öğrenin ile cümle

öğrenin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bu adamdan öğrenin.Берите пример с этого дяденьки.
Bu adamdan öğrenin.Учете се от този човек.
Bu adamdan öğrenin.לימדו מהאיש הזה.
Bu adamdan öğrenin.وتعلموا من هذا الرجل.
Bu adamdan öğrenin.丸一日でも続けたいところですが TEDに来ていただき感謝します
Bu koşulların neler olduğunu işsizlik sandığına üye olduğunuzda hemen öğreniniz.Conviene que se familiarice con estos requisitos una vez que se afilie al fondo de desempleo.
Bu koşulların neler olduğunu işsizlik sandığına üye olduğunuzda hemen öğreniniz.Ota selvää näistä ehdoista heti työttömyyskassaan liittyessäsi.
Bu koşulların neler olduğunu işsizlik sandığına üye olduğunuzda hemen öğreniniz.Renseignez-vous sur ces conditions lors de votre adhésion à la caisse de chômage.
Bu koşulların neler olduğunu işsizlik sandığına üye olduğunuzda hemen öğreniniz.Ta reda på dessa villkor genast när du ansluter dig till arbetslöshetskassan.
Bu koşulların neler olduğunu işsizlik sandığına üye olduğunuzda hemen öğreniniz.Till exempel ska man ha varit med i arbetslöshetskassan en viss tid före man blir arbetslös.
Bu koşulların neler olduğunu işsizlik sandığına üye olduğunuzda hemen öğreniniz.Выясните эти условия сразу же, как станете членом кассы взаимопомощи.
Bu koşulların neler olduğunu işsizlik sandığına üye olduğunuzda hemen öğreniniz.قم بإستيضاح هذه الشروط مباشرة قبل أن تنضم إلى صندوق البطالة عن العمل.
Bu koşulların neler olduğunu işsizlik sandığına üye olduğunuzda hemen öğreniniz.获得与工资成正比的失业保险金是有条件的。在得到失业保险金之前,您必须缴纳了足够时间的会费。您应当在参加失业保险时了解这些规则条件。
Bunu öğrenince çok hoşuma gitti; çünkü Romalılar, "dehanın" zeki bir birey anlamına geldiğini düşünmüyorlardı.A to je skvělé, protože Římané si vlastně nemysleli, že by génius byl výjimečně chytrý jedinec.
Bunu öğrenince çok hoşuma gitti; çünkü Romalılar, "dehanın" zeki bir birey anlamına geldiğini düşünmüyorlardı.Azért is nagyszerű ez, mert a rómaiak nem gondolták hogy a géniusz valami különösen okos egyént jelentene.
Bunu öğrenince çok hoşuma gitti; çünkü Romalılar, "dehanın" zeki bir birey anlamına geldiğini düşünmüyorlardı.Ceea ce este minunat, deoarece romanii nu credeau de fapt ca un geniu era un individ deosebit de destept.
Bunu öğrenince çok hoşuma gitti; çünkü Romalılar, "dehanın" zeki bir birey anlamına geldiğini düşünmüyorlardı.Ce qui est formidable, car les Romains ne pensaient pas qu'un génie était une personne particulièrement douée.
Bunu öğrenince çok hoşuma gitti; çünkü Romalılar, "dehanın" zeki bir birey anlamına geldiğini düşünmüyorlardı.Čo je skvelé, lebo Rimania si nemysleli, že génius je nejaká obzvlášť múdra osoba.
Bunu öğrenince çok hoşuma gitti; çünkü Romalılar, "dehanın" zeki bir birey anlamına geldiğini düşünmüyorlardı.Das ist großartig. Die Römer dachten nicht wirklich, dass ein Genie ein besonders kluges Individuum war.
Bunu öğrenince çok hoşuma gitti; çünkü Romalılar, "dehanın" zeki bir birey anlamına geldiğini düşünmüyorlardı.Điều đó thật tuyệt, vì người La Mã không thực sự nghĩ là "genius" là một cá nhân đặc biệt nào đó.
Bunu öğrenince çok hoşuma gitti; çünkü Romalılar, "dehanın" zeki bir birey anlamına geldiğini düşünmüyorlardı.Het grappige is dat de Romeinen met een genie niet een bijzonder pienter persoon aanduidden.
Bunu öğrenince çok hoşuma gitti; çünkü Romalılar, "dehanın" zeki bir birey anlamına geldiğini düşünmüyorlardı.Hvilket er godt, for romerne mente faktisk ikke at et geni var et specielt klogt individ.
Bunu öğrenince çok hoşuma gitti; çünkü Romalılar, "dehanın" zeki bir birey anlamına geldiğini düşünmüyorlardı.저는 로마 사람들에게는 "지니어스"라는 말이 천재를 의미하지 않았었다는 사실이 아주 마음에 듭니다.
Bunu öğrenince çok hoşuma gitti; çünkü Romalılar, "dehanın" zeki bir birey anlamına geldiğini düşünmüyorlardı.Lo que es genial, porque los Romanos no creían que un genio era un individuo particularmente inteligente.
Bunu öğrenince çok hoşuma gitti; çünkü Romalılar, "dehanın" zeki bir birey anlamına geldiğini düşünmüyorlardı.Lucu bahwa orang Romawi tidak menganggap Jenius sebagai manusia yang sangat sangat pintar.
Bunu öğrenince çok hoşuma gitti; çünkü Romalılar, "dehanın" zeki bir birey anlamına geldiğini düşünmüyorlardı.O que era fantástico porque os romanos não pensavam que um génio era um indivíduo particularmente esperto.
Bunu öğrenince çok hoşuma gitti; çünkü Romalılar, "dehanın" zeki bir birey anlamına geldiğini düşünmüyorlardı.Romarna ansåg alltså inte- -att en genius var en begåvad individ.
Bunu öğrenince çok hoşuma gitti; çünkü Romalılar, "dehanın" zeki bir birey anlamına geldiğini düşünmüyorlardı.Se on hienoa, koska roomalaiset eivät oikeastaan ajatelleet, että nero olisi erityisen taitava yksilö.
Bunu öğrenince çok hoşuma gitti; çünkü Romalılar, "dehanın" zeki bir birey anlamına geldiğini düşünmüyorlardı.To wspaniałe, bo Rzymianie nie uważali geniusza za szczególnie utalentowanego osobnika.
Bunu öğrenince çok hoşuma gitti; çünkü Romalılar, "dehanın" zeki bir birey anlamına geldiğini düşünmüyorlardı.Έξοχα, γιατί οι Ρωμαίοι δεν πίστευαν πραγματικά ότι μια ιδοφυία ήταν ένα πολύ έξυπνο άτομο.
Bunu öğrenince çok hoşuma gitti; çünkü Romalılar, "dehanın" zeki bir birey anlamına geldiğini düşünmüyorlardı.И это здорово, потому что римляне не думали, что гений — это некоторый одаренный индивидуум.
Bunu öğrenince çok hoşuma gitti; çünkü Romalılar, "dehanın" zeki bir birey anlamına geldiğini düşünmüyorlardı.Което е страхотно, защото римляните всъщност не смятали, че геният е особено умен индивид.
Bunu öğrenince çok hoşuma gitti; çünkü Romalılar, "dehanın" zeki bir birey anlamına geldiğini düşünmüyorlardı.Це - чудово, тому що насправді римляни не думали, що геній - це неодмінно розумний індивід.
Bunu öğrenince çok hoşuma gitti; çünkü Romalılar, "dehanın" zeki bir birey anlamına geldiğini düşünmüyorlardı.וזה נפלא, כי הרומאים לא באמת האמינו שגאון הוא אדם נבון במיוחד.
Bunu öğrenince çok hoşuma gitti; çünkü Romalılar, "dehanın" zeki bir birey anlamına geldiğini düşünmüyorlardı.يا للعظمة، لأن الرومان لم يعتقدوا في الواقع أن العبقري كان شخص محدد ذكي.
Bunu öğrenince çok hoşuma gitti; çünkü Romalılar, "dehanın" zeki bir birey anlamına geldiğini düşünmüyorlardı.能力の秀でた個人とは 考えなかった あの精霊のことだと 考えていました
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.Ela ficou muito aliviada com isso, que não se passava nada de grave, e também ficou muito curiosa. Perguntou:
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.En ze was erg opgelucht dat er niets ernstigs aan de hand was, en ook vrij nieuwsgierig. Ze zei:
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.Era molto sollevata, di non avere niente di serio, e anche molto curiosa.
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.Hän oli hyvin helpottunut tiedosta, ettei kysymys ollut mistään vakavasta, mutta myös melko utelias.
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.Hon blev väldigt lättad, eftersom det inte var något allvarligt fel, men också väldigt nyfiken.
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.그녀는 이 말을 듣고 심각한 상태가 아니라는 사실에 매우 안심하였고 동시에 궁금해하였습니다.
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.Nagyon megkönnyebbült, hogy semmi súlyos baja nincs, és nagyon kiváncsivá vált.
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.Og hun blev meget lettet over at høre, at der ikke var noget seriøst i vejen og også ret nysgerrig.
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.Rosie poczuła wielką ulgę, dowiedziawszy się, że nie dzieje się nic poważnego, ale była też ciekawa.
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.Tehdy se jí velmi ulevilo, že o nic vážného nejde, spíše o něco zajímavého.
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.Und sie war sehr erleichtert darüber, dass es kein ernstes Problem war, und außerdem sehr neugierig.
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.Và bà ta cảm thấy rất nhẹ nhõm bởi điều này, rằng không có gì nghiêm trọng cả, và có phần tò mò.
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.Vtedy sa jej veľmi uľavilo, že nešlo o nič vážne, skôr niečo zaujímavé.
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.Y esto la alivió mucho saber que no había nada de que preocuparse, era más bien algo curioso.
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.Ее очень успокоило, что не было ничего серьезного и ей стало любопытно
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.І вона відчула велике полегшення, оскільки з нею не було нічого серйозного, тепер вона була радше зацікавлена.
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.Тя беше много облекчена от това, че няма никакъв сериозен проблем, а също и доста любопитна.
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.יש לך סינדרום צ'רלס בונה." והוקל לה מאוד שאין לה בעיה חמורה
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.وكم إرتاحت عند سماعها ذلك أنه لم يكن هناك ما هو خطير بشأنها وكانت أيضا فضولية
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı. birazda meraklandı.深刻な問題ではないことにホッとした そして むしろ 好奇の目で "シャルルボネって誰?
Davut Uriyanın evine gitmediğini öğrenince, ona, ‹‹Yolculuktan geldin. Neden evine gitmedin?›› diye sordu.혹이 다윗에게 고하여 가로되 우리아가 그 집으로 내려가지 아니하였나이다 다윗이 우리아에게 이르되 네가 길 갔다가 돌아온 것이 아니냐 어찌하여 네 집으로 내려가지 아니하였느냐
Davut Uriyanın evine gitmediğini öğrenince, ona, ‹‹Yolculuktan geldin. Neden evine gitmedin?›› diye sordu.ויגדו לדוד לאמר לא ירד אוריה אל ביתו ויאמר דוד אל אוריה הלוא מדרך אתה בא מדוע לא ירדת אל ביתך׃
Davut Uriyanın evine gitmediğini öğrenince, ona, ‹‹Yolculuktan geldin. Neden evine gitmedin?›› diye sordu.فاخبروا داود قائلين لم ينزل اوريا الى بيته. فقال داود لاوريا اما جئت من السفر. فلماذا لم تنزل الى بيتك.
Davut Uriyanın evine gitmediğini öğrenince, ona, ‹‹Yolculuktan geldin. Neden evine gitmedin?›› diye sordu.有 人 告 訴 大 衛 說 、 烏 利 亞 沒 有 回 家 去 、 大 衛 就 問 烏 利 亞 說 、 你 從 遠 路 上 來 、 為 甚 麼 不 回 家 去 呢

İlgili Sayfalar