1902'de, öğretimini bir kenara bırakıp Prag'a döndü.În 1902 a trecut examenul de profesor și s-a întors la Praga.
Rutgers Üniversitesi, New Jersey Eyaletinin yüksek öğretim için en büyük kuruluşudur.Rutgers este cea mai mare universitate din sistemul universitar de stat din New Jersey.
2011 yılında Çinlilerin %81,4'ü orta öğretimi görmüştür.În 2011, în jur de 81,4% dintre chinezi absolviseră gimnaziul.
İnsanları ahlâksızlığa yöneltir ve göğün sırlarını ve sanatlarını öğretir.El induce oamenii spre imoralitate și îi învață artele și toate tainele cerului.
Öğretim üyesiyken siyasetle ilgilenmeye başladı.În facultate, a devenit interesat de politică.
Burada öğretim görevlisi olarak çalıştı.Aici a lucrat ca învățătoare.
Üniversitenin Beytepe Yerleşkesinde olup; öğretim dili Türkçedir.Cu toate acestea, limba în care se preda în universitate era siriaca.
Times Yüksek Öğretim.Pedagogia poveștii.
Kız ve erkek öğrencilere gündüzlü, tam gün öğretim uygulanır.Elevilor și studenților le sunt oferite zilnic vizite ghidate.
Yeni öğrencileri ve yenilenen eğitim kadrosuyla öğretimine devam etmektedir.Aceștia caută un loc pentru repetiții și noi membri pentru formație.
Eğitlence, eğlendirerek eğitmeyi amaçlayan öğretim yöntemi.Dezvoltarea de învățare într-un mod distractiv.
Dharma: Buda'nın öğretileri.Învățăturile lui Buddha.
Harekelerin kullanımı neredeyse sadece Kur'an ve Arapça öğretim kitaplarına sınırlıdır.Aceștia se confruntă cu restricții în ceea ce privește utilizarea limbii arabe în școli și nu numai.
Aynı öğretim yılı içinde Yüksek Hemşirelik Okulu açılmıştır.În același an a început studiile la Școala Superioară de Război.
Atatürk İlk Öğretim Okulu (Aşşa Okul) 1938 yılında yapılmıştır.Prima promoție a școlii medii Purcari a fost la 1968.
Bugün birçok koryu okulları öğretilerinin bir parçası olan kenjutsu eğitimi vermeye devam etmektedir.Astăzi, multe instituții școlare oferă cursuri de formare pentru măcelari.
Fakat Yunan hükümetleri bu dili yasal olarak tanımamışlar ve öğretim kurumlarında yer vermemişlerdir.Totuși legile federale și actele oficiale nu trebuie să fie decretate și în această limbă.
Öğretimdeki yenilikçi tarzı nedeniyle kendini eyalet valisiyle çatışma içinde buldu.În cele din urmă cu minciuna sinuciderii, reușește să-l ademenească în casă pe profesor.
Buna karşın sonraki reformcular bu öğretiden uzaklaştılar.Mai târziu, colecțiile au fost cedate școlii reformate.
Öğretim üyeleri, Mart 1962'de görevlerine dönebildiler.S-a întors în serviciu în martie, 1922.
Mensiyus'un öğretisinin temeli, insan yapısının doğuştan iyiliğidir.Toate ideile lui Curtis au servit beneficiului omenirii.
La Rochelle Business School'inde uluslararası ilişkiler ve jeopolitik öğretir.El predă în prezent geopolitica și relațiile internaționale la Școala de Comerț - La Rochelle.
Aynı zamanda Manhattan Müzik Okulu'nda öğretim üyesiydi.A fost Profesor universitar la Academia de Muzică din București.
İlkokul, çocukların okul öncesi eğitiminden sonra başlayacağı ilk öğretimi ifade eder.Sunt sigur ca noul ministru va limpezi lucrurile până la începerea noului an școlar.
İlk ödüller sadece profesörlere ve öğretim görevlilerine verilmekteydi.Noul plan a fost dezvăluit doar ofițerilor superiori.
Bir dizi Marksist öğretiye dayalı oyunlar ortaya çıkmıştı.Iată câteva exemple de martiraj.
Ayrıca ilçede Selçuk Üniversitesi Ilgın Meslek Yüksek Okulu eğitim öğretim sürdürmektedir.În același timp, învăța la școala serală a tineretului muncitor.
Tom Fransızca öğretir.Tom franciát tanít.
1956-1957 öğretim yılında hizmete açılmıştır.Din 1956–1957 la liceu se adaugă secția serală.
1998 - 1999 eğitim öğretim yılında 150 kişi sınavla kayıt yaptırmış ve 5 sınıf oluşturulmuştur.În anul de studiu 2006-2007 erau înmatriculați 695 elevi, instruiți de 55 profesori.
Bunda reenkarnasyon öğretisinin etkisi çok büyüktü.Etica la repetiții a fost uimitoare.
Bu dil öğrenme merkezinde İngilizce dahil 15 uluslararası dil öğretilir.La acest centru de învăţare a limbilor, se predau aproximativ 15 limbi internaţionale inclusiv limba engleză.
Şehirde trânta, judo, sambo ve futbol öğretilen bir spor okulu da bulunmaktadır.Există și o scoală sportivă unde se învață Trânta națională, Judo, Sambo, Fotbal.
Tom Fransızca öğretiyor.Tom franciát tanít.
1924 yılında, daha önce babasının da öğretim üyeliği yaptığı Milano Üniversitesi’nde hukuk okumaya başladı.1924-ben beiratkozik a Milánói Egyetem jogi fakultására, ahol korábban az apja is tanított.
Ayrıca West Point'te öğretim görevlisi olarak çalıştı.Adjunktusként tanított a West Point tisztképzőn.
Sparta'da tüm erkek vatandaşlar eğitim öğretimlerine devam ettikleri sürece eşitlerdi.Spártában minden férfi polgárnak az „egyenlő” címet adták, amikor befejeződött a nevelésük.
Çevre köylere kıyasla eğitim ve öğretim seviyesi yüksektir.A szomszédos országokhoz képest magas az oktatás színvonala.
Amerika Birleşik Devletlerinde, 19.yüzyıldan beri kısa ölçek öğretiliyor.Az Amerikai Egyesült Államokban a short scale változatot tanítják az iskolákban a 19. század óta.
Zaten Buda’nın öğretilerinde derin bir gerçeklik de fark edilemez.Mi csak szeretnénk elismerni Buddha tanításainak mélységét.
Okulun öğretim dili Almancaydı fakat Kafka ayrıca Çekçe konuşma ve yazma eğitimi aldı.Az oktatás nyelve a német volt, de Kafka csehül is megtanult írni és olvasni.
Hayatının devamını coğrafyaya adamış olarak, son yıllarını özellikle öğretici açılarına, geçirdi.Életének utolsó évtizedét elsősorban a tanításnak szentelte.
Ankara Tıp Fakültesi'nin kurucu öğretim üyelerindendir.A pécsi orvostudományi képzés egyik legjelentősebb képviselője.
Tamgün çalışan 450'den fazla elemanı var; bunların 335'i öğretim üyeleridir.Az intézménynek több mint 4000 dolgozója van, akik közül 365 fő professzorként dolgozott.
Hristiyan öğretisindeki miraç günlerinden biridir.A keresztényi tanítás szerint igen.
Almanya'da okullarda öğretilen temel yüzme şeklidir.A gyermekek órarend szerinti formában tanulnak meg úszni.
Günümüzde bile yaygın olarak okunur, öğretilir ve üzerinde yorumlar yapılır.Műveit ma is sokan olvassák, értelmezik és bírálják.
İlköğretim ve orta öğretim okulları, belediye veya il yönetimleri aracılığıyla devletten mali yardım alırlar.A terjesztő pedig olyan segítséget kap, mely minden állami/önkormányzati segélynél gyorsabb.
Zihinsel takıntılara bağlanıp kalmaktan kaçınmanın yöntemlerini öğretir.Módszert kell adnia az elmezavarok megelőzésére.
Ömrünün sonuna dek öğretim üyeliğini sürdürdü.Így folytathatta a kamarazene tanítást élete végéig.
Öğretinin varlığını kanıtlamak üzere bazı görseller kullanılmıştır.Az oktatógép felhasználásával folyó programozott tanítás néhány tapasztalata.
Üniversitenin sınıflarında özellikle Fransızca öğretilir.Az egyetemeken az oktatás nyelve leginkább a francia.
İlk öğretim yılında toplam 580 öğrenci kayıt olmuştur.1913-ban 580 hallgató tanult a főiskolán.
Programların nasıl temsil edildiğini öğretin.További részleteket a KDE programok leírásánál olvasható.
Satranç Öğretisi.A sakkjáték tankönyve.
Ayrıca Sangha Buda'nın öğretilerinin korunması, çevrilmesi, ileriye taşınması ve yayılmasından sorumludur.A szangha felelős Buddha tanításainak karbantartásáért, lefordításáért, fejlesztéséért és terjesztéséért.
Bir yıl KKTC Doğu Akdeniz Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak görev yaptı.Egy évet a kairói jugoszláv nagykövetségen tevékenykedett gazdasági tanácsosként.
Orta öğretimdeyken okulu bıraktı ve 15 yaşındayken anne-babasını bırakıp evden kaçtı.A fiú a városi középiskolában tanult, tizenöt éves volt, amikor szülei végleg visszatértek.
Times Yüksek Öğretim.I. Általános tanítástan.
Okulunda 20'si erkek 30'u kız, 50 öğrenci ile eğitim öğretime başlar.Az egyikbe 20, a másikba 30 tanuló jár.