gördüm.I saw him enter the room.
Odayı onuna paylaşmanın benim için sakıncası yok.I don't mind sharing the room with him.
Ona beş dolar ödedim.I paid five dollars to him.
Ona bir CD ödünç verdim.I lent him a CD.
Ona ödünç para vermek zorundaydım.I had to lend to him money.
Ondan bana biraz ödünç para vermesini rica ettim.I asked him to lend me some money.
Bu kitabı ondan ödünç aldım.I borrowed this book from him.
Ona valizimi odaya taşıttım.I had him take my suitcase to the room.
Ona parayı ödedim.I paid him the money.
Ona bir dergi ödünç verdim.I lent him a magazine.
Ona dört dolar ödedim.I paid him four dollars.
Onun yüzünden ona para ödedim.I paid him the money due to him.
Ona ev ödevimi yaptırdım.I had him do my homework.
Ona odanın dışını temizlemesini söyledim.I told him to clear out of the room.
Onu odasına kadar izledim.I followed him into his room.
Ev ödevinde ona yardım ettim.I helped him with his homework.
Odaları için onlara çok fazla para ödedim.I charged them too much money for their room.
Onlara odayı terk etmelerini emrettim.I ordered them to leave the room.
Ben ona odasını gösterdim.I showed him into the room.
Onun, odasında şarkı söylediğini duydum.I heard her singing in her room.
Onun odadan çıktığını farketmedim.I didn't notice her going out of the room.
Onun odayı temizlediğini gördüm.I saw her clean the room.
Ona ödünç para vermeyi önerdim.I offered to lend money to her.
Kameramı ona ödünç verdim.I lent her my camera.
Ona kendi odamı gösterdim.I showed her my room.
Onu odaya kadar izledim.I followed her into the room.
Ona odamı temizlettim.I got her to clean my room.
Kamerayı onun yüzüne odakladım.I focused the camera on her face.
Yoruldum; yine de, ben ödevimi bitirmem gerekiyor.I am tired; nevertheless, I must finish my homework.
Hastalık nedeniyle ödevimde erkek kardeşime yardım ettirmek zorunda kaldım.I had to have my brother help me with my homework due to illness.
Babamın borcunu ödemekten berat edildim.I was absolved from paying my father's debt.
Babamdan ödünç para aldım.I borrowed money from my father.
Odamda sizi bekliyor olacağım.I will be waiting for you in my room.
Odamda uyurum.I sleep in my room.
Odaya girdim ve onunla el sıkıştım.I entered the room and shook hands with him.
Odaya girdim ve onunla tokalaştım.I entered the room and shook hands with him.
Odamdaki eşyaların yerlerini değiştirdim.I changed the arrangement of the furniture in my room.
Odamı temizlemek zorunda değilim.I don't have to clean my room.
Odamın beyaz boyanmasını istiyorum.I want my room painted white.
Odam için iki aylık kira borçluyum.I owe two months' rent for my room.
Ben tam ödemeyi kısmi ödemeye tercih ederim.I prefer payment in full to payment in part.
Ben toplu ödemeyi taksitle ödemeye tercih ederim.I prefer payment in full to payment in part.
Çalışabileceğim yere, odama gidiyorum.I am going to my room, where I can study.
Kitap için beş dolar ödedim.I paid five dollars for the book.
Odayı kız kardeşimle paylaşıyorum.I share the room with my sister.
Ne yaptığımı bilmeden odadan dışarıya koştum.I ran out of the room without knowing what I was doing.
Akşam yemeğinden sonra ev ödevimi yaptım.After dinner, I did my homework.
Bitişik odayı inceledim.I looked into the next room.
Lütfen bana yardım etmek için odama gel.Please come to my room to help me.
Keşke kendime ait bir odam olsa.I wish I had a room of my own.
Yapacak çok ev ödevimiz var.We have a lot of homework to do.
Ödül için birbirimizle yarıştık.We competed with each other for the prize.
Odanın soğuk olduğundan şikâyet ettik.We complained that the room was cold.
Vergilerimizi ödemek için yasal zorunluluğumuz var.We have a legal obligation to pay our taxes.
Biz onun arkasından odaya girdik.We entered the room after him.