öğrenmenin ile cümle

öğrenmenin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Binlerce insan öğrenmenin ve önemli bir miktarda cevap vermenin halkayı tamamlamanın yeni yollarını buluyor.Тысячи людей придумывают новые способы изучать и самое главное, вызывать отклик, завершая тем самым цикл.
Binlerce insan öğrenmenin ve önemli bir miktarda cevap vermenin halkayı tamamlamanın yeni yollarını buluyor.Хиляди хора измислят нови начини да учат и изключително важно да отговарят, завършвайки цикъла.
Binlerce insan öğrenmenin ve önemli bir miktarda cevap vermenin halkayı tamamlamanın yeni yollarını buluyor.אלפי אנשים מגלים דרכים חדשות כדי ללמוד, ויותר חשוב, כדי להגיב, להשלמת המעגל.
Binlerce insan öğrenmenin ve önemli bir miktarda cevap vermenin halkayı tamamlamanın yeni yollarını buluyor.新たな学びと発信のサイクルを 見出しています そんなことを考えるうちに
Biz de düşündük ki. onlardan öğrenmenin en iyi yolu tüm bu milyonlarca kitapları okumak.Also haben wir uns gedacht, der beste Weg von ihnen zu lernen, sei all diese Millionen Bücher zu lesen.
Biz de düşündük ki. onlardan öğrenmenin en iyi yolu tüm bu milyonlarca kitapları okumak.Așa că ne gândeam că cea mai bună metodă să învățăm din ele, este să citim toate aceste milioane de cărți.
Biz de düşündük ki. onlardan öğrenmenin en iyi yolu tüm bu milyonlarca kitapları okumak.Así que estábamos pensando que la mejor forma de aprender de ellos es leyendo estos millones de libros.
Biz de düşündük ki. onlardan öğrenmenin en iyi yolu tüm bu milyonlarca kitapları okumak.Dus dachten we: de beste manier om ervan te leren is die miljoenen boeken allemaal te lezen.
Biz de düşündük ki. onlardan öğrenmenin en iyi yolu tüm bu milyonlarca kitapları okumak.Így mi arra gondoltunk, legjobban úgy tanulhatunk belőlük, ha ezt a több millió könyvet elolvassuk.
Biz de düşündük ki. onlardan öğrenmenin en iyi yolu tüm bu milyonlarca kitapları okumak.Jadi kami berpikir, cara terbaik untuk belajar adalah dengan membaca semua jutaan buku ini.
Biz de düşündük ki. onlardan öğrenmenin en iyi yolu tüm bu milyonlarca kitapları okumak.그래서 우리가 그들로 부터 배울 수 있는 가장 좋은 방법은 이 수천 수만권의 책들을 다 읽는거라 생각했습니다.
Biz de düşündük ki. onlardan öğrenmenin en iyi yolu tüm bu milyonlarca kitapları okumak.Nous avons donc pensé, le meilleur moyen d'apprendre des livres est de lire tous ces millions de livres.
Biz de düşündük ki. onlardan öğrenmenin en iyi yolu tüm bu milyonlarca kitapları okumak.Pensámos que a melhor maneira de aprender com eles seria ler todos esses milhões de livros.
Biz de düşündük ki. onlardan öğrenmenin en iyi yolu tüm bu milyonlarca kitapları okumak.Så vi tænkte at man kan lære mest af alle disse bøger ved at læse dem alle sammen.
Biz de düşündük ki. onlardan öğrenmenin en iyi yolu tüm bu milyonlarca kitapları okumak.Så vi tänkte att det bästa sättet att lära sig från dem är att läsa alla dessa miljontals böcker.
Biz de düşündük ki. onlardan öğrenmenin en iyi yolu tüm bu milyonlarca kitapları okumak.Takže jsme si řekli, že nejlepší způsob, jak se z nich poučit, je přečíst všechny ty miliony knih.
Biz de düşündük ki. onlardan öğrenmenin en iyi yolu tüm bu milyonlarca kitapları okumak.Takže sme si pomysleli: najlepší spôsob, ako sa z nich poučiť, je prečítať všetky tieto milióny kníh.
Biz de düşündük ki. onlardan öğrenmenin en iyi yolu tüm bu milyonlarca kitapları okumak.Vậy nên chúng tôi nghĩ rằng, vậy cách tốt nhất để học từ chúng là đọc hết hàng triệu cuốn sách này.
Biz de düşündük ki. onlardan öğrenmenin en iyi yolu tüm bu milyonlarca kitapları okumak.Więc myśleliśmy, najlepszą drogą do nauczenia się z nich jest przeczytanie tych wszystkich milionów książek.
Biz de düşündük ki. onlardan öğrenmenin en iyi yolu tüm bu milyonlarca kitapları okumak.Έτσι σκεφτήκαμε ότι ο καλύτερος τρόπος να μάθουμε κάτι από αυτά είναι να τα διαβάσουμε όλα.
Biz de düşündük ki. onlardan öğrenmenin en iyi yolu tüm bu milyonlarca kitapları okumak."Добре, най-добрият начин да се научим от тях е да прочетем всички тези милиони книги"
Biz de düşündük ki. onlardan öğrenmenin en iyi yolu tüm bu milyonlarca kitapları okumak.И мы подумали, что лучшим способом их изучить будет прочитать все эти миллионы книг.
Biz de düşündük ki. onlardan öğrenmenin en iyi yolu tüm bu milyonlarca kitapları okumak.Тож ми вважали, що найкращий шлях вивчити їх - це прочитати всі ці мільйони книг.
Biz de düşündük ki. onlardan öğrenmenin en iyi yolu tüm bu milyonlarca kitapları okumak.לכן חשבנו שהדרך הכי טובה ללמוד מהם היא לקרוא את כל מיליוני הספרים.
Biz de düşündük ki. onlardan öğrenmenin en iyi yolu tüm bu milyonlarca kitapları okumak.وبالتالي كنا نفكر، حسنا أفضل طريقة للاستفادة منها هو قراءة كل هذه الملايين من الكتب.
Biz de düşündük ki. onlardan öğrenmenin en iyi yolu tüm bu milyonlarca kitapları okumak.最良の方法だろうと考えました もし「いかしてる」度合いを測る単位があったとしたら
Biz, okuma ve yazmayı öğrenmenin konuşmayı öğrenmekten daha zor olduğuna inanırız.우리는 이렇게 믿습니다 - 아마 여기 계신 대부분의 분들이 그렇게 믿을 겁니다 - 말하는 것을 배우는 것보다, 읽고 쓰기를 배우는 게 훨씬 어렵다고.
Biz, okuma ve yazmayı öğrenmenin konuşmayı öğrenmekten daha zor olduğuna inanırız.אנו מאמינים - ואני בטוח שהרבה מכם בחדר הזה מאמינים- שזה קשה יותר לקרוא ולכתוב מאשר ללמוד לדבר.
Biz, okuma ve yazmayı öğrenmenin konuşmayı öğrenmekten daha zor olduğuna inanırız.نحن نعتقد -- وايضاً انا متاكد ان بعضكم ايضاً يعتقد-- ان تعلم القراءة والكتابة اصعب من تعلم المحادثة و الكلام.
Biz, okuma ve yazmayı öğrenmenin konuşmayı öğrenmekten daha zor olduğuna inanırız.話すことより 読み書きのほうが難しいと信じていますが 違います 小さな子は勝手に言葉を使いだして
Bu bir yerine koyma değil, sadece öğrenmenin önemli bir parçası.Anda melengkapi cara belajar Anda, bukan menggantikannya, hanya bagian yang penting dari cara belajar.
Bu bir yerine koyma değil, sadece öğrenmenin önemli bir parçası.Ce n'est pas un remplacement, c'est une part de l'apprentissage qui est importante.
Bu bir yerine koyma değil, sadece öğrenmenin önemli bir parçası.Choć nie zastąpi to tradycyjnej nauki, taka "zabawa" to niezbędny dodatek.
Bu bir yerine koyma değil, sadece öğrenmenin önemli bir parçası. Çok teşekkürler.Faz parte da aprendizagem, o que é importante.
Bu bir yerine koyma değil, sadece öğrenmenin önemli bir parçası.Đó không phải là sự thay thế, đó là một phần quan trọng trong việc học.
Bu bir yerine koyma değil, sadece öğrenmenin önemli bir parçası.Es ist kein Ersatz, es ist nur ein Teil des Lernen, der wichtig ist.
Bu bir yerine koyma değil, sadece öğrenmenin önemli bir parçası.Het is gewoon een belangrijk onderdeel van leren.
Bu bir yerine koyma değil, sadece öğrenmenin önemli bir parçası.여러분의 또 다른 배움이 될 것입니다. 대안은 아니지만, 배움의 중요한 일부이죠.
Bu bir yerine koyma değil, sadece öğrenmenin önemli bir parçası.Nem helyettesíti, csak egy fontos része a tanulásnak.
Bu bir yerine koyma değil, sadece öğrenmenin önemli bir parçası.No es un reemplazo, es una parte del aprendizaje que es importante.
Bu bir yerine koyma değil, sadece öğrenmenin önemli bir parçası.Non è un rimpiazzo, è solo una parte importante dell'apprendimento.
Bu bir yerine koyma değil, sadece öğrenmenin önemli bir parçası.Nu e o înlocuire, e doar o parte importantă a învăţării.
Bu bir yerine koyma değil, sadece öğrenmenin önemli bir parçası.Se ei korvaa mitään, mutta se on tärkeä osa oppimista.
Bu bir yerine koyma değil, sadece öğrenmenin önemli bir parçası.Δεν την αντικαθιστάς, είναι απλά τμήμα της μάθησης που είναι σημαντικό.
Bu bir yerine koyma değil, sadece öğrenmenin önemli bir parçası.Това не е заместване, а просто важна част от ученето.
Bu bir yerine koyma değil, sadece öğrenmenin önemli bir parçası.Это - вовсе не замена, а важная часть познания.
Bu bir yerine koyma değil, sadece öğrenmenin önemli bir parçası.אתם משלימים את הלמידה שלכם. זה לא תחליף, זהו פשוט חלק חשוב מהלמידה.
Bu bir yerine koyma değil, sadece öğrenmenin önemli bir parçası.فأنت تكمل بقية تعليمك . إنه ليس بديلاً. ولكنة فقط جزء مهم من التعليم .
Bu bir yerine koyma değil, sadece öğrenmenin önemli bir parçası.学習の一部としてです そして これが大切なんです どうもありがとうございました
Bu günlük öğrenmenin bir parçası olarak gelir.Ça fait partie du langage de tous les jours.
Bu günlük öğrenmenin bir parçası olarak gelir.Es ist ein Teil von unserem alltäglichen Lernen.
Bu günlük öğrenmenin bir parçası olarak gelir.Ezek a természetes tanulási folyamatok részei.
Bu günlük öğrenmenin bir parçası olarak gelir.Face parte intrinsecă din limbajul cotidian.
Bu günlük öğrenmenin bir parçası olarak gelir.Faz parte da nossa aprendizagem quotidiana.
Bu günlük öğrenmenin bir parçası olarak gelir."four runs" i cricket. Det bliver en del af vores hverdagslæring.
Bu günlük öğrenmenin bir parçası olarak gelir.Hal ini tumbuh sebagai bagian dari pembelajaran sehari hari.
Bu günlük öğrenmenin bir parçası olarak gelir.Je to součást našeho běžného učení.
Bu günlük öğrenmenin bir parçası olarak gelir.이런 것들은 우리의 일상적인 경험에서 배워집니다.
Bu günlük öğrenmenin bir parçası olarak gelir.Lo si impara con il vivere quotidiano.
Bu günlük öğrenmenin bir parçası olarak gelir.Nó trở thành một phần trong quá trình học hỏi hàng ngày của chúng ta.

İlgili Sayfalar