Çocuklar gün içerisinde üç öğün yemek yerler: sabah kahvaltısı, öğle yemeği ve ara öğün.В течение дня дети едят три раза: завтрак, обед и полдник.
Çocuklar gün içerisinde üç öğün yemek yerler: sabah kahvaltısı, öğle yemeği ve ara öğün.يتناول الأطفال خلال اليوم ثلاث وجبات طعام: الإفطار والغداء ووجبة خفيفة.
Çocuklar okulda bir öğün sıcak yemek yer.Barnen äter en varm måltid i skolan.
Çocuklar okulda bir öğün sıcak yemek yer. Bu ücretsizdir.Дети получают в школе бесплатно один раз горячую пищу.
Çocuklar okulda bir öğün sıcak yemek yer.Lapset syövät koulussa yhden lämpimän aterian.
Çocuklar okulda bir öğün sıcak yemek yer.Les enfants prennent un repas chaud (gratuit) à l'école.
Çocuklar okulda bir öğün sıcak yemek yer.Los niños toman una comida caliente en la escuela.
Çocuklar okulda bir öğün sıcak yemek yer.يأكل الأطفال في المدرسة وجبة ساخنة واحدة.
Çocuklar okulda bir öğün sıcak yemek yer.学校为学生提供一顿免费热餐。如果孩子有特殊餐饮要求,请通知老师。
Dünyada bir çok çocuk okula gidemiyor çünkü gidip dilenmek ve bir öğün bulmak zorundalar.A világon sok gyerek nem járhat iskolába, mert koldulniuk kell, hogy ételhez jussanak.
Dünyada bir çok çocuk okula gidemiyor çünkü gidip dilenmek ve bir öğün bulmak zorundalar.Banyak anak-anak di dunia tak dapat pergi ke sekolah karena mereka harus mengemis dan mencari makan.
Dünyada bir çok çocuk okula gidemiyor çünkü gidip dilenmek ve bir öğün bulmak zorundalar.En el mundo, muchos niños no pueden ir a la escuela porque tienen que ir a pedir y a conseguir sus alimentos.
Dünyada bir çok çocuk okula gidemiyor çünkü gidip dilenmek ve bir öğün bulmak zorundalar.세계의 많은 아이들은 학교에 가지 못합니다. 구걸을 하거나 음식을 찾으러 가야하기 때문이죠.
Dünyada bir çok çocuk okula gidemiyor çünkü gidip dilenmek ve bir öğün bulmak zorundalar.Många barn i denna värld kan inte gå till skolan för att de måste gå och tigga för att finna ett mål mat.
Dünyada bir çok çocuk okula gidemiyor çünkü gidip dilenmek ve bir öğün bulmak zorundalar.Mnoho dětí na světě nemůže chodit do školy, protože musí chodit žebrat a shánět jídlo.
Dünyada bir çok çocuk okula gidemiyor çünkü gidip dilenmek ve bir öğün bulmak zorundalar.Molti bambini nel mondo non possono andare a scuola perché devono andare a elemosinare per poter mangiare.
Dünyada bir çok çocuk okula gidemiyor çünkü gidip dilenmek ve bir öğün bulmak zorundalar.Muitas crianças não podem ir à escola porque têm que mendigar e encontrar uma refeição.
Dünyada bir çok çocuk okula gidemiyor çünkü gidip dilenmek ve bir öğün bulmak zorundalar.Mulţi copii din lume nu pot merge la şcoală deoarece trebuie să cerşească şi să găsească o masă.
Dünyada bir çok çocuk okula gidemiyor çünkü gidip dilenmek ve bir öğün bulmak zorundalar.Nhiều trẻ em trên thế giới không thể tới trường bởi các em phải đi ăn xin và kiếm ăn.
Dünyada bir çok çocuk okula gidemiyor çünkü gidip dilenmek ve bir öğün bulmak zorundalar.Veel kinderen in de wereld kunnen niet naar school omdat ze moeten bedelen en eten moeten vinden.
Dünyada bir çok çocuk okula gidemiyor çünkü gidip dilenmek ve bir öğün bulmak zorundalar.Viele Kinder auf der Welt können nicht zur Schule gehen, weil sie betteln und eine Mahlzeit finden müssen.
Dünyada bir çok çocuk okula gidemiyor çünkü gidip dilenmek ve bir öğün bulmak zorundalar.Wiele dzieci na świecie nie może chodzić do szkoły, bo musi iść żebrać, by móc zjeść posiłek.
Dünyada bir çok çocuk okula gidemiyor çünkü gidip dilenmek ve bir öğün bulmak zorundalar.Πολλά παιδιά στον κόσμο δεν μπορούν να πάνε σχολείο γιατί πρέπει να ζητιανεύουν για να βρούν φαγητό.
Dünyada bir çok çocuk okula gidemiyor çünkü gidip dilenmek ve bir öğün bulmak zorundalar.Значительное число детей в мире не ходит в школу, потому что вынуждены попрошайничать в поисках еды.
Dünyada bir çok çocuk okula gidemiyor çünkü gidip dilenmek ve bir öğün bulmak zorundalar.Много деца в света не могат да ходят на училище, защото трябва да просят или да търсят храна.
Dünyada bir çok çocuk okula gidemiyor çünkü gidip dilenmek ve bir öğün bulmak zorundalar.ילדים רבים בעולם לא יכולים ללכת לבית ספר בגלל שעליהם ללכת ולהתחנן כדי למצוא ארוחה
Dünyada bir çok çocuk okula gidemiyor çünkü gidip dilenmek ve bir öğün bulmak zorundalar.الكثير من الأطفال لا يمكنهم الذهاب للمدرسة لأن عليهم بالمقابل أن يستجدوا ليحصلوا على وجبة.
Dünyada bir çok çocuk okula gidemiyor çünkü gidip dilenmek ve bir öğün bulmak zorundalar.学校へ行けない子供たちも 学校で食事がでれば
Düşük yağ oranlı bir öğünde kan akımı azalmaz, hatta artar.Al comer pocas grasas el flujo sanguíneo no disminuye, se incrementa.
Düşük yağ oranlı bir öğünde kan akımı azalmaz, hatta artar.Après un repas léger, le flux sanguin ne diminue pas , et augmente même.
Düşük yağ oranlı bir öğünde kan akımı azalmaz, hatta artar.Bij een maal met weinig vet neemt de doorbloeding niet af, die neemt zelfs toe.
Düşük yağ oranlı bir öğünde kan akımı azalmaz, hatta artar.Con un pasto povero di grassi, il flusso sanguigno non si riduce, addirittura aumenta.
Düşük yağ oranlı bir öğünde kan akımı azalmaz, hatta artar.In cazul meselor sarace in grasimi fluxul sanguin nu scade, dimpotriva.
Düşük yağ oranlı bir öğünde kan akımı azalmaz, hatta artar.저지방 식사를 했을때는 혈류량이 줄지않고, 거꾸로 늡니다.
Düşük yağ oranlı bir öğünde kan akımı azalmaz, hatta artar.Mit einem fettarmen Gericht geht der Blutfluss nicht runter, sogar hoch.
Düşük yağ oranlı bir öğünde kan akımı azalmaz, hatta artar.På et måltid med lavt fedtindhold, falder blodgennemstrømningen ikke -- den går selv op.
Düşük yağ oranlı bir öğünde kan akımı azalmaz, hatta artar.Po nisko tłuszczowym posiłku przepływ krwi nie zmniejsza się, a nawet rośnie.
Düşük yağ oranlı bir öğünde kan akımı azalmaz, hatta artar.Sau 1 bữa ăn ít béo lưu thông máu của bạn không giảm mà thậm chí còn tăng.
Düşük yağ oranlı bir öğünde kan akımı azalmaz, hatta artar.Μετά από ένα γεύμα με χαμηλά λιπαρά, η ροή του αίματος δεν πέφτει -- ανεβαίνει.
Düşük yağ oranlı bir öğünde kan akımı azalmaz, hatta artar.После умеренной по жирности еде, кровоток не замедляется, даже наоборот.
Düşük yağ oranlı bir öğünde kan akımı azalmaz, hatta artar.При една ниско-маслена храна, потока на кръвта не слиза надолу - дори се покачва.
Düşük yağ oranlı bir öğünde kan akımı azalmaz, hatta artar.בארוחה דלת-שומן זרימת הדם לא מואטת, אלא אף מואצת.
Düşük yağ oranlı bir öğünde kan akımı azalmaz, hatta artar.لا يتأثر جريان الدم بعد تناول وجبات قليلة الدهون, بل يتحسن ويرتفع.
Düşük yağ oranlı bir öğünde kan akımı azalmaz, hatta artar.子供がいる人はわかるでしょうが 育児はライフスタイルを大きく変えたはずです
Fakat öğünler hepimizin anlayabileceği gerçeklerdir, ve o yüzden buradan başlayabiliriz.하지만 식사란 것은 우리 모두가 잘 이해하는 현실입니다. 그래서 거기서부터 시작해보죠.
Fakat öğünler hepimizin anlayabileceği gerçeklerdir, ve o yüzden buradan başlayabiliriz.lecz obiad jest codziennością, którą wszyscy znakomicie rozumiemy zacznijmy więc od niego.
Fakat öğünler hepimizin anlayabileceği gerçeklerdir, ve o yüzden buradan başlayabiliriz.אבל ארוחה היא מציאות שכולנו יכולים להבין היטב, אז הבה נתחיל מזה.
Fakat öğünler hepimizin anlayabileceği gerçeklerdir, ve o yüzden buradan başlayabiliriz.لكن العشاء هي الحقيقة التي ينبغي أن ندركها بشدة، لذا لنبدأ من هناك.
Fakat öğünler hepimizin anlayabileceği gerçeklerdir, ve o yüzden buradan başlayabiliriz.だからここから始めましょう 食事に緑を取り入れようという動きが近年 盛になっています
Günde üç öğün yedikten sonra, ders çalışacağız.Oké? A három étkezésen kívül az egész napodat tanulással fogod tölteni.
Günde üç öğün yedikten sonra, ders çalışacağız.OK ? Mis à part les 3 repas par jour, tu étudieras le reste de la journée.
Günde üç öğün yedikten sonra, ders çalışacağız.Εκτός από το να τρως 3 φορές τη μέρα, μόνο θα διαβάζουμε.
Günde üç öğün yedikten sonra, ders çalışacağız.عدا الوجبات الثلات نحن سندرس فقط
Güneş enerjiyle çalışan fırın sayesinde her gün iki, ayda 60 öğün yemek çıkarıyoruz.그리고 우리는 하루에 두 끼, 태양열 요리로 60명분의 식사를 하죠
Güneş enerjiyle çalışan fırın sayesinde her gün iki, ayda 60 öğün yemek çıkarıyoruz.A my máme 60 jídel dvakrát denně ze solárného vaření.
Güneş enerjiyle çalışan fırın sayesinde her gün iki, ayda 60 öğün yemek çıkarıyoruz.Dan kita menghasilkan 60 porsi makanan, dua kali sehari dengan menggunakan tungku surya ini.
Güneş enerjiyle çalışan fırın sayesinde her gün iki, ayda 60 öğün yemek çıkarıyoruz.Dzięki niej serwujemy dwa razy dziennie 60 posiłków.
Güneş enerjiyle çalışan fırın sayesinde her gün iki, ayda 60 öğün yemek çıkarıyoruz.E forniamo 60 pasti due volte al giorno con i forni solari.
Güneş enerjiyle çalışan fırın sayesinde her gün iki, ayda 60 öğün yemek çıkarıyoruz.Et nous servons 60 couverts deux fois par jour avec ce four solaire.
Güneş enerjiyle çalışan fırın sayesinde her gün iki, ayda 60 öğün yemek çıkarıyoruz.Ja me tarjoamme 60 ateriaa kaksi kertaa päivässä valmistettuna aurinkoenergialla.